Whisper of Death RPG
Sitemize hoş geldiniz.
Lütfen giriş yapınız ya da üye olunuz.

WoD Yönetimi.



 
AnasayfaKapıSSSKullanıcı GruplarıKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 I won't let you down, I won't make you hurt.

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Pierretta Qixinâ

avatar

Rp Sevgilisi : Vicky
Mesaj Sayısı : 206
Kayıt tarihi : 20/07/12

Özel
Rp Puanı:
100/100  (100/100)

MesajKonu: I won't let you down, I won't make you hurt.   Ptsi Tem. 01, 2013 3:20 am


Pierretta Qixinâ ∞ Victor Châtillon


Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Pierretta Qixinâ

avatar

Rp Sevgilisi : Vicky
Mesaj Sayısı : 206
Kayıt tarihi : 20/07/12

Özel
Rp Puanı:
100/100  (100/100)

MesajKonu: Geri: I won't let you down, I won't make you hurt.   Ptsi Tem. 01, 2013 4:30 am




    ''Yine nereye gidiyorsun, ikiz?''

    İsyankar bir ses tonuyla soru soran Jacquetta, Pierretta'yı birkaç eşyasını toplarken basmıştı. İkizine yakalanan porsuk, mahcup bir gülümsemeyle ve masum bakışlarla bu durumdan sıyrılmaya çalışıyordu. Dersler henüz başlamamışken sürekli okuldan kaçması, bir gün başına iş açacaktı; o günün çok uzaklarda olmasını diliyordu.

    ''Victor'ı görmem lazım ikiz. Dersler henüz başlamadan gelmeyecek ve ben,''

    Gülümsemesi yüzüne yayılmış, şirin görünmeye çalışıyordu Pierretta.

    ''Ben onu özledim.''

    Kafasını yan yatırmış ve diğer yarısına onu affetmesi için şebeklik yapma peşindeydi. Jacquetta ona gülümseyince, Pierretta katlamakta olduğu gül kurusu bir tişörtü yatağına bırakmış ve birkaç adım ilerleyerek ikizinin yanına vardıktan sonra ona sıkıca sarılmıştı. Tekrar yapmakta olduğu toparlanma işine geri dönmeden önce ikizinin yanağına da öpücük kondurmuştu. Birkaç pantolon katladıktan sonra işi bitmişti nihayet. Küçük valizini yatağından kaldırıp ayaklarının dibine bırakınca, çok eşya almış olabileceğini düşündü. Yanlış mı yapıyordu? Hayır, en yakın arkadaşının evine -aynı evde sevgilisi de yaşıyordu çünkü Euterpe ve Victor kuzendi- sadece birkaç günlüğüne kalmaya gidiyordu. Yüzündeki gülümsemenin yayılmasıyla beraber gözleri parıldadı ve asasını cebine sıkıştırdıktan sonra Hogwarts'tan her zaman yaptığı gibi, kaçtı.

    Malikanenin kapısına vardığında hava henüz kararmamıştı. Bir an önce içeriye girmeyi ve Victor'a sıkıca sarılmayı planlayan Etta, Nessa'nın kelimeleri üzerine hayallerinin suya yıkılışına dudaklarından süzülen bir 'of' eşliğinde şahit olmuştu. Victor sabah dışarı çıkmıştı, öyle demişti Nessa. Ne zaman gelirdi, kimse bilmiyordu. ''Ben de onu görürüm diye planlıyordum. Euterpe yok mu?'' demişti dişi porsuk, sesini olduğunca kibar tutmaya çalışarak. En sevdiği hizmetlilerden biriydi, karşısında duran kadın. Tek anlaştığı hizmetlilerden biriydi daha doğrusu. Ama bugün iyi haberler vermemek için yemin etmiş gibi bir hali vardı. Euterpe'ün de evde olmadığını söyleyince, iyice yıkılmıştı Pierretta; fakat yüzündeki tebessümü sürdürdü ve çantasını omzundan çıkararak kadına uzattı.

    ''Ben Victor'ın odasında olacağım.''

    Châtillon Malikanesi'nde yabancı sayılmazdı dişi porsuk, bu nedenle bu kadar rahat davranıyordu. Nessa'nın, kıyafetlerinin içinde olduğu çantasını almasının ardından yuvarlak bir şekilde girişin en sonuna konumlandırılmış merdivenlere doğru ilerlemişti Pierretta. Birkaç merdivenin sonunda Victor'ın odasının olduğu koridora varmıştı. Hiç duraksamadan sevgilisinin odasının kapısını aralamış ve içeri girmişti. Oda, onun gibi kokuyordu ve bu Etta'nın dudağında istemsiz bir tebessümün oluşmasına olanak sağlıyordu. Yorgunluğunu hatırladı, sevgilisinin büyük yatağını görünce. Birkaç dakika uzanmasının kimseye zararı olmayacağını düşünerek, Victor'ın her zaman yattığı sağ köşeye uzandı. Kafasını onun yastığına gömdü ve ince parmaklarıyla yastıkta küçük daireler çizmeye başladı. Kaç dakika ya da kaç saat olduğunu bilmiyordu ama hava karardığında kalkmıştı yataktan Pierretta, can sıkıntısıyla beraber. Victor'ın özlemi, onu görmediği her saniye daha fazla artıyordu ve bu, Etta'yı deli ediyordu. Hayatında tattığı en nefret edilesi ama bir o kadar da sevilesi duygulardan biriydi özlem. Büyücünün özleyecek kadar uzağında olmasından nefret ediyordu; ama yine de onu özlemeyi bir şekilde seviyordu porsuk. Gülümsedi, aklına bir fikir gelmişti. Yataktan tamamen ayrılıp, kuzgunun fotoğraf albümleriyle dolu çekmeceyi aramaya başladı. Üstteki iki albüme defalarca bakmıştı ama en altta duran albümü daha önce gördüğünü hatırlamıyordu. Diğerlerini hafifçe kaldırarak, en alttaki albümü aldı. Yatağın bitiminde yere oturdu ve sırtını yatağa dayadı porsuk. Bağdaş kurarak oturduktan sonra albümü bacaklarının üzerine koydu ve kalın kapağını kaldırdı. Bunlar, Victor'ın bebeklik fotoğraflarıydı. Cadı kıkırdadı ve sayfaları çevirmeye devam etti. İlk sayfalarda Victor'ın tek fotoğrafları vardı lakin ilerledikçe her fotoğrafta yanına bir bebeği daha almıştı kare. Diğer bebeğin kim olduğunu merak etmesine rağmen şeffaf kağıdın arkasından fotoğrafı çıkarmak istememişti ve sayfayı bir kez daha çevirdi. En ortada kalan sayfanın dönmesiyle beraber bir resim havalanmıştı ve Pierretta'nın önüne, yere düşmüştü. Dikkatlice uzanıp fotoğrafı eline almıştı porsuk. Daha önce biri albümden çıkarmış olmalıydı fotoğrafı. Kare kağıdın kenarları kıvrılmıştı çoğu kez ve fotoğrafta yine Victor'ın yanında bir bebek vardı. Kağıdı terk çevirdiğinde arkasında siyah mürekkeple yazılmış yazıyı gördü cadı. İlk başta anlamamıştı ama dikkatli okuduğunda yazı kendini ele veriyordu. E & V ikizleri, yazıyordu kağıtta. Victor'ın bir ikizi yoktu bildiği kadarıyla. Şaşırmış ve önemsemeyerek fotoğrafı düştüğü sayfaya geri koymuştu. Sayfalar ilerledikçe Victor ve yanındaki kız da büyümüştü fotoğraflarda. Son sayfaya geldiğinde anlamıştı Pierretta, orada bahsi geçen E'nin Euterpe'e ait olduğunu ve gördüklerine inanamamıştı. Euterpe ve Victor ikizse, neden onlar da dahil herkes onları kuzen olarak biliyordu ki? Kafası karışmıştı. Anlamlandıramıyordu ve şok geçirmişti. Etta'yı normale döndüren Ledell Châtillon'un buz gibi sesi olmuştu.

    ''Seni ilgilendirmeyen işlere burnunu sokmamalısın, küçük hanım.'' demişti kadın, manidar bir şekilde. Oysa Pierretta, Ledell'in bu soğuk tavrına karşı her zamanki gibi nezaketle karşılık vermişti.

    ''Bayan Châtillon, geldiğinizi duymamışım.''

    Oturduğu yerden ayağı kalkmış ve kucağındaki albümü yerine bırakmak için yavaş adımlarla odanın içinde gezinmişti. Kapıda dikilen kadının odanın biraz daha içine ilerlemesine neden olmuştu bu. Pierretta sinirlenmişti ama tekrar Ledell'e doğru çevirdiğinde bedenini, yüzü gülümser bir ifadeyle süslenmişti.

    ''Ben de Victor ve Euterpe'ü beklerken burada biraz zaman geçirmek istemiştim.''

    ''Oğlum bu sabah çıkmadan önce bugün gelme ihtimali olmadığını söylemişti.''

    ''Çok garip, Nessa da bana hava kararmadan eve döneceğini belirttiğini söylemişti, geldiğimde. Sanırım oğlunuz ve benim sevgilim, hizmetlinize daha kesin ve doğru bilgiler veriyor.''

    Cümlesi bittiğinde yüzündeki tebessüm artmış ve aynı zamanda malikanenin giriş kapısı açılıp birkaç saniye içinde kapanmıştı. Victor'ın onu yanıltmayışının sesiydi bu daha çok Etta için. Ledell'i böylesine alt etmek, kabul etmek istemeyeceği şekilde hoşuna gidiyordu.

    ''Ah, Victor olmalı.''

    Sesi neşe saçmasına rağmen, biraz önce öğrendiği çoğu kişiden saklanılan gerçek yüzünden midesi bulanıyordu cadının. Zaten bunu kaldırması güçtü, karşısında Ledell gibi bir kadın varken bu daha da güçleşiyordu. Nessa'nın bir an önce Victor'a, Pierretta'nın geldiğini söylemesini umut ediyordu porsuk. Böylece büyücü onu zalim annesinden kurtarabilirdi ve cadı da büyücüye sarılarak özlem giderebilirdi. Victor'ın güçlü kollarında zayıf kalmak kolaydı çünkü onun için. Merdivenleri tırmanan ayak sesleri, kalp ritmini hızlandırıyordu.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Victor Châtillon

avatar

Lakap : Lakap takanın içini oyup, doldurulmuş geyik misali ortak salona asıyoruz.
Rp Sevgilisi : Etta'sı.
Mesaj Sayısı : 218
Kayıt tarihi : 23/08/11

Özel
Rp Puanı:
99/100  (99/100)

MesajKonu: Geri: I won't let you down, I won't make you hurt.   Salı Tem. 02, 2013 8:46 am




    Çakır mavisi gözlerini etrafta gezdirirken, merdivenlerden çıkıyordu hızlıca. Ayakları sayılamayacak derecede hızlanmaya devam ederken burnundan soluyordu, Châtillonların yakışıklı büyücüsü. Günlerdir bu anı beklerken, ne zamandan beri kuzenini düşündüğünü sordu kendince. Her zaman lakin bu gün o kadar sinirliydi ki, iki kişiyi öldürmeyi planlıyordu. Beşinci kata geldiği zaman burnundan solumaya devam ederken sağa saptı ve yeni temizlenmiş koridorda ayakkabısının sesi yankılanmaya başladı. Yanından geçip omzuna çarptığı birkaç insan arkasını dönüp Victor’a sinirli bir bakış atsa bile ardından geri dönüp bu büyük hataya lanet ediyorlardı. Cüsseli oluşu insanları kendinden geçirirken adeta bakışları delip geçiyordu. Genelde sinirlendiği zamanlarda böyle yapıyordu lakin şuan hissettiği duygular karışıktı. Sinir, nefret ve ihanet… Koridorun sonundaki kapıya ulaştı ve bir metre gerisinde durdu. Gözlerini kapatıp derin bir nefes alırken bile sindirmeye çalışıyordu. Ya doğru değilse? Hayır, doğru eminim. Ya bir başkası ise? Hayır, o Louella’ydı! Louella olmasa bile o lanet yılana bunun cezasını ödetecekti lakin önce ablasının ifadesini almalıydı. Taşlaşmış yumruğu şiddetle kapıyı çalarken içeriden süzülen sevimli sese kanmayacağına söz verdi. Kapıyı açıp içeriye girdiği sırada karşılaştığı kız o kadar korkmuştu ki, Victor neredeyse elinde dosyaları düşüreceğini sandı. Kuzguni saçlı kız bir hışımla odadan çıkarken, çakır gözlerini kızıl güzele dikmişti. Dalgalı kızıl saçları, bir örtü misali örterken omuzlarını kırmızı dudakları kaskatı kesilmişti. Gözleri ise aynı Victor’ın gözlerine benziyordu. Çakır gibiydi ve oldukça soğuktu. Açıklama ister gibi topuklu ayakkabılarını yere vururken, siniri mimiklerinden okunuyordu. Merak ediyor. Dudakları alaycı bir ifadeye bürünürken başını salladı, usulca. Tepkisiz kalacağına yemin etmesine rağmen şuan burada ablasına karşı gardını almıştı.


    ‘‘Victor, bir açıklama bekliyorum?’’


    Ellerini masaya dayarken, delici gözleri kardeşini bile aşıyordu. Sadece merak ediyordu, burada neden olduğunu. Tahmin etmiş olması ironiydi lakin aklına dahi getiremiyordu. Bu olamazdı değil mi? Victor ifadesiz bir şekilde Louella’ya doğru yürürken ablasından uzun ve daha güçlü olduğunu fark ederek gururlandı. Dudakları düz bir çizgi halini alırken tüm sinirini onun üzerine boşaltıp harcamak istiyordu. Güçlü sesi ofisin her yerini inletirken kapıdan birkaç kişinin duyabileceğini de düşünüyordu. Umurunda değildi, tek aklında olan şey kuzeniydi. ‘‘Louella, o adamla ne işin vardı o gece?’’ Ciddiyete bürünen surat gibi sesi de bir değişik çıkmıştı. Aklına gelen her türlü soruyu ablasına yöneltip bağırmak istiyordu. Bunu kuzenine nasıl yapardı? Yıllardır Leander’a deli gibi âşık olduğunu bilirken ablasının bu gereksiz tutumu… Düşünemiyordu bile. ‘‘Sana bir soru sordum Louella, O gece Castor ile işin neydi?’’ Sorusunu farklı bir şekilde tekrarlarken bakışlarıyla konuşuyordu. Ablasının dolan çakır gözlerini görmezden gelerek Euterpe’i düşündü.


    ‘‘Sen nereden biliyorsun?’’


    Anlamsız sorular aklına dolarken yumruğunu masaya vurdu ve adeta bağırdı. ‘‘Lanet olsun Louella, seni öldürmemi istemiyorsan cevap ver!’’ Sesi yankılanırken kızıl saçlı güzel geri çekildi ve gözlerini kıstı. Dudakları büzülürken sakin olmaya çabalıyordu. ‘‘Bana emir vermeyi kes Victor, ben senin ablanım.’’ Taviz vermeyen ses tonu adeta katıydı. Bu Victor’da annesi Ledell’i hatırlatıyordu. Genç cadı, adeta annesinin kopyasıydı lakin bu olayı Louella’nın yanına bırakacak değildi. ‘‘Castor’un eski sevgililerimden biri olduğunu bilemeyecek kadar ilgisizsin Victor, artık öğrendin. Eh eski sevgilim olduğuna göre istediğim kadar takılabilirim, değil mi?’’ Victor'ın kulaklarına ulaşan cümle, sinir kat sayısını yükseltirken geriye döndü ve iri ellerini ensesine yerleştirdi. Ne zaman sinirli olup düşünmeye çalışsa bunu yapardı yakışıklı büyücü. Bu nasıl olabilirdi ki? Euterpe’in ve Castor’un uzun süredir birlikte olduğunu biliyordu lakin bu ne anlama geliyordu? Castor, Euterpe’i aldatmış mıydı? Aklı karışırken hızla arkasına döndü ve işaret parmağını kız kardeşine doğru dikerken bağırmaya devam ediyordu. ‘‘Bir daha Castor’la adını duymayacağım yoksa… yoksa canını yakarım Louella!’’ Odadan bir hışım çıkarken Louella’nın dudakları yukarıya kıvrılmıştı. Tüm planı tıkırında gidiyordu ve sevdiği adamı kimseye yar etmeyecek gibi duruyordu. Kuzenine bile…







    Châtillon malikanesine adım attığı an herkesin burada olabileceğini düşünüyordu lakin fazlasıyla ıssız olduğunu fark etti. Merdivenden hızla yukarıya çıkarken Nessa’nın kendisine bir şeyler dediğini fark etmişti lakin o kadar doluydu ki kafası anlamıyordu. Tek dileği odasına gidip yatmak olacaktı. Son basamağa çıktığı zaman odasının kapısının açık olduğunu gördü ve büyük adımlarının kendisini yönlendirmesine izin verdi. Ledell’in sarı topuzu görüşüne girince, yüzü kendisine dönük prensesi de fark etmişti. Prensesim… Zihnine yayılan sözcük dudaklarındaki sönmüş tebessümü canlandırırken kuvvetli sesinin yankılanmasına izin verdi. ‘‘Anne… Etta…’’ Sesini güçlü tutmaya çalışırken kapıdan geçti ve doğrudan prensesinin yanına ulaşarak annesinin gözleri önünde dudaklarına bir buse kondurdu. Ardından unutmuş gibi annesine dönerek sözlerine devam etti. ‘‘Bir sorun yoktur umarım, Etta’nın bugün bize katılacağını düşünmüştüm.’’ Annesinin bozulan yüzüne karşılık sesini çıkartmamış tersine iri elini sevgilinin beline yerleştirmişti. ‘‘Ah unutmadan anne, en iyisi gidip kızını biraz uyar. Lakin onaylamadığım şeyler yapıyor, canı yanacak haberi yok.’’ Elinde tuttuğu asayı yavaşça yerleştirirken masaya gülümsemeye çalışıyordu. Annesinin ardından kapıyı kapattı ve sevgilisinin duman rengi gözlerine baktı. ‘‘Sevgilimin moralini bir şeyler bozmuş gibi, anlatmak ister misin güzellik?’’
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
 
I won't let you down, I won't make you hurt.
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Whisper of Death RPG :: B Ü Y Ü L Ü B Ö L G E L E R :: Malikaneler :: Cynnton&Châtillon Malikanesi-
Buraya geçin: