Whisper of Death RPG
Sitemize hoş geldiniz.
Lütfen giriş yapınız ya da üye olunuz.

WoD Yönetimi.



 
AnasayfaKapıSSSKullanıcı GruplarıKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 H o n e y L e e

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Honora Lee

avatar

Lakap : Arkadaşları Honey der.
Rp Sevgilisi : Mr. Moon <3
Mesaj Sayısı : 36
Kayıt tarihi : 07/09/12

Özel
Rp Puanı:
93/100  (93/100)

MesajKonu: H o n e y L e e   C.tesi Eyl. 08, 2012 9:45 am

    Tipik bir asyalı görünümünde Honey. Siyah uzun, düz, hatta çoğu zaman dalgalı saçlara sahiptir. Saçları ipek gibidir. Dudakları hafif kalın ve yanakları hafif şişkindir. Buna rağmen cılız bir kızdır. Yine de çevik hareketleri vardır, refleksleri oldukça kuvvetlidir. Gözleri gülümsediğinde adeta kaybolur. Göz rengi ise koyu kahverengi.. Sevimli görünse bile pek gülümsediği olmamıştır Özellikle içinde yaşamış olduğu sahte ailesi sayesinde ruh hali işte şöyle bir hal aldı:

ayy kaç:
 
İki kelime ile aile; sessiz ~ sıkıcı.

    Bir gıcırtı ile açılan kapıdan içeri daldığında ürkek çekik gözleri bu garip dükkânda gezinmeye başladı. Minicik atan kalbi yalnızlığın ve heyecanın karışımıyla iyice çarpmaya başlamıştı artık. Yüreği küçük bedeninden dışarıya fırlayacak gibiydi. Ama on yaşındaki bu kız artık yalnız olmaya alışmalı ve dimdik ayakta durmayı öğrenmeliydi. Ayaklarını sürüyerek ilerledi. Toz bulutlarını iyice havalandırmış olacak ki bu durumdan rahatsız olarak hafifçe öksürdü elini ağzına götürerek. Öksüz bedeni adeta üç yüz altmış derece dönmüştü bu dükkânın içinde. Kimse yoktu. Ondan başka, kimse görünmüyordu etrafta. Diyagon yolunda rastlamış olduğu ve ona iyiliği dokunan dost canlısı kadın da bir işi olduğunu söyleyip onu dükkânda yalnız bırakmayı tercih etmişti.

    Şimdi kendi işini kendisi görecekti. Hogwarts’a bir sene erken başlayacağı için bir avantajı olabilir miydi bilmiyordu. Ama sonuçta mektup ona bu sene gelmişti işte. Onu Hogwarts’a başlaması için hazır hissetmiş olmalıydılar. Belki de. Honey, büyünün dışında da bazı güçlerin olduğuna inanıyordu. Yine de kimseye çaktırmıyordu. Tıpkı bir besleme gibi yaşadığı evdeki insanlara karşı takındığı hali gibi. Soğuk, endişesiz görünmeye çalışarak. Artık rol yapma yeteneğini gittikçe genişletiyordu. Suratına takabildiği maskelerin oranı gün geçtikçe artıyordu. Honey bunun olumlu mu yoksa olumsuz mu bir sonuç doğurabileceğini düşünmüyordu bile. Zaten o yaşa gelmemişti henüz. Hayatın ona gerektirdiklerini yerine getirmekle meşguldü sadece. O bu düşünceler içindeyken, artık bedenini bir rafın bulunduğu yere kadar getirmişti bile. Saygı gereği dükkân sahibini beklemişti bir süre. Ama olumlu bir sonuç alamamıştı. Bu işler İngiltere’de, hele ki büyücü dünyasında farklı yürüyordu anlaşılan. Ama o asaya daha uzanmayı bile hayal etmemişken Bay Olivander çıkageldi. “Çok acelecisiniz bakıyorum Bayan.” Honey yutkundu. Ne yapacağını bilemedi bir an. “Şey, aslında ben…” diye başladı sözlerine. Bir süre sessizlik oldu. Sonra Honora, “Sadece sizin gelmenizi sağlamaya çalışıyordum.” diyerek işin içinden çıktı. “Bir Lee kızı öyle değil mi? Yıllar önce Song-Woo Lee de buraya uğramıştı, dün gibi hatırlıyorum. Gryffindor mevzunuydu, öyle değil mi?” Honora hayret içinde başını salladı. Saniye geçmeden gözlerini yere indirdi. “Evet, öyleymiş.” Duygulanmıştı, çünkü babasını asla görememişti Honey. Yüzüne hemen ciddi maskesini geçirdi yine, buraya ağlamak için gelmemişti o. “Şey, ben artık bir Lee değilim. Soyadım üç yıl önce değiştirildi. Bunun sebebini bilmiyorum gerçi-” Derhal sesini kesti küçük kız. Daha fazla ayrıntıya girmesine gerek yoktu.

    Uzun süre asalar yığılmıştı önünde. Her seferinde bu asalar dükkanda bir kasırga yaratıyor. Honora’nın gözlerini iri iri açmasına yol açıyordu. Hiç biri tutmuyor gibiydi. Honora bir an, belki ben buraya ait değilimdir, diye düşündü. Belki aslında bir büyücü değilim. Ama Hogwarts mektubu da mı yanılmıştı. Baykuş mesajı yanlış birine mi getirmişti ki. Honora garip bir dalgınlıkla bütün bu saçma fikirleri düşünürken, Bay Olivander’in kocaman merdiven basamağının en yüksek bölümüne kadar çıkıp üst raftan bir kutu çektiğini gördü. İçinden bir ses bunun o olduğunu söylüyordu. O asa.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Garrick Ollivander

avatar

Lakap : -
Rp Sevgilisi : Gönül ister Madam Malkin.
Mesaj Sayısı : 86
Kayıt tarihi : 16/02/11

Özel
Rp Puanı:
97/100  (97/100)

MesajKonu: Geri: H o n e y L e e   C.tesi Eyl. 15, 2012 6:08 am

    "Gün berbat bir şekilde devam ediyor." diye düşündü yaşlı adam "İstediğim bu değildi." Sözde çok verimli bir gün olacaktı. Sabah tüm o eski notlarını düzenleyecek, babasından kalma yarım asaları tamamlamaya devam edecek ve dükkanı temizleyecekti ancak güneşin batmaya durduğu şu saatlerde kayda değer hiçbir şey yapamamış olmak yaşlı adamın canını sıkıyordu. Belki de bir yardımcıya ihtiyacı vardı aynı madam Malkin'in söylediği gibi.. Hayır. Daha dinç bir adamdı ve her ne olursa olsun yardımcı kelimesi ona küfür gibi geliyordu yalnızca. Derken kapının zilini duydu ve acelesiz adımlarla girişe yürürken kendisini işine odakladı yalnızca.

    Rafların önünde küçük bir kız duruyordu. Tek başına. Raflara dokunmaması için ufak bir uyarı da bulunduktan sonra kızın sevimli suratına bakarak geçmişten ufak bir tahmin yaptı. Lee'lerin küçük kızı. Babası Song-Woo sevdiği insanlardan biriydi bir zamanlar.. Kız, ufacık bedenine koca bir sorumluluk yüklenmiş gibi ayakta durmaya çalışırken cevapladı onu ve artık sıra asaları sunmaya geldi. "17 cm, Altı Buğday sapından yapılmıştır içerisinde de At Adam göz yaşı var. Bilmelisin, at adamlar güçlü canlılardır ancak her canlı ağlayabilir, öbür türlü bu masadan bir farkımız kalmazdı, değil mi?" dedi ve küçük kızın omzunu sıktı güç vermek istercesine "Baban onurlu bir adamdı Honora, bunu unutma."
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
 
H o n e y L e e
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Whisper of Death RPG :: B Ü Y Ü L Ü B Ö L G E L E R :: Diagon Yolu :: Ollivander's Asa Dükkanı-
Buraya geçin: