Whisper of Death RPG
Sitemize hoş geldiniz.
Lütfen giriş yapınız ya da üye olunuz.

WoD Yönetimi.



 
AnasayfaKapıSSSKullanıcı GruplarıKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 here with me.

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Alexander Verbitsky

avatar

Lakap : Adı Alexander olan birinin lakabı ne olabilirse? asfhj Alex. -.-
Rp Sevgilisi : Come on Gia, let's kiss!
Mesaj Sayısı : 38
Kayıt tarihi : 01/02/13

MesajKonu: here with me.   Çarş. Haz. 19, 2013 11:59 pm

 
H E R E  W I T H  M E.
x düzenlenecek x
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Alexander Verbitsky

avatar

Lakap : Adı Alexander olan birinin lakabı ne olabilirse? asfhj Alex. -.-
Rp Sevgilisi : Come on Gia, let's kiss!
Mesaj Sayısı : 38
Kayıt tarihi : 01/02/13

MesajKonu: Geri: here with me.   Perş. Haz. 20, 2013 12:48 am



    Kütüphaneye zorla getirilmiş biri olarak bunları söylüyorum ki, sabahın altısında kuzeninizin yatağınızın üstünde tepinmesi hiç hoş değil. Birisi bunu Roxana'ya söylemeli! Ve April'a da... Zira sevgili iki kuzenim, bana komplo hazırlamakta bir numaralar. Yıllardır kütüphaneye girmemiştim bile, işin aslı yıllardır elime bir kitap dahi almadım. Sanki tüm raflar üzerime geliyormuş gibi hissediyorum ve gömleğimin bir düğmesini daha açıyorum. April bana öldürücü bir bakış atıyor ve tam bir şeyler diyecekken, hiçbir şey demeden başını öne eğiyor. Burada ne yapıyoruz inanın bana size söylemek isterim; ama yapamam. Çünkü hiçbir fikrim yok. Rox ve Ap'in canı sıkıldı bana sorarsanız ve bana işkence etmek istiyorlar. Oysa bunun önemli olduğunu söylemişlerdi. Ayağa kalkmaya yelteniyorum. "Sizle oturması gerçekten güzel canlarım ama saat altı buçuk ve ben gid-" sözümü bitirmeme bile izin vermeden beni gömleğimden çekerek oturtuyor Roxana. Gözlerimi deviriyorum. "Belki de gitmiyorum." April en sonunda kafasını kitaptan kaldırıyor, bana o bir şeyi yaptırtmak istediğinde attığı masum bakışı atıyor. "Alex sadece iki dakika sabret. Buraya geldik çünkü bu saatte burada kimse olmuyor." Yalnızca iki dakika. Sanırım katlanabilirim. Başımı tavana çevirip avizedeki taşları saymaya başlıyorum. Beni ne hallere düşürdüler?! Olmadı, bu fikri de sevmedim. Başımı masaya yaslayıp, iki dakika da olsa uyumaya karar veriyorum. İşte bu fikri dünyalara değişmem.

    Tam masaya yaslıyorum ki kafamı Aaron çığlıklar atarak bizim yanımıza doğru koşturmaya başlıyor. Onu uyandıran April değilse, dişimi kırmaya razıyım. Haklı yavrum tabii, ben de onun gibi çığlık atıp koşmak istiyorum o an. "Boynuz kuyruk geliyor!" Roxana gözlerini devirdiğinde April sinirle masaya vuruyor. Sesindeki ton, bariz bir şekilde gelenden hoşlanmadığını belirtiyor. "Bu saatte burada işi ne ki? Lanet olsun." Ne yani, Aaron'ı kapıya bekçi olarak mı dikmişlerdi? Sabahın altısında? Bu imkansızdı, oğlan çocuğu asla orada öylece dikilmezdi. O an cebinde uğraştığı şeyi fark etti Aaron'ın. Muhtemelen rüşvet vermişti April ve işe yaradığı belliydi. Bu çocuk işini biliyordu, eh kesinlikle Alexander'a çekmişti. Ama onun rüşveti neredeydi? "Belki de-" sözlerine başlayan Roxana yarıda kesti. Gianna De Laurentis -demek boynuz kuyruk oymuş, ne yerinde bir benzetmeydi ama- birkaç adım attı ve gözlerini onlara sabitleyerek durdu. Şaşırtıcı bir biçimde tek başınaydı. Ne ikizi Giovanni -gio'yu severdi Alex, yanlış olmasın- ne de Slytherin takımı yoktu yanında. Onları gördüğüne de mutlu olmamış gibi gözüküyordu. Laf atacak gibi göründüğü anda, April onun da duyabileceği bir biçimde bizimle konuştu. "Aiden geçenlerde evine Marcella'yı götürmüş. Bunu biliyor muydunuz?" Dedikoduları takip eden biri değilim ama April kesinlikle öyle. Yine de herkes bilir, Aiden ve Gia'nın ilişkisini. Eski ilişkisini demek gerek aslında. April dönüp bakmıyor Gianna'ya ama Roxana'nın gözleri çaktırmadan onun üzerinde. Cidden, bu iki kızdan korkuyorum ben. Derken, kız bize doğru yürümeye devam ediyor.

    Masanın önüne kadar yürüdüğü sırada onu incelemekten alamıyorum kendimi. Bilerek yaptığım bir şey değil! Kız güzel, bunu kim yalanlayabilir? Suratındaki o öldürücü bakış olmasa, çekici bile sayılır. İşin aslı, kız zaten çekici. Bir an için onun kalçalarına odaklandığını fark edince kafasından bu düşünceleri attı adam. Gianna De Laurentis başına almak istediği son belaydı. "Birilerinin aile toplantısını böldüm belli ki. Ne kadar acı verici." Kız sinsice sırıtarak ilerideki masaya oturdu. Gianna nasıl oldu da Ravenclaw oldu hiç anlamadım. Kız Slytherin olmak için doğmuş, bakışları bile bunu söylüyor kızın. April önündeki kitabı kapatıyor sertçe ve ayağa kalkıyor. Roxana'yla küçük bir bakışmalarının ardından Aaron'ın omzuna kolunu atıyor April. "Hadi aşkım, gidelim." Aaron kollarını göğsünde kavuşturarak atılıyor, "Artık on yaşında değilim Ap." Roxana tam o an benim koluma girerek sırıtıyor. "On yaşındayken daha usluydun Aaron. Hep Hans'ın yan etkileri. Bir gün onu öldüreceğim. Her neyse, kütüphane iyi bir fikir değilmiş belli ki." DİMİ DİMİ? Bunu ona zaten söylemişti, sabah altıda?! Sırıtarak kardeşi gibi gördüğü kızın yanağına bir öpücük bırakıyorum ve kolundan sıyrılıyorum. "Siz gidin, ben iki dakikaya geliyorum. Yüzyıllardır buraya gelmemiştim ve bakmam gereken bir şey var." Gordon'a kavuşmak istediği her yanından belli, kafasıyla onaylayarak gidiyor. Üçü de kapıdan çıkıp gittiğinde ayaklarım üzerinde yüz seksen derece dönerek Gianna'nın masasına ilerliyorum. Kızın suratını görecek şekilde ona dönerek, masasının üzerine oturuyorum. Hiçbir şey söylemeyen kız nefretle suratıma bakarak tek kaşını kaldırıyor. Kızlar bunu yaptığında çok çekici olduklarını söylemiş miydim? Ehe, her neyse. Elimle saçlarımı karıştırıyorum ve kıza aynı küstah bakışla karşılık veriyorum. "Bu bakış üzerine sana neden boynuz kuyruk dediklerini anlamakta hiç zorlanmıyorum, De Laurentis. Yandaşların olmadan geziyorsun... Eğer korkuyorsan, sana eşlik edebilirim." Çapkınca sırıtıyorum ve kızın beni tersleyeceğini bilerek biraz daha gülüyorum. 


En son Alexander Verbitsky tarafından C.tesi Haz. 22, 2013 5:08 am tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Gianna de Laurentis
Ravenclaw VII. Sınıf Öğrencisi
Ravenclaw VII. Sınıf Öğrencisi
avatar

Lakap : Gia, Anna ya da boynuzkuyruk diyorlarmış.
Rp Sevgilisi : alexander ama... aması var işte hayırlısı *kim bu alexander? - simon*
Mesaj Sayısı : 287
Kayıt tarihi : 30/08/12

MesajKonu: Geri: here with me.   Perş. Haz. 20, 2013 3:06 am



    Günlük sadece altı saatlik uyku yeterli gelirdi Gianna’ya. Alarm kurmuş gibi kaçta yattıysa o saatten tam altı saat sonra uyanırdı. Uykucu kardeşinin uyanmasını beklerken ortak salonda ders çalışır ya da kütüphaneye giderek okumadığı işine yarayacağını düşündüğünü bir kitap okurdu. Kehanet ile ilgili kitaplar okumayı severdi. Büyükannesi Gloria’dan sonra ailede bu yeteneğe sahip olan ilk kız çocuğu olmuştu Gianna. Dün geceyi ders çalışarak geçirdiği için kütüphane’ye gitmeye karar verdi Gianna. Üzerinde gururla taşıdığı ravenclaw formasını giydi üzerine Gianna. Kendisinin ve kardeşinin Slytherin olacağını düşünmüştü Gianna ama seçmen şapka üstün zekaları ve yaratıcılıkları yüzünden ikizleri Ravenclaw’a vermişti. Gianna bundan gurur duyuyordu binasına tamamen tapıyordu. Ortak salondan çıkıp merdivenlere yöneldi bir keresinde Giovanni ile birlikteyken merdivenler yer değişmişti ve bulundukları yerin neresi olduğunu anlamaları tam iki saatlerini almıştı. Aptal tablolardaki yüzler sürekli birbirlerine gidip geldikleri için hangi koridorda olduklarını bulmakta biraz zorlanmışlardı. Henüz ikinci sınıftalardı. Şimdi olsa hiç zorlanmadan bulabilirdi nerede olduğunu. Merdivenlerden çıkıp beşinci kata geldi. Bomboş koridorda kütüphaneye doğru ilerledi Gianna. Kütüphaneye gelmesinin en büyük nedenlerinden biri de bu saatte kimsenin orada olmamasıydı. Kütüphane görevlisi bile mışıl mışıl uyuyor olmalıydı. Pek hoş bir bayanda değildi zaten bu yüzden onun olmadığı vakitler buraya gelmek işine geliyordu Gianna’nın da.

    İçeri girdiğinde büyük bir şok yaşamıştı Verbitskyler kütüphanedelerdi. İkinci kez görülemeyecek bir manzara olmalıydı bu. Burada ne aradıkları umurunda değildi ama pekte hoşnut olmamıştı burada olmalarından. Özellikle kimsenin kütüphanede bulunmadığı bu saatte buraya geliyordu ve Verbitskylerle karşılaşıyordu! Bundan hoşnut olması imkansızdı zaten. En azından laf atmak için güzel bir fırsat sayılırdı bu. "Aiden geçenlerde evine Marcella'yı götürmüş. Bunu biliyor muydunuz?" Dişlerini sıktı Gianna. Henüz kabuk bağlamış bir yaraydı Aiden onun için. Hayatı boyunca ilk defa birini sevmişti ve o da Aiden gibi pislik birisiydi. İlk başlarda her şey çok güzeldi, her açıdan iyi bir ilişkileri vardı. Aiden gibi birini zapt edebilecek tek kişiydi belki de Gianna. Bunu çok iyi de başarmıştı birkaç aylığına da olsa. Tabii tehditlerinin de yararı olmuştu bunda büyük ihtimalle. Asla kabul etmeyeceği şey ihanetti Gianna’nın. Her ne olduysa birden bütün düşünceleri ve duyguları değişmişti adamın. Ve ardından ayrılmışlardı. Ortak dersler dışında onunla aynı ortamda dahi bulunmamıştı olanlardan sonra Gianna ve çevresindeki insanları ne adamla ne de onun hakkında konuşturmamıştı. Şayet arkadaşlarından biri Aiden ile konuşmaya devam ettiyse de bunu çok iyi bir şekilde Gianna’dan saklamış olmalıydı. Verbitskyler’in oturduğu masaya doğru yürüdü Gianna. “Birilerinin aile toplantılarını böldüm belli ki. Ne kadar acı verici.” Onlarla uğraşmamaya karar verip ilerideki masaya doğru ilerledi Gianna ve oturdu.

    Ayak seslerinden anladığı kadarıyla sonunda gidiyorlardı. Artık sesleri duyamadığından gittiklerini anladı Gianna. Çantasından geçen gün kütüphaneden aldığı kitabı çıkardı ve masanın üzerine bıraktı. Alexander Verbitsky bulunduğu masaya doğru gelip masanın üzerine oturduğunda tek kaşını kaldırıp adama nefretle baktı Gianna. Neden gitmemişti? Madem gitmedi nasıl Gianna’nın bulunduğu masaya gelip masanın üzerine oturarak küstah bakışla karşısında duruyordu? "Bu bakış üzerine sana neden boynuz kuyruk dediklerini anlamakta hiç zorlanmıyorum, De Laurentis. Yandaşların olmadan geziyorsun... Eğer korkuyorsan, sana eşlik edebilirim."Adamın sözlerinin ardından bir gülümseme yayıldı Gianna’nın suratına. Boynuz kuyruk demek oldukça yerinde bir benzetmeydi aslında. Patronusu da Macar Boynuz kuyruk’tu Gianna’nın. Bu lakap oldukça hoşuna gitmişti. Ejderhalar arasından en tehlikeli ve en uzun alev püskürtme menziline de sahip ayrıca. İnsanda hayranlık uyandıran bir yaratık. “Korku benim lügatimde asla yer almamış bir sözcük Verbitsky.” Adamın yüzündeki gülümseme iyice Gianna’yı sinir ediyordu.  Bu özgüvenin nereden geldiğini merak etti Gianna. Büyük ihtimalle Hogwarts’ta fazlasıyla bulunana aptal kızların altına yatmasından kaynaklı bir şey olmalıydı. Gianna asla böyle bir şey yapmazdı, her önüne gelen kızla yatan erkeklerden tiksiniyordu. Stephan haricinde tabii ki. Masanın üzerine koyduğu kitabı alıp oturduğu yerden kalktı Gianna. Elinde ki aritmansiyle ilgili olan kitabın bulunduğu bölüme doğru ilerlerken, durdu ve arkasından gelen Alexander’a doğru dönerek elindeki kitabı ona uzattı. “Hayatında ilk defa işe yaramaya ne dersin? Yeri hemen şurada.” Eliyle kitabı aldığı yeri gösterip kitabı genç adama verdi ve yürümeye devam etti. Büyülerle ilgili kitapların bulunduğu bölüme geldiğinde daha önce okumadığı bir kitabı seçip iki kitaplığın arasından bulunduğu yerden çıkarken Alexander ile burun buruna geldiğinde ani bir hareketle geriye doğru adım attığı sırada dengesini kaybetti ancak düşmeden bir çift el onu belinden kavradı. Az önceki yakınlıktan rahatsız olmasından dolayı geri çekilmeye çalışmıştı ama şuanda genç adam çok daha yakındı. Bütün vücudu genç adamın vücuduna değiyordu. Başını hafifçe kaldırıp adama baktığında bu durumdan oldukça memnun gözüküyordu, daha önce yüzünü bu kadar yakından görmemişti. Aslında adam gerçekten çok yakışıklıydı. Çıkık elmacık kemikleri, masmavi gözleri, kemersiz bir burnu ve biçimli dudakları vardı. Neredeyse kusursuz. Geriye doğru bir adım attığında adam Gianna’nın belindeki elini çekti. Genç kız elindeki büyük kitabını Alexander’a gösterip “Bende seni başımdan savacak bir büyü arıyordum Verbitsky.” Dedi.




Just perfect:
 

Gölgelerden kaçarken.:
 

Spoiler:
 
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Alexander Verbitsky

avatar

Lakap : Adı Alexander olan birinin lakabı ne olabilirse? asfhj Alex. -.-
Rp Sevgilisi : Come on Gia, let's kiss!
Mesaj Sayısı : 38
Kayıt tarihi : 01/02/13

MesajKonu: Geri: here with me.   Perş. Haz. 20, 2013 4:39 am




      Merlin'in sakalı adına, ben gözlerime inanamazken kız güldü! Hani dudakları kıvrıldı yukarı doğru... Buna gülmek deniyor, değil mi? Gianna De Laurentis'den beklediğim son tepkiydi o an için. Kızı tanımasam buna sevindiğini söylerdim. İşin aslı kızı pek iyi tanıdığım söylenemez bile. Yedi sene aynı okulu paylaştığımızı düşünürsek, oldukça yabancıyız birbirimize. "Korku benim lügatimde asla yer almamış bir sözcük Verbitsky." Elbette ki bunu bilmeyecek kadar da değil yabancı değil. Kızın gözlerinin içerisine odaklandım, sanki en derin korkularını orada bulacakmışım gibi. Biliyorum, mutlaka bir şeylerden korktuğunu biliyorum ama ne olduğu konusunda hiçbir fikrim yok. Eğer anlamayacağını bilseydim, zihnine girmeyi denerdim. Bunu göze almadım. Karşımdaki Gianna'ydı, bunu asla yanıma bırakmazdı. Ve inanın bana, Gianna'nın intikam planlarından kaçarak geçirmek istemiyorum son yılımı. İçimden bir ses, son yılımda onu tanımak istediğimi söylüyor zira. "Hayatında ilk defa işe yaramaya ne dersin? Yeri hemen şurada," dedi kız elime kitabı tutuşturduğunda. Ah, hayır... Hayır. Aynı şeyi Roxana yapmış olsaydı ölümüne kaçacağımı bilsem de ne olduğunu anlayamadığım o hisse uydum ve yandaki bölmeye daldım. Kitabın kapağını bile okumaya üşendiğimi söylememe gerek yok herhalde? Kitabı öylece salladım havaya doğru ve kendi yolunu buldu. Bunun mümkün olduğunu iki sene önce öğrenmiştim, raflar arasında kız sıkıştırırken. Ah.. Eğlenceli günlerdi ve kahretsin ki o günleri özlüyorum. Ne olduğunu kendime bile açıklayamıyorum; ancak artık eskisi kadar zevk vermiyor hiçbir şey. Ya kızlar çok sıkıcı olmaya başladı ya da aynı tavırlar bir yerden sonra çekilmez oldu. Bilmiyorum. Sadece eskisi kadar çapkın olmadığımın farkındayım ki son eğlenceli deneyimim kesinlikle Krystelle'dı. Sonrası da onun kadar eğlenceliydi tabii. Elim istemsizce yanağıma gitti. Evet, o nokta Hans'ın yumruk attığı yerin ta kendisiydi. 
      Tüm bu düşüncelerden sıyrılıp kızı yeniden görebilmek için sağa döndüğümde, neredeyse çarpışıyorduk. Demin bir şeyden korkmam diyen Gianna ise, korkuyla kendisini bir adım geri attı. Hadi ama, oradan böcürt gibi mi gözüküyorum? Kaşlarımı çattığım sırada onun düşmekte olduğunu fark ettim ve çok geç olmadan belinden yakalamayı başardım. Kızı kendime doğru çektiğimde, dalgalı saçlarının belinden aşağı dağılışını, göğüslerinin yarattığı yakıcı hissi, hafif aralanmış dudaklarının biçimi dahil her şey birdenbire nüfuz etti üzerime. Gülümsememe engel olamadım, nasıl olabilirdim ki? Onu biraz daha çektim, bunun onu delirttiğini bilerek. Hangi kısım daha güzeldi bilmiyorum. Gianna'nın kaçmaması mı, yoksa bana beni öldürecekmiş gibi bakması mı? Küçük bir sessizlik anıydı o an. Hiçbir şey demeden onun gitmesine izin verdim ellerimden. O ise, normal bir kızdan yüz kat daha hızlı toparlanarak, elindeki büyü kitabını gösterdi bana. "Ben de seni başımdan savacak bir büyü arıyorum Verbitsky." Kahkahama engel olamadım ve kıza doğru bir adım attım. Uzun boyluydu Gianna, inkar edilemez bir biçimde. Yine de benim yanımda küçük kalıyordu, elbette ki. Elindeki büyü kitabını hızla kaptım ve arkamı döndüm. Sayfaları hızla çevirmeye başladım, bir tanesinde durana dek. "Karşınızdakini taşa çevirme büyüsü?" Tek kaşımı kaldırarak ona döndüm ki elimdeki kitabı kapmaya yeltendi. Çevik bir hareketle elini tutarak onu durdurdum. Alaycı bir tonla "Ben zaten taş gibiyim," dedim ve onun sinirle gülmesi üzerine altındaki büyüyü okudum. "Incarcerous. Ah, beni boğmayı düşüneceğini sanmıyorum. Hele bu kadar eğlenirken." Omzumun üstünden kıza baktığımda kitabı elimden hızla aldı. Bu defa başarmıştı ve suratında o meydan okuyan ifadesi vardı. "Beni başından savmayı gerçekten istiyor musun?" Başımı onaylarcasına sallayıp iki adım geri atıyorum. Ellerimi iki yana açarak omuz silkiyorum ardından. "Gidebilirim." Arkamı dönmek üzereyken yeniden ona doğru bir adım atıyorum. "Gitmeye de bilirim. Seçimini yapmak ister misin?" Ne zamandır şeytanla oyun oynuyorum acaba? Kızın git diyeceğinden eminim. Kollarımı göğsümde kavuşturuyorum ve sırtımı kitaplıklardan birisine yaslıyorum. Belki de demez diyor içimden bir ses. Bir an için öylece bakışıyoruz. Ve en sonunda dudaklarını aralıyor genç kız.

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Gianna de Laurentis
Ravenclaw VII. Sınıf Öğrencisi
Ravenclaw VII. Sınıf Öğrencisi
avatar

Lakap : Gia, Anna ya da boynuzkuyruk diyorlarmış.
Rp Sevgilisi : alexander ama... aması var işte hayırlısı *kim bu alexander? - simon*
Mesaj Sayısı : 287
Kayıt tarihi : 30/08/12

MesajKonu: Geri: here with me.   Perş. Haz. 20, 2013 12:27 pm




      Genç kızın sözleri komik değildi, Gianna oldukça ciddiydi söylediklerinde bu yüzden Alexander'ın gülmesi onu sinir etmişti. Kızın elinden kitabı aldığında ne yapmaya çalıştığını anlayamadı. Kendisi mi okumak istiyordu? Burada binlerce kitap vardı. Gianna'nın seçtiği kitabımı bulmuştu "Karşınızdakini taşa çevirme büyüsü?" Genç adamın kendisine doğru döndüğünde elinden kitabı almaya çalıştı ama Alexander buna engel oldu. "Ben zaten taş gibiyim," Bir insan bu kadar sinir bozucu olabilir miydi? Tanrı aşkına! "Incarcerous. Ah, beni boğmayı düşüneceğini sanmıyorum. Hele bu kadar eğlenirken." Hayır, onu boğmazdı. Kesinlikle boğmazdı çünkü daha acı verici bir şeyler tercih ederdi. Hızla adamın elinden kitabı kaptı. "Beni başından savmayı gerçekten istiyor musun?"  Elbette istiyordu! Buraya yalnız kalmaya gelmişti ve maalesef onun yüzünden bu mümkün olamıyordu."Gidebilirim." Gianna genç adamın gitmesini bekledi ama hiçte öyle olmadı."Gitmeye de bilirim. Seçimini yapmak ister misin?"  Bu da neydi böyle? Sadece genç adamın yüzüne bakıyor ne yapmaya çalıştığını anlamak için. Bu sorduğu soru çok garip gelmişti Gianna'ya. Acaba ne cevap vermesini bekliyordu? Gitme demesini mi? Bu asla olmazdı ama Alexander Verbitsky neden Gianna'dan böyle bir cevap beklesin? "Neden cevabını bildiğin bir soru soruyorsun Alexander."  Daha önce onu hiç adıyla hitap etmemişti konuştukları bu kısa süre boyunca ve ayrıca arkadaşlarıyla hakkında konuştuğunda da genelde soyadını ya da aptal Gryffindor gibi şeyler söylerdi, söylerlerdi. Yani bu tam olarak kişisel bir şey değildi Hufflepufflılar ve diğer Gryffindorlular içinde böyle yakıştırmaları vardı. Ancak problem o değildi. Yani genç adam cevabı biliyor muydu? Çünkü Gianna bile bunun cevabını bilmiyordu. Alexander kızın sözlerine şaşırmamış olabilirdi ama Gianna ağzından çıkan sözcüklere şaşırmıştı. Çok net bir şekilde ona gitmesini söylemesi gerekiyordu, kalmasını söylememişti ama git de dememişti, diyememişti. Birden ağzından bunlar çıkmıştı. Belki içinde ufacık bir parça Alexander'ın kalmasını istiyor olabilirdi. Gianna bunun farkındaydı ve oldukça rahatsızdı.

      Rafların arasından çıkıp az önce oturduğu masaya doğru ilerlemeye başladı. Genç adamın net bir cevap beklediğini düşünüyordu ancak bir şeylerde söyleyemiyordu. Gianna kendisini çok iyi tanıyordu ve ortada bir sorun olduğunu biliyordu. Tam olarak sorun denilemezdi belki buna ama Gianna için büyük bir sorun olabilecek bir durumdu. Tam anlamıyla şuanda bu durumu açıklayamıyordu, açıklamak isteyeceğini düşünmüyordu ancak Alexander Verbitsky'nin büyük bir problem olacağını biliyordu. Onunla şuanda konuşması bile yanlıştı. Gianna'nın zihninde bazı şeyler vardı, değişmeyen şeyler. Bir Gryffindorlu ile asla konuşulmaması gibi ya da Hufflepuff. Onlar Gianna'nın gözünde hep alt sınıf olmuştu. Arkadaşlarının hepsi Slytherin'di. Kendisi gibi düşünen Slytherinler. Arada çok büyük fark vardı bir Gryffindor ve Gianna gibi bir Ravenclaw arasında. Her şey çok farklıydı, düşünce tarzları, görüşleri, tarafları bambaşka iki insan tipi. Ellerini masanın üzerine koyup masaya yaslandı. "Ne bekliyordun Verbitsky? " Genç adamdan bir an önce kurtulması gerektiğinin farkındaydı, aptalca bir şey yapmadan önce. Çünkü saçma sapan düşüncelerle dolmaya başlamıştı zihni. "Lütfen Alexander gitme, dememi mi?"  Genç adamın gerçekten çok iyi bir vücudu vardı, geniş omuzlar ve kaslı bir vücut. Birden çok seksi gelmişti gözüne genç adam. Güçlü kollarıyla belinden kavrayıp masaya yatırmasını, öpmesini ve daha başka şeylerde yapmasını istiyordu. Zihninde kurduğu hayal bunun gibiydi. Aiden'den beri kimseyle birlikte olmamıştı. En az onun kadar iyi olabileceğini düşündü.  Belki de tek sorun binasıydı yani neden Gryffindor? Slytherin ya da Ravenclaw değil böylece her şey daha kolay olurdu. Çok anlamsız şeyler düşündüğünü fark etti Gianna, kendini toparlaması ve böyle aptalca şeyler düşünmemesi gerekiyordu! Her ne düşünürse düşünsün bunların hiç birinin yüzüne yansımamasından dolayı bir kez daha çok memnun oldu. İfadesiz bir yüzü vardı, bir maske gibi sadece kardeşinin ve arkadaşlarının yanında çıkardığı bir maske, Tanrının bir hediyesi. "Ancak rüyanda görürsün."  




Just perfect:
 

Gölgelerden kaçarken.:
 

Spoiler:
 
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Alexander Verbitsky

avatar

Lakap : Adı Alexander olan birinin lakabı ne olabilirse? asfhj Alex. -.-
Rp Sevgilisi : Come on Gia, let's kiss!
Mesaj Sayısı : 38
Kayıt tarihi : 01/02/13

MesajKonu: Geri: here with me.   C.tesi Haz. 22, 2013 6:21 am


    #:
     

    “Neden cevabını bildiğin bir soruyu soruyorsun Alexander?” Genç kızın dudaklarının kıvrılışını izlerken gülümsedi genç adam. Hiçbir fikri yoktu neden sorduğu konusunda. Belki muhabbeti uzatmak istemişti? Belki yalnızca içinden orada kalmak geçiyordu. Aslında içten içe biliyordu ki, her ikisi de doğruydu. Kızın derin mavi gözlerinin içine baktı doğrudan ve o an fark etti… Gianna ona adıyla hitap etmişti. Ve Merlin aşkına yemin edebilirdi ki, Gianna De Laurentis tam yedi senedir ilk kez onun adını kullanmıştı. Adımı biliyormuş, diye geçirdi adam içinden. Gülümseyerek karşılık verdi buna. Sevinmişti gereksiz yere ve kıza bunu belli etmekten çekinmiyordu. O an buna şaşıranın yalnızca kendisi olmadığını anladı. Genç kız bakışlarını hızla kaçırdığında, bunu farkında olmadan yapmış olduğunu fark etti Alexander. Bunun üzerine kızın masaya doğru ilerlemesi uzun sürmedi. Bir an için orada durdu genç adam. Kızın saçlarının dalgalanışını izledi kısa, gerçekten kısa bir an için. Çok geçmeden gözleri kızın kalçalarına kaydı zira. Üzerindekilere rağmen oldukça belliydi ki, Alexander o kalçaları daha yakından da görmüştü. Bir ay kadar önce su savaşını başlatan kimdi hatırlamıyordu; ancak başlatan her kimse, sonuçta bütün kızları çamaşırlarıyla göle düşürmeyi başarmıştı. Kendi kendine bu sahneyi hatırlayınca sırıttı. Böyle okulu başka nerede bulabilirdi ki? Bir kez daha Rusya’da okumadığına memnun, gülümseyerek kızı takip etti.

    Sessiz geçen saniyelerde kız masaya vardı ama oturmadı. Yüzünü Alexander’a dönerek masaya yaslandı. Biliyordu ki genç adam, eğer kız gitmesini isteseydi şimdiye dek ona bunu söylemiş, söylemekle kalmamış onu kovmuştu bile. Shane’den çok olmasın, yüzsüz biriydi Alexander. Birisi ona defolmasını söylediğinde kalmayı tercih ederdi. Piçlik kanında vardı herifin, ne yapabilirdi ki? “Ne bekliyordun Verbitsky?” Bir kütüphane seksi iyi olurdu aslında. Alexander bunda zorlanmazdı. Gianna’nın arkasındaki kitaplar gözüne batıyordu zaten… Eliyle onları atıp kızı yatırması saniyelerini bile almazdı. “Lütfen Alexander gitme dememi mi?” Düşünceleri zihninden hızla sildi delikanlı. Gerçekten kafayı mı yemişti acaba? Belki de Roxana haklıydı, kendisine düzenli bir sevgili bulmadığı her saniye ruhunu kaybediyordu. Tamam, saçmalık. Sevgili kuzeninin aşk zırvaları Alex’e çok uzaktı. Hatta ona kalsa, Gordon’ı Roxana’dan kurtarabilmek için elinden geleni yapardı. Kuzenini ne kadar severse sevsin, bir adam özgür olmalıydı. “Ancak rüyanda görürsün.” Düşüncelerinden sıyrıldı ve kızın suratına odaklandı. Suratsız olma konusunda Anna Lizzie’nin bir, Gianna’nın iki olduğunu herkes bilirdi. Hatta hangisi bir ya da iki onu bile bilemedi o an. Kızın suratı ifadesizdi ancak gözlerindeki telaşı yakalamıştı Alexander ve bunun üzerine gidecekti. Ona doğru birkaç adım attı. Göğsünde kavuşturduğu kollarını bozarak, sol eliyle daima karışık olan saçlarını karıştırdı. Elini başından çekmeden kıza gülümsedi. “Gitmemi istemiyorsun.” Kendisinden oldukça emin çıkmıştı sesi. Daha iki saniye öncesine kadar bu gerçeğin farkında bile değildi oysa. Şimdi daha iyi anlıyordu. Nedenini bilmiyordu; gayet berbat bir durumdu. De Laurentis ile tek bir muhabbetleri bile yokken, şimdi burada duruyor ve anın bitmemesini diliyorlardı. Onun da dilediğini biliyordu Alexander. “Aklından geçeni anında söylediğini duymuştum. Ne var biliyor musun De Laurentis, bir ortak noktamız varmış.” Gianna’nın sivri dilinin aksine Alex insanları iğnelemek için açmazdı ağzını. Alex patavatsızdı, onun olayı buydu. Aklına geleni fazla düşünmez, söylerdi. Sonuç mu? Kendisine şaşkınlıkla bakan suratlar. Ve ardından gelen klasik bir omuz silkme hareketi…

    Adamın beyni fazlasıyla çalışıyor, duracakmış gibi gözükmüyordu. Adeta fısıldayarak “Gitmemi istemiyorsun çünkü nedenini anlamasan da çekimi sen de hissettin,” dedi ve bir adım daha attı. “Ve bundan hoşlanmadın elbette ki. İnan bana, ben de hiç hoşlanmadım.” Kaşlarını çattı Alexander. "Ama bunu inkar etmeyeceğim. Şu an gözüme hiç olmadığı kadar hoş gözüküyorsun Gianna ve ben…” diye başladığı cümleyi tamamlamadı. Kafasını iki yana salladı ve derin bir nefes aldı. Reddedileceğini biliyordu, hazır değildi, çok erkendi, çok çok erkendi hatta. Kızla konuştukları bir elin parmaklarını geçmezdi ama kendisini durduramıyordu. Kızda bir şeyler vardı. Onu çekiyordu; daha önce nasıl bunu fark etmemişti bilmiyordu ama zihninde adeta şimşekler parıldıyordu. Deli gibi ateş viskisine ihtiyacı vardı o an. Ateşle oynuyordu çünkü. Ve Gianna, ateş viskisinden daha yakıcıydı. Tanrı yardımcım olsun, diye geçirdi içinden genç adam. Ardından eksik kalan cümlesini tamamladı. "Hoş olan her şeyi severim."

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Gianna de Laurentis
Ravenclaw VII. Sınıf Öğrencisi
Ravenclaw VII. Sınıf Öğrencisi
avatar

Lakap : Gia, Anna ya da boynuzkuyruk diyorlarmış.
Rp Sevgilisi : alexander ama... aması var işte hayırlısı *kim bu alexander? - simon*
Mesaj Sayısı : 287
Kayıt tarihi : 30/08/12

MesajKonu: Geri: here with me.   Ptsi Tem. 08, 2013 5:16 am




      “Gitmemi istemiyorsun.”  Genç adamın söylediklerinin doğru olduğu gerçeği Gianna’yı deli ediyordu. Gitmesini istemiyordu nedenini bilmiyordu ama biraz daha kalmasını istiyordu. Bu çok aptalcaydı!  “Aklından geçeni anında söylediğini duymuştum. Ne var biliyor musun De Laurentis, bir ortak noktamız varmış.” Bu doğruydu, Gianna sivri dilliydi. Karşı tarafın incinip incinmeyeceğini umursamadan düşüncesini anında söylerdi. Çoğu zamanda bu yüzden fazlasıyla kırıcı olurdu. Şuanda ise kendisinden çok uzaktaydı. “Gitmemi istemiyorsun çünkü nedenini anlamasan da çekimi sen de hissettin,”  Evet, bu lanet olası çekimi hissediyordu hem de bir süredir, ancak bunu bu gün anlayabilmişti. Genç adam bir adım daha atmış ve Gianna’ya daha yakınlaşmıştı. “Ve bundan hoşlanmadın elbette ki. İnan bana, ben de hiç hoşlanmadım.” Aralarındaki şeyin karşılıklı olması Gianna’yı daha da korkutmuş ve aslında birazda heyecanlandırmıştı. "Ama bunu inkar etmeyeceğim. Şu an gözüme hiç olmadığı kadar hoş gözüküyorsun Gianna ve ben…” Bu çok yanlıştı şuan burada bu şekilde durmaları ama gidemiyordu işte. Burada oturmuş genç adamın yarım bıraktığı cümlesini bitirmesini bekliyordu. Beğenilmek hiçbir zamana umurunda olmamıştı, dış görünüşüyle değil zekasıyla çevresindekileri etkilemeyi severdi Gianna. Onu bir çok kızdan ayıran özelliği de buydu zaten, zekası. Bugün ise diğer günlerin aksine genç adamı çekici bulduğu gibi Alexander’ında Gianna’yı öyle görmesi genç kızın heyecanına heyecan katmıştı. "Hoş olan her şeyi severim."
       

      “Ateşle oynuyorsun Verbitsky.” Ateşin ta kendisiydi Gianna. Bu sefer sadece karşısında ki için değil kendisi içinde yakıcıydı. Büyük bir yanlışa doğru sürükleniyor gibi hissediyordu Gianna. Tıpkı Aiden’da olduğu gibi, hayatının en büyük hatalarından biriydi belki de. Yanlış adamı sevmek, ona değer vermek ve ardından kırılıp param parça olmak. Bunu bir kez yaşamıştı. En kötüsü ise kendi içerisinde bunları yaşamış olmasıydı. Bu konu hakkında kimseyle konuşmamıştı, ne kadar buna ihtiyaç duysa da yapmamıştı. Çünkü bir erkeğin ardından üzülmek De Laurentis kızına yakışmazdı. Bununda sonu diğerinden iyi olmayacaktı. Gianna de Laurentis ve Alexander Verbitsky asla yan yana gelmeyecek, gelmemesi gereken iki isim. Ateş ve barut gibi yan yana geldiklerinde bir felakete yol açacak bir ikili.  Eğer biraz aklı varsa Alexander Gianna’dan uzak dururdu. Zaten Giovanni müsaade etmezdi asla Gianna’nın Alexanderla konuşmasına. Kardeşinin Hogwarts’ta ki hiçbir kızla konuşmasına müsaade etmezken kendisi bir Gryffindor’a hemde Alexander Verbitsky gibi bir Gryffindorla yakınlaşması kabul edilemezdi. Aiden ve Giovanni’nin kavgası gözünün önüne geldi genç kızın. Alexander ve Giovanni’nin kavga etmesini asla istemezdi. Bunun nedeni ise bariz bir şekilde ortadaydı iki tarafından zarar görmesini istemiyordu. Gianna’nın kardeşinin hayatına müdahale ettiği kadar olmasa da Giovanni’de kız kardeşine karışıyordu. Şimdi erkek kardeşi kütüphaneye girip Gianna ve Alexander’ı böyle görse bunun sonu hiç iyi bitmezdi. Hiç olmasını istemediği kavganın yaşanmasına neden olurdu bu durum. Bu yüzden mantığıyla hareket etmeye devam etmesi gerekiyordu Gianna’nın ama adeta Alexander tarafından esir alınmış gibiydi gördüğü ve düşündüğü tek oydu.
       

      Oturduğu yerden kalkarak aralarında ki mesafeyi neredeyse kapatmıştı. Elini genç adamın göğsünün üzerine koydu, ardından diğer elini de onun yanında koydu. Yavaşça ellerini yukarı doğru hareket ettirip gömleğinin yakalarını tuttu sıkıca ve Alexander’ı kendisine doğru çekip kulağına doğru eğildi. “Dikkatli olmalısın boynuz kuyruğun ateşine maruz kalmak istemezsin.” Boynuzkuyruktan kastı elbette kendisiydi. Çok net bir biçimde en az boynuz kuyruk kadar tehlikeliydi. Çatallı diliyle etrafına zehirler saçan, insanları büyük bir zevkle inciten bir insandı Gianna. Vicdan denen şeye sahip değildi. Ama bu sefer durum farklıydı işte. Ne incinmek ne de incitmek istemiyordu. “Senin için hiç iyi olmaz.” Kim göz göre göre kendisini ateşe atardı ki? Alexander’ın öyle yapmayacağını umuyordu. Bu ikisi içinde en iyisi olurdu. Böylelikle boş bir şeyin peşine de takılmazdı Gianna. Geri çekilip masaya tekrar oturdu Gianna ve bacağını diğer bacağının üzerine koydu. “Aklın varsa Verbitsky benden uzak durursun.”  


 



Just perfect:
 

Gölgelerden kaçarken.:
 

Spoiler:
 


En son Gianna De Laurentis tarafından C.tesi Tem. 20, 2013 4:44 am tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Alexander Verbitsky

avatar

Lakap : Adı Alexander olan birinin lakabı ne olabilirse? asfhj Alex. -.-
Rp Sevgilisi : Come on Gia, let's kiss!
Mesaj Sayısı : 38
Kayıt tarihi : 01/02/13

MesajKonu: Geri: here with me.   C.tesi Tem. 20, 2013 3:44 am



    Kızın kendisine ulaşmasına izin vermeyeceğini biliyordu genç adam; denemekten zarar gelmeyeceğini kendisine hatırlatırken. Şimdiye kadar ona erişebilmiş tek adam tanımıştı zira. Aiden de Santiago. Belki de dizginlememiş nadir çapkınlardandı genç adam ama her nasılsa, bu kıza kendisini sevdirtmişti. Gia’nın öfkesi yakıcı ve yıkıcıydı. Sonuçlarına da katlanmış olmalıydı, yine de her ne olduysa, gözlerinin önünde olmadığı kesindi. Hiç kimsenin bu konu hakkında bir şey bildiğini düşünmüyordu Alex; çünkü eğer April bilmiyorsa, kimse bilmiyor demekti. “Ateşle oynuyorsun Verbitsky,” dediğinde Gianna omuz silkti genç adam. Bunu biliyordu. O bir Gryffindordu. Damarlarında durdurulamaz bir aslanın kanı dolaşırken, ateşle oynamaması mümkün değildi. Bilhassa onu çekiyordu işlerin karmaşıklaşması, Alexander ise bu çekime asla karşı koyamıyordu. İradesiz biri değildi… Tamam, belki biraz öyleydi. Tutkularının onu ele geçirmesine izin verirdi, bundan en ufak bir pişmanlık duymazdı yine de. Kız yerinden kalktığında bakışlarıyla onu takip etti yaramaz genç adam. Gianna kendisine doğru adım attığı her saniye kalbi hızlanıyor, bunu kabullenmekle kabullenmemek arasında savaş veriyordu. Boynuz kuyruğun narin eli genç adamın göğsüne değdiğinde yutkundu Alexander. Kızın elinden yayılan sıcaklık bütün vücudunu sarmış gibiydi. Her hücresi haykırıyordu adeta. Gianna de Laurentis’i istiyordu. Genç kız ise sanki bunu daha da körüklemeye çalışırcasına ellerini adamın göğsünde gezdirerek gömleğinin yakalarını kavradı ve hafifçe kendisine doğru çekerek adamın kulağına fısıldadı. “Dikkatli olmalısın, boynuz kuyruğun ateşine maruz kalmak istemezsin.” Yüzüne yayılan gülümsemeyi engelleyemeyen genç adam, kızın sözlerine devam edişini çarpan kalbi eşliğinde dinledi. “Senin için hiç iyi olmaz,” dedi ve ellerini hızla çekerek yeniden masaya oturdu. Arkasına oturmuştu ki, Alex artık onun suratını göremiyordu. Yalnızca sesini duydu. “Aklın varsa Verbitsky benden uzak durursun.”  

    Küçük bir sessizlik anı oldu. Genç adamın aklı hala göğsündeki ellerde kalmış, bunu düşünüyordu ki birdenbire gülmeye başladı. Omuzları sarsılırken, küçük bir çocuğun enerjisi ile oturduğu yerden zıpladı ve kızın önüne geçti. Gülümsemesi Gianna’nın sinirini bozmuş olmalıydı ki kız eski haline geri dönmüş, kaşlarını çatmıştı. Neden kaş çatması bu kadar seksi olurdu ki? Birkaç saniye düşünmek için kendisine izin verdiyse de, bu işlemi boşverdi. Ravenclaw olan o değildi, karşısındaki kızdı. Adamın düşünerek hareket etmesine gerek yoktu. Bakışlarını kızın dudaklarına kaydırdı. O kadar öpülesi gözüküyordu ki, genç adam o an kararını verdi. Ona doğru bir adım attı. Bir elini kızın üst üste attığı bacaklarından birine koyduktan sonra, diğer eliyle onun başını kavradı. Ardından, kızı sertçe kendisine çekip öptü. Öpüşleri şehvetliydi hiç kuşkusuz. Kızın yumuşak dudaklarının kendi dudakları içerisinde kaybolmasına izin verirken, diliyle onun dudaklarını araladı. Dilleri birbirine değdiğinde genç adam vücudundaki hareketlenmenin farkına vardı. İçten içe bir küfür ederek dudaklarını dudaklarından ayırdı kızın zorla. Bunu beklememiş Gianna’nın şaşkın ifadesine bakarken gülümsedi. “Riskleri göze almayı severim,” dedi genç adam ve kızla göz temasını kesmeden devam etti. “Ne zaman başımı beladan uzak tuttum ki?” Bu defa alaycı olmayan bir gülümsemeyle sağ elini kızın yanağına koydu. Vücutları arasındaki mesafe neredeyse tamamen kapanmışken tek kaşını kaldırıp ona baktı. “Sen de denemelisin Gianna. Her şeyi kontrol edemezsin.” Diğer elini de kızın yanağına koyduğunda, içinde bir yerlerde tutkudan başka bir duygu daha hissetti. Ne olduğunu bilmiyordu ancak o şekilde dururken, kızda olan farklı bir şeyi fark etmişti. Daima onun yıkıcı biri olduğunu duymuş, buna bizzat tanık olmuştu. Ancak kızın başından geçenler hakkında hiçbir zaman söylendiğini, şikayet ettiğini görmemişti. Gianna belli ki duygularını içinde yaşayan tiplerdendi. Birden kendisini ve Shane’i düşündü. İkisi de bunu asla başaramazlardı. Kızın yanağını okşadığında, onun zırhını delip aklına erişeceğine dair kendisine söz verdi. Sonra… Sonrasında tutkusu bunu unutturacak kadar baskın çıktı.

    Alexander’ın azılılar arasına girmese de çapkın olduğunu herkes bilirdi. Ancak bu defa genç adam yalnızca bir çapkın rolünü üstlenmiyordu, hayır. Düpedüz aptal çapkın rolünü üstleniyordu; zira Gianna çapkın erkekler arasında yasak bölge gibiydi. Hogwarts’ın erkekleri hangi binada olursa olsunlar, bu tür konuları birbirlerine iletmekte yeterince ustaydılar. Kız oldukça güzel, çekici ve özellikle bakışlarıyla dahi insanın içine tutku aşılayacak cinstendi. Oysa onu idare etmek, her erkeğin harcı değildi. Elbette, Giovanni’yi unutmamak gerekirdi. Oğlanın bunu öğrenirse bir şey yapacağından emindi değildi… Yani, Gio daima herkesle iyi geçinen, yumuşak başlı bir tip olmamış mıydı? Fakat de Laurentis ikizlerinin birbirlerine düşkünlüğü de bir o kadar ortadaydı. Peşi sıra Stephan ile Eugene de vardı. Ravenclawlar yetmezmiş gibi, bir de Slytherinlere uzanıyordu bela. Oysa Alexander korkusuzdu, o bir Verbitsky’di, insanlardan korkmazdı. Elini kızın yanaklarından çekerek belini kavradı sıkıca ve kendi kucağına alacak şekilde kaldırdı. Kızın bacaklarını onun beline dolandığında bu defa Alexander kızın kulağına fısıldadı. “Senden uzak durmak istemiyorum. İstemediğim şeyleri yapmam.”

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
 
here with me.
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Whisper of Death RPG :: H O G W A R T S :: Hogwarts 5. Kat :: Kütüphane-
Buraya geçin: