Whisper of Death RPG
Sitemize hoş geldiniz.
Lütfen giriş yapınız ya da üye olunuz.

WoD Yönetimi.



 
AnasayfaKapıSSSKullanıcı GruplarıKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 no, definitely not this one.

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Heather Campbell

avatar

Lakap : Pek çok şey, yaratıcılığınıza bağlı olarak. :P
Rp Sevgilisi : Edepsiz sevgilime koca bir kalp. <3
Mesaj Sayısı : 42
Kayıt tarihi : 01/02/13

MesajKonu: no, definitely not this one.   Paz Ara. 29, 2013 6:47 am


heather & hans & gordon sunar.


En son Heather Campbell tarafından Paz Ara. 29, 2013 7:06 am tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Heather Campbell

avatar

Lakap : Pek çok şey, yaratıcılığınıza bağlı olarak. :P
Rp Sevgilisi : Edepsiz sevgilime koca bir kalp. <3
Mesaj Sayısı : 42
Kayıt tarihi : 01/02/13

MesajKonu: Geri: no, definitely not this one.   Paz Ara. 29, 2013 6:48 am




Uzun bir yürüyüşün ardından -çünkü bir adresi baykuş kadar hızlı bulmak kolay değildi- kapıyı inatla, sert biçimde çaldı genç kız. Bu üçüncü çalışıydı ve içeriden sesleri duymasına karşın kimse kapıyı açmaya tenezzül edecekmiş gibi durmuyordu. Kaşlarını çatıp kapıya yumruğunu indirdi. "Seni lanet olası çocuk, eğer kapıyı iki saniye içinde açmazsan başka bir çocuğun daha olmayaca-" sözünü tamamlayamadan, kapı hızla açılıverdi. Tamam, biraz olsun başa gidersek Heather Campbell, ayağında uzun topuklu ayakkabıları -boyunun çoğu kızdan daha uzun olduğu unutulmamalı- kolunda süslü Prada çantası, kışlık bir elbise ve ince bir kaban ile oldukça hoş bir biçimde, Hans Landers'ın kapısında dikilmekteydi. Cisimlenmeyi bilmediğinden değil, bir ay içinde iki kere cisimlenme büyüsü kullanmasından dolayı -yaşı hala on altıydı- bir dahakinde mahkemeye verileceği gerçeği yüzünden cisimlenemiyor, bunun yerine cici ayaklarını kullanıyordu. Zira etekle süpürgeye binmek hiç kolay değildi.  Bu kadar yolu çekmesinin tek amacı, Hans'ın büyük gününden önce korkunç bir damatlık ile düğünde belirmesini engellemekti. Çünkü yazdığı mektupta ikinci el bir damatlığın yeterli olacağını belirmişti. Düğünü için, ikinci el damatlık... Bunun üzerine Heather onu alışverişe çıkaracağına söz vermiş ve öz abisi -bu durumda sağdıç oluyor- Gordon ile beraber, bugün için sözleşmişlerdi. Şimdi kaldığımız yere geri dönecek olursak, kapı açıldığında genç kız derin bir nefes almıştı ki sarışın bir kızla -ve hayret verici bir şekilde Heather'dan uzundu- göz göze geldi. "Evlilik öncesi kaçamak yapıyorsa- ah dur, sen Rus kızısın!" Kızın konuşmasına fırsat vermeden ona sarıldı Heather. Natalia'nın ismini pek çok kez duymuştu. İşin aslı, aynı ortamlarda da bulunmuşlardı fakat hiç tanıştırılmamışlardı. Ve Heather için bu büyük bir felaketti. İki tane abisi vardı; ev arkadaşlarını bilmek hakkıydı! Gordon onlarla yaşadığına göre, geriye bir tek Hans kalıyordu.

Geri çekildiğinde kızın suratında afallamış bir ifade olduğunu gördü. "Eğer Hans'ı kısır bırakmak konusunda ciddiysen, seve seve yardım edebilirim!" İkisi birlikte güldüklerinde Heather elini uzatarak gülümsedi. "Ben Heather, Heather Camp-" sözü tekrardan yarım kaldı çünkü Natalia, onun kim olduğunu anlayarak kahkaha attı. "Heather, ah tabii ki. Shane'in müthiş sevgilisi. Gözlerimle görene kadar inanmayacağıma yemin etmiştim." Başka bir durumda tanımadığı insanlardan bu sözü duyuyor olsa, muhtemelen laf sokardı genç kız ama gülümsedi. Shane'in arkadaşlarının bariz atıflarına alışmıştı ve açıkçası bundan zevk alıyordu. Edepsiz küçük sevgilisi -neden böyle seslendiği konusunda bir fikri yoktu; zira pek küçük sayılmazdı- onun sır kutusuydu ve insanlar bunu bilmezken, onun tüm harikalıklarını keşfetmeyi seviyordu. Bir de tabii karşısındaki meşhur Rus kızıydı. Hans ile aynı evde yaşayabilen bir insandı. Heather'ın takdirini daha ilk günden kazanmıştı. Ona gülümseyip omuz silktiği sırada etrafına bakındı. "Hans'ı arıyorsan, lavaboya bakmalısın. Sizinle alışverişe gelebilmeyi isterdim ama Hans benimle bir daha alışverişe çıkmayacağına yemin ettiğinden beri elleşmiyorum. Onu iç çamaşırı mağazasına sokmuştum," dedi sanki önemli bir şey değilmiş gibi. "Ah. Bilirim. Shane de benimle gelmemeye yemin etti, bu yüzden bugün yok. Gerçi o iç çamaşırı mağazasına bayılmış ve tüm fantezilerini açık açık ilan etmişti ortalıkta. Sanırım gelmemesinin sebebi tüm yükleri ona taşıtmamdı."  Natalia kahkaha atarak erkekler diye mırıldandıktan sonra odasına ilerledi. Arkada kalan Heather, birkaç saniye öylece durdu ve hiç düşünmeden lavaboya ilerledi.

Tuvaletin kapısı açıktı ve içeriden duyulan küfürler üzerine hayırlı şeyler olmadığı kesindi. Hayırlı şeyler olurken yalnızca Shane küfrederdi çünkü. Kendi kendine şapşalı hatırlayıp gülerken, içeri daldı. "Güzel kızımız süslenmekle mi meşgul acaba?" Ve Hans önünü döndü. Heather'ın ağzından çıkan ise yalnızca aman tanrım oldu. Çünkü üç dakika boyunca, tek yapabildiği kahkahalarla gülmekti. "Gerçekten de süslenmekle meşgulmüş!" Kendisine gelebildiğinde, Hans ona kötü bakışlar atmayı keserek homurdandı. "Gülmen bittiyse..." Başını zoraki sallayabilen Heather, öne doğru bir adım attığında Hans suratını büzdü. "Rus kızı yaptı. Sabah uyandım ve... Böyleydim. Her büyüyü denedim. LANET OLASI ŞEYLER ÇIKMIYOR. Yardım et bana Heaths!" Delikanlı o kadar çaresiz görünüyordu ki, gülmek yerine dudaklarını ısırdı bu defa genç kız. Derin bir nefes alıp, elini adamın dudaklarına değdirdi. Kırmızı dudaklarına. "Çıkmayan ruj. Kırmızı. Güzel seçim. Dört ay sonra kendiliğinden geçer." "HAFTAYA EVLENİYORUM!" "Yani kırmızı rujla sorunun yok?"  "Heather Campbell!" Yeniden gülme krizine tutulan genç kız, adamın kırmızı rujlu dudaklarını süzdü. Oldukça çekici görünebilirdi, eğer Hans bir kız olsaydı. Natalia'nın kullandığı muggle yöntemine saygı duyarak, birkaç saniye için hiçbir şey yapmamayı düşündü. Oysa Hans bir gerçeğe değinmişti: adam evleniyordu! "O bakışı biliyorum..." Kahkaha atan Heather, yalnızca boxerıyla dolaşan adama bakmadan salona ilerledi. Kendisini pislik içerisinde yüzen salondaki en az pis yere, Hans'ın yatağına attı. "Birazdan Gordon gelir. Seni böyle görsün istiyorum. Eğer ona hoş geldin öpücüğü verirsen, söz veriyorum çıkartacağım Hansey." İçeriden bir kahkaha duydu. Eh, tahmin edebileceğiniz gibi kahkaha Hans'a değil, Natalia'ya aitti. Demin evi inlettiği müziği kapamıştı ve adeta koşarak gelerek, kendisini Heather'ın yanına attı. Üç saniye sonra Hans önlerinde dikilirken, kırmızı rujlu dudaklarını büzdü. "Yatağımdan uzak dur seni canavar. Ve sen Heaths... SEN KİMİN TARAFINDASIN?!" Heather önce Hans'a, ardından Natalia'ya baktı. "Team kırmızı ruj!"

Hans homurdanırken, kapının çalması gecikmedi. Bunun üzerine üçlü yalnızca birbirlerine baktılar. "Görev zamanı Monster," dedi Natalia kollarını göğsünde kavuşturarak. Ona katılan Heather, Hans bu durumdan ne kadar rahatsız gözükse de aslında adamın içten içe eğlendiğini bildiği için tek kelime etmedi. Bu eve bu kadar geç geldiğine inanamıyor, bunun daha da garipleşemeyeceğini düşünüyordu ki; Hans kapıyı açtığı an bir ses duyuldu. Bir çığlık. Bir çığlıktı değil mi o? Ve genç kız, abisinin çığlığının seksen yaşında bir kadın sesiyle aynı çıkmayacağından emindi. Bu yüzden merakla yanındaki sarışın kıza yöneldi. Kızın gözlerinde gördüğü bakışı yemin edebilirdi ki Shane'in gözlerinde sevişirken görmüyordu. "Sixsmiths..." diye mırıldanırken Natalia, Heather Hans'ın mektuplarından birini hatırladı. Sixsmithslere ayrılmış koca bir sayfa vardı. İşte tam bu yüzden, Natalia'nın peşinden kapıya doğru ilerlemek için saniye düşünmedi. O an, karşısında gerçekten de seksen yaşlarında iki yaşlı kadını neredeyse bayılacakmış gibi gördüğünde kahkahasını bastırmakta zorlandı. Ve en sonunda dayanamayarak, kahkahayı patlattı. Bu defa bakışlar ona yönelirken Heather'ın aksine Natalia soğukkanlı bir şekilde yaklaştı. Leş görmüş akbaba gibi gözüküyordu ki, kadınların elindeki kek tepsisini alarak haykırdı. "Ah, çok düşüncelisiniz!" Heather yanılmıyorsa -Gordon ona cin gibi olduğunu ve hiçbir şeyi unutmadığını söylerdi- Hans mektupta Natalia'nın onlardan ne kadar nefret ettiğini de söylemişti. Demek ki tüm olay kekte bitiyordu. Nedense şaşırmadı Heather.

Kadınlardan ikisi de ses çıkarmazken, göz ucuyla Hans'a baktı. Kırmızı ruju ve yalnızca giydiği siyah boxerı ile hakkında ne düşünülmesi gerektiğinden kız bile emin değildi. İkinci kez işlerin daha da garipleşmeyeceğine kanaat getirmişti ki, bir ses duyuldu merdivenlerden. Gelen kişi görünmüyordu ama Heather'ın kahkahasını duymadan o kadar katı çıkmış olması imkansızdı. Eh, tahmininde yanılmadı genç kız. "Heaths, kahkahanı duyabiliyorum. Ve eğer Rus kızı ile bir olup benim aşkıma eziyet ediyorsanız-" Gordon iki yaşlı kadını görünce sustu. "Ah... Merhaba... Bayan Sixsmithsler... Sizi görmek..." Ne saçmalayacağını bilemeyen Gordon, bakışlarını Hans'a çevirdiğinde tek kelime daha edemedi. Heather gülme krizinin tüm bedenini sardığını hissederken derin bir nefes aldı. Eğer gülerse akşama kadar gülerdi ve kızın kahkahası o kadar yüksek tonajlıydı ki, iki kilometre öteden herkes buna tanık olurdu. Bu duruma kendisiyle aynı objektiften bakabilen tek kişi olduğuna inandığı kıza döndü. O an, demin tüm ciddiliğiyle kekleri hiçbir şey olmamış gibi kabul eden kızın suratının kıpkırmızı olduğunu gördü. En az domates kadar kırmızıydı ve dudakları adeta genişlemişti yanlara doğru. Küçük, birkaç saniyelik sessizlikte kimse konuşmadı. Suratı kızaran Rus kızı hiçbir şey demeden, içeriye doğru ilerledi. Daha iki saniye geçmemişti ki müthiş bir kahkaha duyuldu. Bunun üzerine Heather daha fazla dayanamadı. Kahkahasını koyverdiğinde, yaşlı kadınlardan birinin küfür ettiğine adı gibi emindi. Hans'ın da öyle.


Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
 
no, definitely not this one.
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Whisper of Death RPG :: Ü L K E L E R :: Londra-
Buraya geçin: