Whisper of Death RPG
Sitemize hoş geldiniz.
Lütfen giriş yapınız ya da üye olunuz.

WoD Yönetimi.



 
AnasayfaKapıSSSKullanıcı GruplarıKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 erised.

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Krystelle Bartoloměj
Slytherin VI. Sınıf Öğrencisi
Slytherin VI. Sınıf Öğrencisi
avatar

Lakap : Krys, Stelle, Xtelle.
Rp Sevgilisi : Tamam yalana gerek yok, Hansey.
Mesaj Sayısı : 528
Kayıt tarihi : 19/08/10

Özel
Rp Puanı:
99/100  (99/100)

MesajKonu: erised.   C.tesi Ağus. 17, 2013 2:25 pm

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Krystelle Bartoloměj
Slytherin VI. Sınıf Öğrencisi
Slytherin VI. Sınıf Öğrencisi
avatar

Lakap : Krys, Stelle, Xtelle.
Rp Sevgilisi : Tamam yalana gerek yok, Hansey.
Mesaj Sayısı : 528
Kayıt tarihi : 19/08/10

Özel
Rp Puanı:
99/100  (99/100)

MesajKonu: Geri: erised.   Paz Ağus. 18, 2013 9:23 am



    Elini tuttuğu ikizinden güç alıyordu genç kız, karanlık sokakta ağır adımlarla ilerlerken. Vazgeçip arkaya dönmek çok daha kolay geliyordu gözüne. Belki de ikizine haber verme sebebi de buydu; oysa Krystof sabahtan beri yüz defa bunu gerçekten isteyip istemediğini sormuştu. Vazgeçseydi, şimdiye geçerdi. Kararlı bir biçimde ilerlemeye devam etti. Eski dükkâna vardıklarında derin bir nefes alarak durdu. “Biliyor musun, sen hiç söylemedin.” Başını çevirip içinde kuşkuların adeta ahenkle süzüldüğü gözlerini ikizininkilere dikti. Genç adam neyi demek üzereydi ki anladı Krystelle’ın bakışlarından, merak ettiği şeyin ne olduğunu. Yakışıklı suratına bir gülümseme yayıldı ve kızı kendisine çekerek saçlarına bir öpücük kondurdu. “Biliyorum.” Beklediği cevap bu değildi kızın, kaşlarını çattı. O an dükkânın kapısı içeriden gıcırdayarak açıldı ve yaşlı Andy ikizlere olabilecek en soğuk biçimde baktı. Ardından yavaşça bir gülümseme yayıldı adamın suratına ve gülerek sarıldı ikiliye. “Şuna bak. Kocaman olmuşsunuz!” Üçünün aynı anda sarılması komik bir sahne olsa da, memnuniyetle karşıladı adamı Krystelle. Andy’i küçükken ziyaret ettiklerini hatırlıyordu, Aphrodite karanlığı yeniden canlandırmadan önce. Toplantılar yapılır, karanlık toplanırken burada zaman geçiriyorlardı ikili kimi zaman. O zaman karanlığın cenneti gibiydi burası ikiliye. Esrarengiz oyuncaklardan oluşan, bitmek bilmez bir dünya. Adamın kimseye gülmediği bilinirdi, neticesinde çoğu insan Andy’nin gülme yeteneğinden yoksun olduğunu iddia ederdi. Krystelle buna her seferinde gülerdi. Çünkü eğer bu adamı güldürebilecek birileri varsa; merhaba Bartolomej ikizleri demeniz gerekir. Gülümsedi Krystelle, adamın kollarından sıyrılıp. Tozlu eşyaların efsunlu çekiciliğini gözleriyle süzerken yapılacak uzun konuşmaları sonraya bırakmaya karar verdi. Beklediği her saniye kaçıp gitmek istiyordu buradan. Kendisinden hiç bu kadar korkmamıştı, şimdi ise katlanamıyordu zihnindekileri öğrenmeye.

    “Konuşacak çok zamanımız olacak Andy, ondan önce buraya senden bir iyilik istemeye geldik. Geldim…” Dönüp başını adama baktı Krystelle. Yaşlı suratı merak içerisinde kırışmıştı ve kızın ne söyleyeceği konusunda hiçbir fikri olmadığı belliydi. “Kelid’e bakmak istiyorum. Burada olduğunu biliyorum.” Ölüm sessizliği oldu. Adam bu isteğini yadırgamamıştı ama bunun altında başka şeyler yattığını sezmişti belli ki. Biraz düşündü ve kafasını sallayarak onayladı. Arka taraftaki odaya doğru yürümeye başladı, kapıya elini atınca durdu. “Bazen en büyük hayallerimiz en büyük korkularımızdır Krystelle. Bunu yapmak istediğinden emin misin?” Adamın, düşüncelerini bu kadar kolaylıkla anlaması ürpertse de onu, başıyla onayladı genç cadı. Durduğu her saniye bir şeyini kaybediyormuş gibi hissediyordu. Bir şeylerini kaybetmiş olmaktan korkuyordu… İçinden gelen, onu o yapan duyguları. Dönüp Krystof’a baktı içeriye adımını atmadan önce. Ona destek veren gülümsemesini gördükten sonra Andy’nin omzunu pat patlayarak içeri girdi. Kapı ardına kadar kapandığında refleks olarak asası ile zifiri karanlık odayı aydınlattı. Önünde, örtülerin altında duran koca aynayı gördü. Sarı saçları yüzünü perdelerken ilerledi aynaya kadar. Gözlerini sıkıca yumarak örtüyü çekiverdi. Açmadı gözlerini önce. Beyninde kırmızı alarm yankılanıyor, bitmek bilmez bir acı yayılıyordu bedenine. Aynada onu görürse ne yapardı? Bununla, bu aptal duyguyla nasıl yaşardı? Derin bir nefes aldı ve oksijenin ciğerlerini yakmasına izin verirken, araladı yeşil gözlerini. Kendisini görüyordu, elinde tuttuğu asası ile aynaya bakarken. Karanlıktı gerisi. Neler olacağını, ne zaman olmaya başlayacağını bilmiyordu. Merlin aşkına, genç kız daha önce baktığını dahi anlamamıştı aynaya. Hüzünlü gözleri aynayı süzerken, bir hareketlenme oldu hemen karşısında. Birdenbire kızın üzeri değişti. Yeniden o yeşil tavşan kostümünü giyiyordu şimdi, o tanıdık, sonunda çöpü boylamış olan kostümü. Ayağa kalktı yansıması. Ve gülümsedi. Öyle bir gülümsedi ki, kendi kendine gülümsemeden duramadı Krystelle. İçinde hissetti huzuru, korkuları kayıp giderken zihninden.

    “Öylece suratını ekşitmeyi kesmelisin Krystelle. Sen gülmek için varsın.” Ağzından böyle kelimeler dökülmediğinden emindi ki, karşısındaki aynadaki kız kollarını göğsünde kavuşturdu. Öylece bakıyordu Krystelle ona. Mutlu gözüküyordu değil mi? Gülebiliyordu, tıpkı eskisi gibi. Oysa kendisi korkuyordu. Kızın o kostümü giymesi onu korkutuyor, düşüncelerini kanıtlıyordu adeta. Belki de çok geç olmadan çekip gitmeliydi. “Bu kadar şaşırmamalısın. Başkasını mı bekliyordun? Alınmak üzereyim.” Konuşsa duyar mıydı? Cevap verir miydi? Dudaklarını araladı Krystelle. Kelimeler dudaklarından beklediğinden daha kısık bir seste, adeta fısıltı ile döküldü. “Neden?” Omuz silkti karşısındaki. Ona tepeden öylece bakarken tıpkı kendisi gibi gözüküyordu ama bu defa, onun kendisi olmadığını biliyordu kız. “Ah, pek çok sebebi var aslında. Hangisinden başlamamı istersin?” Cevap vermedi. Aynaya öylece bakmaya devam etti ki, tıpkı kendisi gibi geveze olan yansıması devam etti. “İstediğin şey hayatında hiçbir şeyin değişmemesiydi. Buradayız işte, olaylar başlamadan önce. Kelid’e bakıp kendini gördün. Laneti aştın Krystelle. Ve şimdi, o gündeyiz işte. O andayız. Gerçekten mutlu hissettiğin eski günlerden birinde.” Kuşkulu bir biçimde ayağa kalktı hala ışıklar saçan asasını yerde bırakarak. “Hadi ama bu senin böcürtün değil, en büyük hayalin. Gerisi zırvalar. Ben Krystelle Bartolomej’im. Bu sensin. Hep gelecekteki sen olsaydın, geçmişteki haline ne derdin diye düşünmemiş miydin? Bu senin fırsatın. Yalnızca kendi kendine yetmek istemiştin bunca zaman. Kimseye muhtaç olmadın. Güçlü oldun. Denemeye devam et Krystelle.” Afallamış kız kafasını salladı. Bakışları kendisini süzerken, onda neyin farklı olduğunu bulmaya çalıştı ama bulamadı. Hayatında şok etkisi yaratan adamı tanımadan bir saat öncesiydi yalnızca. “Onunla tanışma.” Sözler ağzından adeta ağır ağır döküldü. Karşı taraftaki ise bunu anlayışla karşıladı. Bakışları, kıza güveniyor gibiydi. “Ben iyi olacağım Krystelle. Ve sen de. Çünkü biliyorsun, zihninin içinde bir yerlerde olduğumu, orada olacağımı. Gülümse, sen ağlamayı sevmezsin. Burnun kızarınca küçük bir tavşana benziyorsun.” Dudakları kıvrıldı Krystelle’ın. Elini aynaya uzattı ve yansıması karşılık verdi. Bir an için öyle durdu genç kız. Sonsuza dek burada kalabilirdi; ama dönmesi gereken bir hayatı olduğunu biliyordu. Eğildi ve asasını aldı. Son bir kez baktı aynaya. Bu defa kıyafetleri yeniden şu an üzerinde olandı. Aynı pozisyonda, aynı bakışı atıyordu. Dönüp tekrar bakmadı, odadan çıktı ve kendisine bakan iki adamın meraklı suratıyla karşılaştı. Tek kelime etmedi, ta ki on dakika sonra Krystof onu koluyla sarıp, konuşana dek.

    “Gördüğüm şeyi tarif edemem. Çünkü yüzünü göremiyordum. Elim elini tutuyordu. Bir kadındı. Sadece hissetmiştim, bedenime yayılmış bir zehir gibiydi ama bırakmak istemedim.” Daha önce neden açıklamadığını şimdi biliyordu kız. Krystelle’ın ona anlatmayacağını biliyordu, eğer durumları eşitleyecek bir şeye sahip değilse. Bir kuraldı aralarında. Sırra karşılık sır. “Orada cadılar bayramı kostümümle dikiliyordum, yalnızca ben.” Adam küçük bir sessizlikten sonra fısıldadı. “Hissettiğim şey aşktı. Bunu biliyordum, daha önce hiç yaşamamıştım ama biliyordum.” Onun bunu dilemesi o kadar da tahmin edilemez değildi genç kız için; ancak bir başkası duysa inanamayacağını biliyordu. İkizinin bir aşkı istediğini hiç düşünmemişti. Tıpkı kendisinin de yalnızca kendi kendini istediğini düşünemediği gibi. “Geçen sefer baktığımda yalnızca ben vardım. Bir dileğim yoktu… Bu defa, yalnızca kendimi görebilmekti istediğim. Belki de eskiye dönebilmek…” Krystof bir şey söylemedi, yalnızca başıyla onayladı. O an anladı Krystelle, hayatını gerçekten etkilediğini birilerinin. Değişmişti, birisi kaderine işlemiş, onu değiştirmişti. Ancak bu demek değildi ki ona mecburdu. İstediği unutmaktı kızın, onunla olmak değil. Neden bilmiyordu ama bu düşünceyi daha çabuk benimsedi. Kendi sesi canlandı yeniden zihninde. İstediği sürece her şeyi yapabilirdi. Şimdi, ne istediğinden emindi artık.
    Unutmak. Yalnızca unutmak.



the end.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Gianna de Laurentis
Ravenclaw VII. Sınıf Öğrencisi
Ravenclaw VII. Sınıf Öğrencisi
avatar

Lakap : Gia, Anna ya da boynuzkuyruk diyorlarmış.
Rp Sevgilisi : alexander ama... aması var işte hayırlısı *kim bu alexander? - simon*
Mesaj Sayısı : 287
Kayıt tarihi : 30/08/12

MesajKonu: Geri: erised.   Cuma Ekim 09, 2015 10:18 am

kız krystelle sende vardım elyot'a



Just perfect:
 

Gölgelerden kaçarken.:
 

Spoiler:
 
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Sponsored content




MesajKonu: Geri: erised.   

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
erised.
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Whisper of Death RPG :: B Ü Y Ü L Ü B Ö L G E L E R :: Knokturn Yolu :: Borgin&Burkes-
Buraya geçin: