Whisper of Death RPG
Sitemize hoş geldiniz.
Lütfen giriş yapınız ya da üye olunuz.

WoD Yönetimi.



 
AnasayfaKapıSSSKullanıcı GruplarıKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 Biz birbirimizi seçtik; the best couple ever!

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Flair Johnson

avatar

Lakap : Fair koydu biri kim bilmiyorum cidden kim o ben hep crazy derler sanıyordum
Rp Sevgilisi : victor victor malfoy olan :D another love ı sırf benim için yazdı yani victoruma yavşayanı döverim dağılın oğlum
Mesaj Sayısı : 39
Kayıt tarihi : 04/04/13

Özel
Rp Puanı:
90/100  (90/100)

MesajKonu: Biz birbirimizi seçtik; the best couple ever!   Paz Ağus. 04, 2013 2:54 am


    *:
     
    *:
     


    Kişilik;
    Zeki, tam bir müzik dehası… Biraz bilmiş. Meraklı ve araştırmacı… Yani tavsiyem ondan bir şey gizlemeye çalışmayın sonuç sizin açınızdan hüsranla bitecektir. Deli dolu, eğlenceli, sevdiğini tam sevenlerden;  Geri kalan insanlarla da arasını iyi tutmaya bakar;  günün birinde işine yarayabilirler. Kimseyle bir alıp vermediği yoktur. İnsanın kişiliğinin yaşadıkları doğrultusunda geliştiğine inanır; ondan kimseyi yaptıklarından ötürü suçlamaz. Sonuçlardan ziyade bunların nedenleri onun için daha önemlidir. Hafife alınmaktan nefret eder; her şeyde en iyi olmak neredeyse onun için bir takıntı boyutundadır. Bu büyük ihtimalle Muggle bir aileden gelme olduğu içindir. Belki de bu yüzden kendini büyücü dünyasına sürekli ispat etmek zorunda hisseder. Ama kesinlikle kendine güvensiz biri değildir. Bildiği konularda ukaladır ve araştırmacı yapısı nedeniyle bilmediği pek bir şey de yoktur. Yenilgiye tahammülü yoktur. Hırsları nedeniyle biraz Slytherin'i andırsa da hayır, bu kızın Slytherin'le hiçbir alakası yoktur; onda sinsilikten gram bir şey bulamazsınız. Duygularını saklamaz çünkü insanın hislerini saklaması ona göre bir saçmalıktır. Asla çevresine karşı yalan söyleyen ikiyüzlü biri olmamıştır Flair. O tam bir Ravenclaw'dır ve bundan da oldukça gurur duyar.

    Aile:
    Fucking Muggle Parents

    Rp;
    Kapıdan içeri adımımı atar atmaz gördüklerim karşısında büyülenmiştim. Aslında o mektubumu elime aldığım andan itibaren bu haldeydim. Fakat dükkâna girdiğimde bu benim için bütünüyle yeni bir duyguydu. Sanki burası benim için yapılmış gibiydi. Tıpkı okul kütüphanesini andıran bir görünüşü vardı,  tabi kitapların yerini asalara almıştı ki bu çok daha mükemmeldi. Evet, tek kelime ile mükemmel.
    Oldukça sabırsız ve meraklıydım. Tozlu rafların arasında kaybolabilirdim. Tüm asları elime alıp incelemek ve onları denemek için can atıyordum. Bu halim yaşlı dükkân sahibinin dikkatini çekmiş olmalı ki ben daha onun varlığından bile habersiz şaşkınlık ve merak dolu gözlerle etrafı incelerken sesi ile irkildim.
    “Oldukça meraklı bir genç bayan olmalısın ufaklık.”
     Bunu hiç beklemiyordum işte. Ne kadar süredir orda olduğunu bilmiyordum. Onu fark etmediğim için biraz utanmıştım açıkçası ve masum masum adamın suratına baktım. Oldukça yaşlı görünüyordu, hatta gördüğüm en yaşlı adamlardan biri bile olabilirdi. Saçları tamamen beyazlamıştı. Yüzü buruş buruştu. Cildi kurutulmuş meyvelere benziyordu. Ama gözleri hala genç bir bireyin ki kadar parlaktı ve masmaviydi. O gözlere saatlerce bakabilirdim.
    Adam bana gülümseyerek baktı.
    “ Ben, şey, asa almak için gelmiştim, listemdeki tüm malzemeler bununla beraber tamamlanmış olacak.” dedim; Ellerimi arkamda birleştirip olduğum yerde hafifçe sallanarak.
    Adam tekrar gülümsedi ve “Öyleyse ne duruyoruz? Hadi bakalım, bu güzel bayanın sahibi kim olacak.”dedi.
    Ve teker tekrar tüm asaları incelemeye koyulduk ama adam bana hangisini uzatsa bir türlü olmuyordu. Sanki asalar kendi aralarında anlaşmış da bana gelmemek için direniyorlardı. Hepsi elimde patlıyordu resmen. Tanrım, tam bir faciaydım. Sanırım Hogwarts beni seçmekte hata etmişti. Bunun gerçek olamayacak kadar güzel bir hayal olduğunu bilmeliydim diye düşündüm. Sonuçta ne bekliyordum ki? Ailemde tanıdığım hiçbir insan büyücü değildi. Farklı olacağımı mı sanmıştım? Hepsi lanet birer Muggle'dı.
    İçimi tamamen bir umutsuzluk kaplamıştı bana son verdiği asayı yere fırlatmıştım. Adamsa bana gülümseyerek baktı gene. Lanet olsun, komik bir şey mi var, ben gülemiyorum da demek geldi içimden ama o kadar üzgündüm ki sadece yutkunup adama dolmuş olan gözlerimle kızgın kızgın baktım. O ise elini başıma uzatıp saçlarımı hafifçe okşadı.
    “Üzülme küçüğüm, asalar bazen inatçı olabilirler, neden birde sen denemiyorsun?”dedi.
    İç geçirdim ve omuz silktim. Sonuçta ne kaybedecektim ki. Denemeye değerdi ve adama sırtımı dönüp rafları şöyle bir gözden geçirdikten sonra en üstteki ve en soldaki asayı gözüme kestirdim; Onu işaret ederek.
    “Orda işte, onu istiyorum; en soldakini, benim için onu bana uzatabilir misiniz?”
    Adam şaşkınlıkla önce asaya sonra da bana baktı.
    “onu istediğinden emin misin ufaklık, buraya ilk asalarını almak için gelen pek çok genç büyücü onu fark etmezler bile ve söylemeliyim ki oldukça zorlu bir asadır; yani olmazsa üzülmemelisin”.
    Omuz silktim ve başımı evet anlamında salladım. Ne kadar zorlu bir asa olduğu umurumda değildi ya da daha öncekilerin onu fark edip etmediği de. Hatta onu fark etmedikleri için minnettardım. Çünkü biliyordum ki o asa oraya benim için konmuştu. Bunu damarlarıma kadar hissedebiliyordum o benimdi, benim olmak için yaratılmıştı.
    Gene de adam bana asayı uzatırken oldukça çekingen ve ürkektim; yeniden hayal kırıklığına uğramak istemiyordum, gözlerimi kapatıp elimi ona uzattım, hiçbir şey demedim ama içimden adeta benim olması için haykırıyordum. Lütfen benim ol, lütfen, lütfen, LÜTFEEN. Beynim haykırışlarım karşısında patlayabilirdi.
    Asayı elime verdiğin de bir süre gözlerimi açamadım. Sonra yavaşça bir gözümü açıp etrafı inceledim. Hiçbir şeyi kırmamıştım ve her şey yerli yerinde görünüyordu. Yavaşça başımı çevirip gözlerimi açtım ve derin bir nefes aldım. Asa tüm odayı hoş, insanın içini huzur ile dolduran bir ışıkla aydınlatmıştı.
    Evet, başardın Flair bu sefer gerçekten başardın dedim içimden kendime. Ve gülümsemem tüm suratıma yayıldı, gülmeden duramıyordum, hayatımda hiç o kadar muylu olmamıştım. Dükkâna girdiğim zaman söylediklerimi unutun, işte mükemmel an buydu ve hayatımda geri kalan her şey; yaşadığım her olay, geçmişe dair hatırladığım tüm anılar o an anlamsız görünmeye başlamıştı. Kim ne desin asamı ben seçmiştim, o beni değil. Ben onu seçmiştim. Buna adım kadar emindim.
    Mutluluk dolu gözlerle bana şaşkınlıkla bakan adama baktım. Yalnız artık gözlerin de daha farklı bir pırıltı vardı; sadece şaşkın değildi, aynı zamandan etkilenmiş görünüyordu. Bu dükkana milyonlarca çocuk ilk asalarını almak için girmişti ve ben; Flair Johnson;Muggle doğumlu olan ben, onu etkilemeyi başarmıştım. Kendimle hiçbir zaman o an ki kadar gurur duymadım doğrusu. Adam birden kahkahayı basıverdi. Bense ne söyleyeceğini merak ediyordum. Asamın özelliklerini duymak için sabırsızlanıyordum.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Garrick Ollivander

avatar

Lakap : -
Rp Sevgilisi : Gönül ister Madam Malkin.
Mesaj Sayısı : 86
Kayıt tarihi : 16/02/11

Özel
Rp Puanı:
97/100  (97/100)

MesajKonu: Geri: Biz birbirimizi seçtik; the best couple ever!   Ptsi Ağus. 05, 2013 4:36 pm



    Dükkanına giren küçük, kahkülleri iri mavi gözlerinin üzerine kadar gelen tatlı bir kızın bu kadar hasara yol açacağını emin olun Ollivander bile bilemezdi. Aslında bilirdi, neden bilmesin? Bu tip olaylar pek sık yaşanırdı zavallı, kendisinden yüzlerce yaş -tabelada ne yazarsa yazsın çoğu kişi, Ollivander bile yıllardan emin değildi, evet- büyük dükkanında. O nedenle tadilat ve düzenleme asla eksik olmazdı ancak şuan her yer öyle bir dağılmıştı ki iki dakikalığına içeri geçip, ayıp olmasın diye -oldukça düşünceli bir adamdı o- gramofonunu son ses açıp çığlık atmak istiyordu. Ancak bunların hiçbirini yapmadan yalnızca derin bir nefes olarak tatlıca gülümsedi ve son bir asayı için kıza baktı. Neyi yanlış yapıyordu emin değildi? Neden başarılı olamıyordu? Bu yaşlı adamı oldukça sinirlendiriyordu içten içe, ardından küçük kızın gözünü yukarıda bir asaya kestirdiğini görüp kendisi de aynı asaya baktı. Zaten her yer mahvolmuşken ne kaybederdi ki? Asayı alıp kapağını kırılgan olduğu kadar çevik ihtiyar elleriyle açarken gülümsedi ve kızın alışıyla bir belli etmeden olabildiğince uzaklaştı çünkü yorulmuştu; birçok başarısız sefer yapmıştı ve şansına oynuyordu. Verdiği asanın adına bile bakmamıştı ki bilgileri ile kız arasında bağlantı da kurmamıştı o nedenle. Hah! İçten içe kızdı kendisine ihtiyar. Ne zamandan beri bu kadar tembeldi veya ne zamandan beri asalara bakınca isimleri aklına gelmiyordu?! Yaşlanıyor muydu? Çoğu kişinin zaten öyle olduğu hakkındaki cevaplarına zıt olarak Ollivander bu soruyu kendi kendisine sorarken ciddiydi ve sıradan insanların kendisini anlamasını beklemiyordu. Hızla asanın hala elinde olan kutusunu çevirip hırsla ismi okudu içinden; Deli Kraliçe. Birbirine çözülmeyecek şekilde kenetlenmiş olan iki ayrı zeytin dalından oluşuyordu. Esnek bir asaydı; çoğu yerde kullanımı oldukça rahattı ancak özündeki at adam kanı nedeniyle nerede nasıl patlayacağı da belli olmuyordu. Aynı sahibini Ollivander'ın anlamakta zorlanmasının açıklaması gibiydi bu birbirine zıt maddeler ve Ollivander bir gizemin daha -gizemler onun için genel olarak insanlar oluyordu, her gün yanına uğrayan- parıldıyan ışınlarla bir açığa çıkmasıyla az evvelki karamsar düşüncelerinden sıyrıldı ve genç bayanı kutladı.

    -Asanız profilinize ve listeye işlenmiştir. Ek karakteriniz varsa ona asa almak için istediğiniz asa özelliklerini belirterek başlık açmanız yeterlidir.

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
 
Biz birbirimizi seçtik; the best couple ever!
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Whisper of Death RPG :: B Ü Y Ü L Ü B Ö L G E L E R :: Diagon Yolu :: Ollivander's Asa Dükkanı-
Buraya geçin: