Whisper of Death RPG
Sitemize hoş geldiniz.
Lütfen giriş yapınız ya da üye olunuz.

WoD Yönetimi.



 
AnasayfaKapıSSSKullanıcı GruplarıKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 Poison Arrow.

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Evaristo Pergamo

avatar

Mesaj Sayısı : 19
Kayıt tarihi : 14/07/13

Özel
Rp Puanı:
96/100  (96/100)

MesajKonu: Poison Arrow.   Salı Tem. 16, 2013 2:05 am


::
 
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Marilou Slàine



Mesaj Sayısı : 26
Kayıt tarihi : 14/07/13

Özel
Rp Puanı:
96/100  (96/100)

MesajKonu: Geri: Poison Arrow.   Salı Tem. 16, 2013 7:34 am


Evaristo odayı terk ettikten sonra onun yatağında oturdu kısa bir süre. Son konuşmalarını hatırlıyordu elbette. Arsenio'nun ölümünden sonra sık sık hatırlar olmuştu o olayı. O gün Evaristo yanında biraz daha kalsaydı, kadını sevgisine ikna edebilseydi, çok farklı olurdu hayatı. Sürekli farklı olasılıklar hakkında düşünmek, hayatının çok daha iyi olabileceğinin hayalini kurmak acı vermiyordu artık. Uzun zaman sonra buna bağışıklık kazanmıştı adeta. O gün Arsenio'yla değil, Evaristo'yla olsaydı evli bile olabilirdi şu an. Arsenio'dan sonra evliliği ciddi anlamda hiç düşünmemişti ancak sevgilisiyle yaşamaya karar veren, Hogwarts'tan yeni mezun olmuş bir yeniyetme ne düşünebilirdi ki?

Evaristo'nun çıkışından birkaç dakika sonra kahya geldi, kızın asık suratına kısa bir bakış atıp "Moulin Rouge, küçük hanım." dedi. Marilou kaşlarını çattı, anlamadığı her halinden belliydi. Hatta kahya konuşmaya başlamasaydı isminin Marianne olduğunu söyleyecekti. Bu adam kaç yaşındaydı ki otuzunu geçmiş iki yetişkin insana küçük sıfatıyla yaklaşıyordu? Şükürler olsun ki ona fırsat vermeden "Paris'teki." diye ekledi adam. Kadının gözleri büyüdü, ayağa kalktı. Evaristo'nun oraya gittiğini anlamıştı. Tabii ya, büyücü kafa dağıtabileceği bir yere gidecekti. Ne yapacaktı ki başka?0 "Bahçeden çıktıktan sonra cisimlenin lütfen küçük hanım." dedi adam saygılı bir tavırla. Kapıya doğru yürüyüp eşikten geçti. Merdivenlerin başına kadar hızlı adımlarla yürüdü. Adama teşekkür etmeyi unuttuğu aklına geldi, arkasını dönüp kahyayı süzdü. "Teşekkür ederim." dedi minnetle ışıldayan bir gülümseme takınarak. Adam ağırbaşlı bir edayla başını öne eğdi. Marilou koşar adımlarla merdivenlerden indi. Evaristo'nun ailesine evlerine misafir ettiklerinden dolayı teşekkür etmek aklına bile gelmedi. Bahçeden çıkar çıkmaz Moulin Rouge'un önüne cisimlendi.

Bir sorunla karşılaşmadan içeri girdiğinde gözleri Evaristo'yu aradı direk. Locanın birinde tek başına oturuyor, elindeki kırmızı içkisini içiyordu. Gidip teklifsizce yanına oturdu. Bacakları birbirine değiyordu. Adamın gözleri kızarmıştı, ağladığını sanmıyordu Marilou. Büyük ihtimalle alkoldendi. Ne kadar içmişti acaba? Çok olduğunu sanmıyordu. Saçları her zamanki gibi düzenli değildi. Bitkin görünüyordu ancak bu haliyle bile oldukça çekiciydi. Ne söyleyeceğini bilmediğinden susuyordu kadın.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Evaristo Pergamo

avatar

Mesaj Sayısı : 19
Kayıt tarihi : 14/07/13

Özel
Rp Puanı:
96/100  (96/100)

MesajKonu: Geri: Poison Arrow.   Salı Tem. 16, 2013 10:50 am


Kapıdaki tanıdık görevliye başını eğerek selam verdikten sonra içeri girdi direk. Genelde oturduğu locaya oturup cin tonik istedi. Onu hızlıca bitirdikten sonra bir de viski istedi. Sarhoş olmak, evine gidemeyecek hale gelmek istiyordu. Evine gitmek şu an umrunda değildi aslında, istediği son şeydi hatta. Marilou'nun hala orada olmasından da korkuyordu zaten. Oraya gittiğinde kadını odasında görmek istemiyordu. Neden kovmamıştı ki onu? Hala kıyamıyordu. Böyle biri değildi o, Marilou adamı değiştirmiş, hayatını mahvetmişti. Ondan nefret etmesi gerektiğini biliyordu ama edemiyordu işte.

Elindekini bitirince bir yenisini daha istedi. İçkilerini gereğinden hızlı bitiriyordu. Bir yenisini henüz istemişken kapıdan giren cadıyı fark etti. Etrafına bakıyordu, birini aradığı her halinden belliydi. Koyu renk saçlarında gezdirdi elini. Cam gibi mavi gözleri direk dikkat çekiyordu. O olarak gelmişti. Neden hayatına yabancı bir kadın gibi girmeye çalışmıştı ki? Anlam veremiyordu buna ama vermek için çok şeyden vazgeçebilirdi. Belki beraber olabilirlerdi o zaman. Ama bu görünüşünde nefret ediyordu, bu şekilde asla olmazdı. Kadına bakmayı kesip yerine iyice yayıldı. Ne var ki Marilou onu görmüş, gelip yanına oturmuştu. Özellikle ona bakmıyordu Evaristo.

Aralarında uzun bir sessizlik oldu. Adam gözlerini kapatıp çalan müziğe odaklandı. Yanında oturan kadını görmezden geliyordu. Kadın on dört yıl önce bu şekilde peşinden gelseydi vereceği tepki çok farklı olurdu. Ama tam bugün, onu bitirdiğini düşündüğü gün gelmek zorundaydı, değil mi? Her şey tamamen bitsin istediğinde gelmeliydi. Neyi ne zaman yapması gerektiğini hiç bilmiyordu bu kadın. Her zaman, en çok acıtacak zamanı seçiyordu. Eğer amacı buysa, mükemmel zamanlamaydı.

Garsonun getirdiği yeni viski bardağını iki yudumda kafasına dikti. Başı dönmeye başlamıştı artık. Doğrulmaya çalıştı, başarılı olamadı. Bardağını garsona doğru sallayarak yenisini isteyebildi. Cadıya bir şeyler söylemek istedi ama ona eğilirse üzerine düşeceğinden korktu. En sonunda onu belinden tutup tamamen kendisine yapıştırdı. Ellerini yanaklarına koyup kulaklarının dudaklarına yaklaşmasını sağladı. "Doğru birleşim olduğumuzu düşünüyordum." Sözcükler umutsuzlukla çıkmıştı dudaklarından. Bitkinliği sesine de yansımıştı. Artık öyle düşünmediği, en azından düşünmemeye çalıştığı belliydi.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Marilou Slàine



Mesaj Sayısı : 26
Kayıt tarihi : 14/07/13

Özel
Rp Puanı:
96/100  (96/100)

MesajKonu: Geri: Poison Arrow.   Salı Tem. 16, 2013 9:01 pm


Yanına oturduğundan beri yüzüne bakmamıştı Evaristo. Kendine kızdı o an. Aptal gibi buraya gelmişti. Ne bekliyordu ki? Keşke kahya ona adamın yerini söylemek yerine sessizce çıkıp gitmesine izin verseydi. Gözlerini kapatınca daha dağınık görünmüştü sanki. Dik durmuyordu, gözleri kapalıydı ve elleri iki yanında serbest duruyordu. Biraz ölü gibiydi aslında. Yeterince uzun süre böyle dursa, cadı adamın nabzını kontrol etmeye yeltenebilirdi. Bu haliyle korkutucu görünüyordu. Yakınlaştığı insanları bu şekilde kaybetmekten, ölmelerinden çok korkuyordu.

Garson bir bardak daha getirince gözlerini açtı, hızlıca içip boş bardağını garsona doğru salladı. Sonunda gözünü açan adam, yüzüne bakmıyordu hala. Sonunda belini kavrayıp aralarında boşluk kalmayacak şekilde birleştirdi bedenlerini. Evaristo'nun ellerini yüzünde, bundan birkaç saniye sonra sesini kulaklarında hissetti. Umutsuzlukla kurulmuş bir cümleydi ve içinde büyücüden en ufak bir iz barındırmıyordu. Kırgınlık vardı, umutsuzluk ve pişmanlık da ama bunlardan hiçbiri adamı sıklıkla görebileceğin ruh halleri değildi.

Adam ellerini yüzünden çekerken parmaklarına takılan, eliyle beraber savrulan bir tutam saçını görme fırsatını buldu. Hala Marianne'di. Elleri artık yanaklarında olmasa da yakınlıkları aynıydı, adam saçlarının rengini görüyor olmalıydı. Marilou olmaya odaklandığın karıncalanma hissi yine vücuduna yayılmaya başlamıştı. Esas haline dönmek, değişmekten çok daha kolaydı. Bu yüzden Evaristo'nun odasındaki o müthiş hatayı yapmıştı. Teni, gözleri, dudakları, burnu, hatta kaşları ve kirpikleri değişti. Tabii ki en belirgin değişim kolayca dikkat çeken kızıl saçlarıydı. Burada böyle bir değişimi kimse fark etmezdi. Büyük ihtimalle ışıklarla alakalı olduğunu düşünür, boşverirdi ama Evaristo'nun bunu fark etmeme gibi bir şansı yoktu. Şu an yüzünü görmese de Marilou olduğunu anladığından emindi. Her şeyiyle Marilou... Ve tam kendisine göre bir cevap verdi kadın. "Eros'u suçla." Kadına aşık olması, birlikte olmaları gerektiğini düşünmesi kendi suçu muydu sanki? Sakin ses tonuna rağmen zehrini akıttığını Evaristo'nun anladığına emindi, bu çakırkeyf haliyle hem de.

Garson yeni bir viski bardağıyla yanlarına döndüğünden tepki veremedi Evaristo. Garsona olan mesafesiyle ve ayıklığıyla daha avantajlı olan Marilou onu garsonun elinden alıp masaya koydu çarparcasına. Adamdan uzağa kaydırıp daha fazla içmemesini sağlamaya çalışıyordu. Gece bir hayli tatsız bitebilirdi yoksa. Acaba bunu ne kadar sıklıkla yapıyordu adam? Kahya bile bildiğine göre ayda yılda bir olmadığını düşünmesi gerekiyordu ama buraya geldiğinde uyuşacak kadar içtiğini de düşünmüyordu aynı zamanda. Bu gece doğru düzgün konuşma fırsatı bulabilirlerse ona sorabilirdi ama bu haliyle zor gibiydi.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Evaristo Pergamo

avatar

Mesaj Sayısı : 19
Kayıt tarihi : 14/07/13

Özel
Rp Puanı:
96/100  (96/100)

MesajKonu: Geri: Poison Arrow.   Salı Tem. 16, 2013 11:55 pm


Elini kadının yanaklarından çekmesine rağmen yüzünü onunkinden uzaklaştırmıyordu. Sanki bu anda sıkışıp kalmak ister gibi, hareket etmeye bile çekiniyordu. Tanıdık kokusunu soluyabiliyordu, bu onun için yeterliydi. Her nefeste saçlarındaki koku içine doluyordu sanki. Saçlarının rengi değişmeye başladığında, en başta yanıp sönen ışıklardan olduğunu düşündüyse de rengin sabit kaldığını fark ettiğinde bu cadının gerçekten Marilou olduğunu görerek rahatladı. Birkaç saniye sonra içine yine sıkıntı çökmüştü. Neden geldiğini sormak istiyordu ama dilinin ucuna kadar gelen kelimeleri salamıyordu bir türlü. Hala neyden korktuğunu bile bilmiyordu. Bu çok saçmaydı. Cadıya veda etmiş, o peşinden geldiğindeyse her şeyden vazgeçip yine onunla olmak istemişti.

Kadının sesi kulaklarına ulaştığında fark edilmeyecek şekilde geriye çekti kendini. Zaten o sırada gelen garsona odaklanmış Marilou da adamdan uzaklaşmış bulunmuştu. Bardağı alıp masaya çarptı. Bardağın içindeki kehribar rengindeki sıvı çalkalandı, buzlar kenarlara çarparak bu gürültüde duyulmayacak sesler çıkardılar. Bardağı eliyle iten kadın onu ikisinden uzaklaştırmıştı. Bu Evaristo'yu durdurmazdı. Şu an alkole ihtiyacı vardı bu bunun için herhangi birinden izin alacak hali yoktu. Yine de şu an için konuşmak öncelikliydi. Her ne oluyorsa bir an önce çözümlenmesi en sağlıklısıydı.

Kadının yemyeşil gözlerine baktı. Ne kadar da güzeldi. Kim bunu değiştirmek isterdi ki? Hem bu haliyle ona bakmaktan çekinmiyor, aksine doyumsuz bir hevesle izliyordu sevdiği kadının yüzünü. Bir anlığına dalsa da hemen toparlanıp "Umrunda değilmiş gibi görünüyor." diyebildi. O an nasıl göründüğünden haberi yoktu tabii. Bitap düşmüş ve yenilmiş gibiydi. Kendi koyu mavi gözlerini karşısındaki yeşil gözlere odaklamış, beklenti dolu bakışlar atıyor, umrunda olduğunu söylemesini bekliyordu. Bakışlarını masadaki viskiye uzanmak için kızdan ayırıp bardağı aldı. Dudaklarına götürüp yudumlamaya başladı.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Marilou Slàine



Mesaj Sayısı : 26
Kayıt tarihi : 14/07/13

Özel
Rp Puanı:
96/100  (96/100)

MesajKonu: Geri: Poison Arrow.   Çarş. Tem. 17, 2013 7:03 am


Adamın koyu mavi gözleri kendininkilere kenetlenince birkaç saniye için onu öpmek istedi. Sonra hemen kendine geldi. Neden öyle bir düşünce geçmişti aklından, bilmiyordu. Evaristo'dan etkilenmiş olamazdı. Etkilenmemeliydi. Kısa bir süre sürdü sessizlik. Büyücünün kırgın tavrı içinde bir şeyleri harekete geçirmişti Marilou'nun. Ne olduğunu bilmiyordu. Canı acımıştı sadece. Gözleri dudaklarına kaydı. İkisi de aynı şeyi istemelerine rağmen bir adım atmıyorlardı. İkisinin de haklı sebepleri vardı, tabii kendilerine göre.

Masaya bıraktığı viskiye uzanan adamın hareketini izliyordu sadece. Bir yudum alıp bardağı dudaklarından ayırana kadar bekledi. Elini adamın elinde tuttuğu bardağa uzatıp kavradı. Çekmeye çalıştığında büyücünün de tepki göstermesiyle kehribar rengi sıvı, adamın üzerine döküldü. Evaristo ayaklanıp üzerine bakarken Marilou bardağı masaya koydu. Adam gömleğinin vahim durumu karşısında ellerini üzerine silerek en azından onları temizlemeyi denedi. Marilou bu pasaklı haline gülüp ona yaklaşarak kendi elini de adamın gömleğine sildi. Bu hareketi karşısında adam da güldü.

Marilou ona iyice yaklaşarak kollarını boynuna doladı, alnını alnına dayadı. Adamın ellerini tutup kollarını beline dolamasını sağladı. Sonra kolları tekrar onun boynuna dolandı. Burunları birbirine değiyordu. Bu, tuhaf bir şekilde içini bir hoş ediyordu cadının. Müzikle alakasız bir şekilde yerlerinde sallanıyorlardı. Evaristo'nun ayakta zor durduğunun farkına vardı cadı o an. Adamı götürebileceği en sağlam yeri düşündü. Kendi evine bu halde bırakamazdı, onu yanında istiyordu. Kollarını boynundan ayırıp elini tuttu adamın. Tekrar kolunu beline sardırıp kendisine dayanmasını sağladı. Kapıya yürürken onu nereye götüreceğini bulmuştu.

- SON -
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
 
Poison Arrow.
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Whisper of Death RPG :: Ü L K E L E R :: Fransa :: Moulin Rouge-
Buraya geçin: