Whisper of Death RPG
Sitemize hoş geldiniz.
Lütfen giriş yapınız ya da üye olunuz.

WoD Yönetimi.



 
AnasayfaKapıSSSKullanıcı GruplarıKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 Twins of Bartolomej.

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Krystelle Bartoloměj
Slytherin VI. Sınıf Öğrencisi
Slytherin VI. Sınıf Öğrencisi
avatar

Lakap : Krys, Stelle, Xtelle.
Rp Sevgilisi : Tamam yalana gerek yok, Hansey.
Mesaj Sayısı : 528
Kayıt tarihi : 19/08/10

Özel
Rp Puanı:
99/100  (99/100)

MesajKonu: Twins of Bartolomej.   Paz Şub. 03, 2013 10:58 pm

    Başvuru Formu + Ekler:
     


    "Salazar'ın asasını Ollivanders'tan aldığını biliyor muydun?" diye sordu gözleri parıldayan küçük sarışın oğlan çocuğu. Hevesle alacağı cevabı bekliyordu ki, yanında duran ve ondan bir iki santimetre daha uzun olan kız çocuğu bakışlarını ona kaydırdı. Kollarını göğsünde bilmiş bir tavırla birleştirerek, "Hayır," dedi ve birkaç saniye sessizliğin ardından devam etti. "Çünkü sen uydurdun." Hahlayan Krystof suratını ekşitti. Krystelle'ı kandıracaktı günün birinde. Yaşına göre fazla büyük gösterten sırıtışını takındı çabucak. Etrafını hararetle izleyerek, yeni bir yıl için koşuşturan öğrencilere baktı. Bir gün o da onlar gibi olabilecekti. Aklına dolan düşüncelerin etkisiyle istemsizce içini çekti. Gözleri hemen karşısında duran süpürge dükkanına takılmıştı. O muhteşem süpürgelere. Krystelle'ı koluyla dürttüğünde kızın bakışları da peşi sıra ona yönlendi. İkisi hızla o tarafa koşturup cama yapıştıklarında, arkalarında duran Anthony Bartolomej kolundaki karısının kulağına eğildi. "Çocuklarımız işlerini biliyor," dedi gururla sarışın ikizlere bakarak. Baktıkları süpürgelere kaydı gözleri. Krystof en son çıkan en hızlı süpürgelerden birisine heyecanla bakıyordu. Krystelle ise onun yanındaki tarihi geçmiş süpürgeye. Adam bir an için durakladı. Nasıl yani? Kızının yanına ilerleyerek ellerini onun küçük omuzlarına bastırdı. "Bunu mu istiyorsun?" Küçük kız hararetle başını salladı ve eliyle süpürgenin arkasında duran posteri işaret etti. "Onu istiyorum." Otuzlu yaşların ortalarında olan ve henüz genç sayılabilecek adam gözlerini devirdi. Henüz sekiz yaşında olan kızının süpürgeyle ilgilendiği filan yoktu. Dönemin en ünlü Quidditch oyuncusunun posterini işaret ediyor, adama hayranlıkla bakıyordu. Merlin'in sarkık donu adına, sadece sekiz yaşındaydı... Sadece sekiz! Yıllar sonra birisi Anthony'e kızının içindeki erkek canavarını ne zaman fark ettiğini sorarsa, bugün olduğunu söyleyebilirdi adam. Bunu kafasına yazarak Krystof'a döndü. O da bir kıza mı bakıyor diye düşünmeden edemedi ama oğlu onu haksız çıkardı. Çünkü Krystof süpürge ile aşk yaşamakla meşguldü. "Anne..." Bu ses tonunu çok iyi tanıyordu Dementia Bartolomej. Küçük çocukları ne zaman bir şey isteyecek olsalar en sevimli hallerine bürünür, gözlerini kocaman açarlardı ve seslerini inceltirlerdi. Bunu alışkanlık haline getirdikleri zamanlar dahi olmuştu. Kafasını iki yana salladı Dementia. "Sana söz veriyorum Krys, bir gün bundan çok daha güzel süpürgelerin olacak. Öyle ki en iyisi sende olacak." Krystof bu cevaptan mutlu olmadı. Omuz silkerek arkasını döndü hızla ve doğruca birisine tosladı. Kime çarptığını görmek için kafasını kaldırdığında buz mavisi bakışlarla göz göze geldi. Anna.

    Krystof sevinçle henüz dördüncü sınıfta okuyan kıza sarılarak geri çekildi. Daha doğrusu geri çekilmek zorunda kaldı. Krystelle onu ittirerek Anna'ya sarıldı zira. Ona dil çıkaran Krystof hayranlıkla Anna'ya bakarak tatlı tatlı gülümsedi. Anna Lizzie Malfoy. Bartolomejler ve Malfoyların arası daima iyi olmuştu, hele ki büyük yıkımdan sonra. Malfoy ailesi katledildiği zaman, kaçan kızlara yardım etmekten bir an için olsun çekinmemişti Bartolomej ailesi. Şimdi de o dört kızı, kendi çocukları gibi severlerdi. Elbette başlarını da Anna çekiyordu. Genç kız soğuk surat ifadesinden arınarak çocuklara gülümsedi, ardından onların omuzlarına dokunup Anthony'le Dementia'nın yanına ilerledi. İkilinin karşısına geçince hafif bir baş selamı verdi ve çekici bir ses tonuyla atıldı. "Sizi görmek büyük keyif. Anthony. Dementia." İkili kıza gülümsemeyle karşılık verdiler. Nasılsın diye soracaklardı ki, Krystelle buna izin vermedi. "Aly nerede? Ya Kimmy?" Anna küçük kıza baktıktan sonra omuz silkti. "Evdeler," diyerek Anthony'e döndü. Anthony ise biraz ciddileşerek ses tonunu alçalttı. Kimsenin duymasını istemiyormuş gibiydi. "Derslere erken başlatma konusunu düşündün mü?" Mavi gözleri derinleşen genç kız birkaç saniye durduktan sonra kafasını salladı. "İkizler daha sekiz yaşlarına girmediler. Alyssha onlardan büyük. Hepsi yaşlarına eriştiğinde başlatmayı düşünüyorum. Öbür türlü Alyssha kızların burnundan su getirtir. Ve eminim ki bunu yapar," diyerek güldü. Bütün kardeşlerini severdi Anna; ancak Alyssha onun gözdesiydi. Böyle bir ayrım yapmanın yanlış olduğunu biliyordu ama kendisini durduramıyordu. Alyssha ona o kadar çok benziyordu ki. "Anlıyorum," dedi Anthony. "Başlamaya karar verdiğin zaman bize gel. İzni ben hallederim, biliyorsun çocuğum." Anna başıyla onayladı. "Sizi görmek güzeldi," diyerek arkasını döndü. Çocuklara el sallayarak arkadaşlarının arasına katıldı. Onun arkasından bakakalan Krystof içini çekti. Her çocuğun bir ilk aşkı olurdu, genelde kendisinden büyük olan. Kendisininki Anna'dan başkası değildi. Bunu bilen Krystelle ona dirseğiyle vurdu. Ahlayan Krystof tam ona vuracaktı ki, Dementia oğlunun elini tuttu. Şaşırılmayacak üzere genç delikanlı hızla elini çekti. Elinin tutulmasını sevmezdi Krystof, Krystelle'ın aksine. Bunun onu küçük bir çocuk gibi gösterdiğini düşünürdü. Krystelle ise el tutan uslu çocuk olmanın getirilerini biliyordu. Dolayısıyla annesi elini uzattığında, doğrudan kabul etti. Bu onun, Alysshalarda kalmaya gidiş biletiydi.

    Sessizce birkaç dakika yürüdüklerinde, Ollivanders yazısını gören oğlan çocuğu adeta haykırdı. Onun heyecanına kapılan Krystelle da tıpkı onun gibi neşeyle yerinden sıçradığında Anthony tek kelime edemeden ikili koşarak dükkanın camının önünde durdular. Ağır adımlarla yanlarına gelen babaları onlara gülümsedi. Saçlarını karıştırdığında ise buna çok geçmeden pişman oldu. Küçük yırtıcı bir hayvan kesilen ikizler, babalarına hırlayarak saçlarını düzeltmeye koyuldular. Onların bu kadar süslü oluşu üzerine gözlerini deviren Anthony, Dementia'nın söyledikleri üzerine irkildi. "Sana benziyorlar." Hiç de bile demek üzere olan adamın itiraz edeceğini fark eden Dementia devam etti. "Her gün yatmadan önce yüzüne krem sürersin sen Anthony Bartolomej, hilç bahane arama. Ve saç takıntın?" Genç adam karısının yanağına bir öpücük kondurarak omuz silkti. "Bir gün yaşlanacağız." Dementia bugün değil diye karşılık verdi ve yavaşça kapıyı ittirdi. Açılan kapının ardından rahatsız edici zil sesi duyuldu. Bazı şeyler hiç değişmezdi, işte bu da onlardan birisiydi. Slytherin asasını buradan almamış olabilirdi; ancak kendisi buradan almıştı. Henüz on bir yaşındayken. O zamandan bu yana hiçbir şey değişmemiş olmalıydı. Tıpkı içeriden sesi duyulan yaşlı adam gibi. "Geliyorum geli... Ah.. Bartolomej! Şuna bak hele!" Yaşlı adamın ses tonundan sevindiği belli olmuştu. Anthony karanlıklar prensi olarak tanınabilecek bir adamdı. Bartolomej ve karanlık şöhreti birleştiğinde, en korkunç adamlardan birisi ilan edilebiliyordu. Ancak adam işi dışında, genellikle gülümsemeyi seven birisiydi. Hele ki söz konusu ailesiyse; dünyanın en iyi babası dahi olabilirdi. Çünkü çocuklarını ve karısını her şeyden çok severdi. Onlara surat asma düşüncesi onu mutlu değil, aksine rahatsız ediyordu. Onlar hep gülmeliydi. Karanlık yanlarını korudukları sürece. Ollivanders'ı da severdi adam. Sonuçta asasını alırken ona yardım etmişti. Anthony Bartolomej bir yardımı asla karşılıksız bırakmazdı.

    "Yaşlanmışsın Ollivander," dedi alayla. Sesindeki dalga geçtiğini belirten ton belliydi ki, yaşlı adam başıyla onayladı. "Belli ki sen de," diyerek ufaklıkları işaret etti. "İlk sene için heyecanlılar mı?" Ufaklıklar birbirlerine baktıklar. Tıpkı anne babalarının da yaptığı gibi. Krystof, Krystelle'ın kulağına bir şeyler mırıldanırken gözlerini onlardan ayırıp yetişkinlere çevirdi Ollivander. Aklı karışmış gibi görünüyordu ki, Anthony tamamen ciddi bir ifade takınarak cebinden bakanlık mühürlü bir zarf çıkardı. Ollivander gözlüklerini düzeltip onu açacakken, hızla atıldı. "Bakanlığın yeni yasası. Sekiz yaşına basan çocuklar evde özel ders alacaksalar yasal olarak asa alma hakkına sahipler. Tabii, bakanlıktan onayı aldıktan sonra." Ollivander şaşkın şaşkın anlıyorum anlamında mırıldandı. Kendi içinde bir şeyler düşündüğü birkaç saniyeden sonra güldü. "O zaman uygun asaları seçelim, değil mi?" Hepsi birlikte ikizlere döndüyseler de, ikizlerin yerinde yeller esiyordu. İçeride ise, fırtına. "ASANI ÇEK SENİ PİS KORKAK!" Krystof kaşlarını çatarak eline aldığı asalardan birisini Krystelle'a doğrulttu. Kız ona kötücül bir bakış atarak asa aramaya girişti ki, Krystof asayı salladı. "Bubbles!" Bunu daha önce Alyssha gizlice ablasının asasını aldığında yaparken görmüştü. Normalde, asanın ucundan baloncuklar çıkması gerekiyordu. Ancak olmadı. Aksine asa küçük çocuğu kabul etmeyerek onu yere fırlattı. Yere düşen Krystof acıyla inlediğinde, Krystelle kahkaha attı. "İyi denemeydi Krys." Kardeşini kaldırmak için elini uzattığında Krystof itiraz etmeden kız kardeşinin elini kabul etti. İkisi daima birlikte hareket ederlerdi; evet. Ancak sekiz yaş, onlar için biraz farklıydı. Bu sene daha çok didişir olmuşlardı; yine de bu onlara engel değildi. Onlar birbirlerine eziyet etmeyi de çok sevdikleri gibi, birbirlerini de her şeyden çok severlerdi. Krystof üzerini silkeledikten sonra raflara doğru ilerledi. Krystelle ise masum bakışlarını başka bir yere dikti. Bir tane asanın kutusunu aldığında, içerisindeki asayı çıkardı. "At Adamın Çığlığı. İçinde at adam kılı-" derken sözlerini tamamlayamadı küçük kız. Oğlan onun sözünü kesti saniye sektirmeksizin. "At adamlar eziktir." Krystelle bir saniye düşündükten sonra omuz silkerek asayı yerine koydu. Eşyaları dağıtmamaya özen gösteriyordu ki, Krystof'a döndü. Onun üst raflardan birindeki bir asaya ulaşmaya çalıştığını gördü. O kadar heyecanlı bakıyordu ki, kaşlarını çatan Krystelle doğruca oraya ilerledi. Asa alamayacağı kadar yukarıdaydı. Oysa kendisi de oraya tırmanabilecek kadar hafif.

    Eliyle üst rafı kavrayan Krystelle, zıplayarak ayaklarını sırayla raflara uzattı. Raflardaki bütün kutuları devirmeyi umursamadı. Bir basamak daha çıktı böylece. Asaya ulaşmasına ramak kalmışken, dolabın sallanmakta olduğunu hissetti. Çok az kalmıştı... Eğer elini şöyle koyarsa... "TUTTUM!" Bu kızın son sözleri oldu. Sıkıca kutuya sarılan kız, devrilen bütün asalarla birlikte yere kapaklandı. Dolap düşmemişti, hayır. Dolap onu oradan atmıştı! Oluşan görüntüyle ilgilenmedi Krystelle. Direk olarak asayı açmaya koyuldu ki Krystof'un elleri de onunkilerle aynı anda asayı kavradı. Birden, odanın içi aydınlandı adeta. Kız çocuğu içinin kıpır kıpır olduğunu hissediyordu. Gülümsedi. Tam o sırada bunlara tanık olan Dementia bir haykırış kopardı. "BURADA NE HALT YİYORSUNUZ?" İkizler birbirlerine baktılar. Annelerini tabiri caizse takmadılar bile. Birbirlerine baktıkları anda Krystof atıldı. "Asamı bana ver!" Hahladı Krystelle. "O benim!" Dişlerini sıkan oğlan çocuğu kafasını iki yana salladı. "Onu önce ben gördüm!" Krystelle asayı kendisine çekmeye çalıştı. "Onu oradan ben aldım!" İkisi de asayı kendisine çekmeye çalışırken dehşetle, Anthony çocukların tüylerini diken diken yaptıran nidasını kopardı. "KRYSTOF. KRYSTELLE. DERHAL BU REZİLLİĞE SON VERİN." İkizler bakıştılar. Bakışlarından alev çıkıyordu adeta. Kendilerine doğru çekmeyi kestiler asayı. Ancak ikisi de bırakmadı. Anthony yerdeki asa kutusu cehennemine bakarak kafasını kaşıdı, ne yapacağına karar vermeye çalışan bir ifadeyle. "Ollivander..." diye söze giriyordu ki, adam onu aldırmadı. Çocuklara yaklaştı ve ellerindeki asayı inceledi. Sonra ikisine de bakıp, yerdeki asalardan bir şeyler aramaya koyuldu. Onu şaşkınlıkla izleyen Dementia, adamın bu kadar sakin tepki vermesini muhtemelen bunun başına çok gelmesine yordu. Emin bile değildi ama öyle olmasını umuyordu. Çünkü küçük çocukları gittikleri her yerde insanları büyülerken, eşyalarını mahvetmeye bayılırlardı! Yaşlı adam eline bir asayı aldığında hahladı. Önce kıza uzattı ve tek kaşını kaldırdı, hiç de çekici olmayan bir biçimde. Krystelle kaşlarını çatarak kafasını iki yana salladı. Yaşlı adam bakışlarını Krystof'a çevirdiğinde ise delikanlı ne yapacağına karar veremeyerek babasına baktı. Babasının onayını alınca, diğer asayı bırakmadan boştaki eline adamın uzattığı asayı aldı. Ve sanki o an, bulutlara dokunduğunu hissetti. İçine gelen güçle gülümsedi ve diğer asayı bıraktı. Yeni asaya sarılırken, Anthony şaşkın, Krystelle ise kıskanmıştı. Diğer asaya dokunmak için hareket ettiği sırada Dementia ı-ıh diyerek kızını engelledi. Ollivander ise gülerek meraklı ailenin merakını gidermeye başladı. "Kardeş asalar. Birbirlerine büyüyle bağlıdırlar, ikisi de oldukça güçlüdür. Aralarındaki tek fark, Krystelle'ın elindeki Zümrüd-i Anahtar. Unicorn kuyruk kılı var. Oğlanınki ise, Karanlığın Şafağı," dediğinde Krystof kendi ismini daha havalı bularak Krystelle'a sırıttı. Oysa adamın diğer sözüyle, suratı tamamen asıldı. "Farklı olarak, Unicorn yerine At Adam kılı var." Krystelle öyle bir kahkaha attı ki, Krystof sinirle ona baktı. Bir şeyler diyecekti ki, Ollivander buna izin vermeyerek asaların diğer özelliklerini saymaya başladı. "Asalar......." Sözlerini bitirdiğinde, iki çocuk da asasından oldukça mutluydular. Suratında gülümsemeyle babalarına döndüklerinde, Anthony Bartolomej başıyla onayladı. "Alıyoruz. Ve bir saat sonra görüşürüz sizlerle çocuklar. Bay Ollivander bu dağınıklığı toplarken ona yardım edeceğiniz için mutludur, değil mi Ollivander?" Yaşlı adam gülümsedi. Bartolomejler dükkandan çıkmadan önce son duyulan sözler, ikizlerin tek bir ağızdan haykırışı oldu. "BU HAKSIZLIK!"
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Garrick Ollivander

avatar

Lakap : -
Rp Sevgilisi : Gönül ister Madam Malkin.
Mesaj Sayısı : 86
Kayıt tarihi : 16/02/11

Özel
Rp Puanı:
97/100  (97/100)

MesajKonu: Geri: Twins of Bartolomej.   Ptsi Nis. 01, 2013 3:53 am

    Yaşlı Ollivander bu tür olaylara alışıktı. En azından öyle olduğunu düşünüyordu. O nedenle eski dostu Anthony Bartolomej'in, dükkanında küçük hipogrifler gibi koşturan iki ufaklığını pek sorun etmedi. Genç -kendisine göre oldukça genç- Dementia'ya aldırış etmesini söylemek isterdi ancak düşündüğü başka bir şey vardı ki bulmuştu da; bu ikisine verilecek asaları biliyordu! Derken küçük kız da yaşlı adamın aklını okumuşcasına doğru asadan yeşil ışıklar parlatarak bağırdı. Zümrüd-ü Anahtar. Gülümsedi yaşlı adam çocukların yanına gitmeden önce henüz düşündüğü tezinin direk doğrulanmasıyla.

    Birbirleri ile tartışan ikizlerin yanına gittiğinde başka bir raftan başka bir asa daha çıkararak oğlana uzattı böylece her ikisi de bir anlığına sakinledi. Oğlanınki de başarıyla sonuçlanın Ollivander asaların kardeş olduğunu belirterek anlatmaya başladı.

    Her iki asaya da aynı Tek Boynuzlu Atın Kuyruk Kılı konulmuştu, o nedendir ki asalar saf güç içeriyordu;Aynı Unicornlar gibi sakin ve uyumlu ancak yanlış bir durum sonrası sonsuza dek lanetleyebilecek kadar saf güç.
    ;;Kızınki, Zümrüd-ü Anahtar, Ollivander'ın gençliğinden hatırladığı bir asaydı, özü neşeli fıstık ağacından yontulmuş güzel dalıyla birleştiğinde göz kamıştırıcı güzelliğiyle hafızasına kazınmıştı. 26 cm. açık renkli ve çevresinde yaprak motifleri olan bir asa. Ağaçtan dolayı kırılgandı ancak özündeki kıl onu dayanıklı kılıyordu.
    ;;Oğlanınki, Karanlığın şafağı. Kardeşine göre daha uzun bir asaydı, daha koyu renkli ve daha az motifli ancak en az onunki kadar güzeldi. Kılı saran selvi dalı.. Selviyi kullanmayı severdi Ollivander, asla yapraklarını dökmeyen, durmaksızın uzayan, altında gölgeye ihtiyaç duranları severek barındırıp daima genç duran bu ağaç karakterini birebir asaya yansıtırdı.

    Her iki asa resmi olarak sahiplerini bulduğunda iki küçük çocuğu süzdü Ollivander. Durmadan didişiyor olabilirlerdi ancak büyüyünce sığınacakları ilk kişi birbirleri olacaktı, kız neşeyle ışıldarken, oğlan her güçlüğe karşı dimdik orada olacaktı. Çocukları ortalığı toplamak için bırakıp ayrılmadan önce dostu Bartolomej'e yavaşça mırıldandı "Oğlun sana çok benziyor Anthony." Gülümsedi. Adamın onun yanılmadığını bildiğini biliyordu.

    Çocuklar gidince dükkanını bildiği gibi yeniden düzenledi. Huysuz bir ihtiyar gibi davrandığının farkındaydı ama bundan vazgeçecek değildi, kendine kurduğu karmaşık bir düzeni vardı. Bunu başkalarının anlamasından hoşlanmazdı. Ki kimse de zaten bu düzenin varlığına pek inanmazdı. Merlin'in Burnundan Kısa Asası Adına, bu dükkan'ın düzenlenmesi asla bitmeyecekti ve Ollivander'daki hiçbir asa yaramaz küçük çocuklar yüzünden kırılmayacaktı.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
 
Twins of Bartolomej.
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Whisper of Death RPG :: B Ü Y Ü L Ü B Ö L G E L E R :: Diagon Yolu :: Ollivander's Asa Dükkanı-
Buraya geçin: