Whisper of Death RPG
Sitemize hoş geldiniz.
Lütfen giriş yapınız ya da üye olunuz.

WoD Yönetimi.



 
AnasayfaKapıSSSKullanıcı GruplarıKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 Such a heavenly way to die

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Nils Wójcik

avatar

Lakap : ox-fordçu ._.
Rp Sevgilisi : loki'nin sağ kolu...
Mesaj Sayısı : 240
Kayıt tarihi : 23/08/12

Özel
Rp Puanı:
100/100  (100/100)

MesajKonu: Such a heavenly way to die    Paz Eyl. 02, 2012 11:05 pm

Loki vs Nils



    Yazın son demlerini değerlendirmek adına güneşli havaya güvenip dışarı dökülen insanlar hallerinden oldukça memnun görünüyorlardı. Her an bir sürpriz yapabilecek olan havaya karşı önlemlerini almışlardı ama yemyeşil çimenlere yayılan genç öğrenciler, kitapçıları doldurup öğrenci şehri olan Oxford'a ait olduğu şanı sürdürmesinde yardımcı olmak istercesine etrafta koşuşturuyorlardı. Okulların açılmasına henüz çok az bir vakit kala şimdiden antrenmanlara başlamanın faydalı olacağını düşünenler o kadar fazlaydı ki! Hatta çapraz masasında oturan ciddi görünümlü, esmer ve bücür diye tabir edilebilecek çocuk yazın gönüllü işlerde boy göstermesiyle övünüyordu ve diğerleri de bu tembelliklerinden ötürü onu kıskanıyordu.
    Hem onlar gibi, hem de onlardan bağımsız görünen bir kişi vardı; o da Nils Wójcik. Sarı askeri ceketine sıkı sıkıya sarınmış, rüzgarda uçuşmaya başlayan eteğini toplamaya çalışıyordu. Masasına bırakılan devasa bardaktaki kırmızı renk smoothie'den bir yudum aldıktan sonra açık renk saçlarını belirli bir düzene sokmak için çantasından çıkardığı aynada kendisine bakıyordu. Sahne gayet bilindikti, zaten kimse güzel ve sarışın bir bayandan aksi davranışlar beklemezdi. Tırnaklarındaki koyu kırmızı ojelerin bakımından da gayet süslü olduğu düşünülürse özellikle. Fakat çocuksu yüzündeki cinliğe alışık insanlar için farkedilmesi bir o kadar da kolay beliren sıkıntı ifadesi insanın içini karartıyordu. Önünde yaklaşık iki saattir pineklediği kitapçı tarafından kovulmamasının tek sebebi Sandman'in serisini tek seferde almış oluşu olabilirdi, ya da tatlılara olan düşkünlüğü veya iyi bir malzeme oluşu da olabilir, ki Jean Paul Gaultier defilesinden fırlamış gibi görünüyordu ve bu ilginç bir biçimde nefes kesiciydi. Hogwarts'ın açılmasına az bir zaman kaldığını artık takvimi yeterince gözüne sokmaya başladığından bu yana o kadar tembelleşmişti ki, bütün gün aynı yerde pinekleyerek meşru sonun gelmesini düşünüp vakit öldürüyordu.
    Uzakta parıldayan bir cevher görmüş madenci misali birden dirildi. Bu gün çizgi romanlara baya bir sarmıştı ama dükkanın köşesinde sırayla dizilmiş olan kitabı daha önce hiç görmemişti. Rafın önünü kapatan uzun boylu adam ikide bir sağa sola geçtiğinden tam olarak göremiyordu bu yüzünden de sabrı taşmıştı. Merakla kalkıp o kısma doğru ilerlerken gerçekten de bu kitaba ilk kez rastlamış olduğunu fark ediyordu. Utanmalı mıydı bilmiyordu? Ayaklarının ucunda iyice kalkarak yarısı görünen başlığı ilkokul çocuğu gibi heceleyerek okumaya başladı. "The Ad-ven-tu... res of Lo-ki... Loki? Ha?" Suratı anlamamazlıkla dolu, garip bir ifadeye bürünmüştü. Uzanıp almak istiyordu ama herhalde fazla rağbet görmedikleri için kitapçı onları rafın en tepesine tıkıştırmayı zekice bir hareket sanmıştı. Suratı asıldı hatta sıkıntıyla gözünü ovuşturdu. Hemen yanında dikilen, jilet gibi giyinmiş uzun boylu adama şöyle bir baktığında ister istemez dikkati dağılmıştı. Karıştırdığı kitap o kadar sıkıcı görünüyordu ki düşüp bayılabilirdi -bir nevi Hogwarts'ı da hatırlatıyordu- Ama o duruşundaki kendinden emin tavır, resmi bir çevçeredeki giysilerle kuşatılmış gösterişli bedeni... İnsanın ister istemez ilgisi kayıyordu. Adamın arkasında hissettirmeden yarım tur atarak arka profilden şöyle bir kez daha süzdü ve sırıttı. Saçlarının arkaya taranış biçiminden bile ne kadar yakışıklı olduğunu kavrayabiliyordu. -ki zaten yandan yeterince bir bakmıştı da- O anda bir haftadır buhranlar geçirip uzun saatler uyuyan kediler gibi yerinde sabit kalan Nils dirilivermiş, okuldan kaçarken suratına çöken o hınzır ifadeyle adamın omzuna patisiyle hafifçe vurmuştu. "Afedersiniz bayım, üstteki rafa uzanamıyorum da. Acaba şu kitabı bana verebilir misiniz?" Başını önce olayı kavramak için çeviren adam yemi yutmuştu. Zaten çizgi romanı istiyordu da ama yapacak daha önemli bir görevi vardı. Adam huzursuzca elindeki kitabı kapatıp bedenini üst rafa çevirip uzandığında Nils'de üzerinde profesyonelleştiği bir işleme girişti. Taciz Etmek! Çakması durumunda atacağı masum çocuk bakışlarını da çoktan hazırlamıştı. Plan hazır olduğuna göre geriye işlem kalıyordu. Bu adam dünyanın en şanslı varlığıydı çünkü Nils gibi bir yaratılış harikasının tacizine maruz kalacaktı.
    Elini uzattı, yuvarlak ve sıkı kalçaya dokundu. Etrafı kolaçan ederken yan masadan durumu izleyen orta yaşlı kadının kocaman açılmış gözleri ve muzur gülüşüne, işaret parmağını dudaklarına bastırıp olayı bozmaması için telkinler yollayarak karşılık verdi. Kaliteli kumaşın elinde bıraktığı güzel hissi görmemezlikten gelmeye çalışıyordu çünkü dokunduğu popo bas bas 'ben sıradan bir popo değilim lan!' diye bağırıyordu adeta. Fakat elinin hızını mı iyi ayarlayamamıştı yoksa yandaki kadını susturmaya çalışırken mı atik hareketleri dikkat çekmişti bilmiyordu ama fena yakalanmıştı. Yakışıklı olduğunu düşündüğü kısmı doğruydu ama o delici mavi bakışlardaki korkunç ifadeyi nasıl tahmin edebilirdi ki? Çizgi romanı elinde tutan adam yüzünü kendisine çevirmiş hiçbir şey demeden bakıyordu. Nils ise o kadar tırsmıştı ki eli hala adamın kalçasında bir vaziyette duruyordu. Yatakta metresiyle basılan adamların pişkinliği gibi bir şeydi şu an yüzüne oturan gülücük. Masumlaşması için zorladı, zorladı. Sadece dudaklarını büzüp elini -yanlışlıkla oraya gitmiş gibi bir hareketle- çekerek güldü. "Ehehe!" Şu an, tüm hayatı boyunca kaybettiği tere denk bir şekilde terliyordu. Nasıl da çakmıştı ki ama? Sadece yutkundu ama büyücü olmanın müthiş hafifliği de vardı üstünde. Şimdi kitapçıda çalan şarkı gerçekten çok komik geliyordu... Ha-ha-ha. -_-


    Spoiler:
     
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Loki Laufeyson

avatar

Lakap : Luke Liesmith, Serrure
Rp Sevgilisi : monogamy is too mainstream
Mesaj Sayısı : 202
Kayıt tarihi : 23/08/12

Özel
Rp Puanı:
98/100  (98/100)

MesajKonu: Geri: Such a heavenly way to die    Ptsi Eyl. 03, 2012 1:30 am

    Loki sosyallik abidesi bir insan degildi. Istese olabilirdi, ama degildi iste. Bir cikari olmadikca insanlarla ugrasmayi gereksiz buluyordu. Arkadasliklarin o sicak duygusu falan da Loki’nin sosyopat aklinin pek basmadigi seylerdi ama gayet memnundu halinden, tesekkurler ve iyi gunler.
    Fakat soyle bir sey de vardi ki hayatini isi evi ve gorevleri arasinda gecirerek yasayip gidemezdi, arada bir insan arasina cikmak zorundaydi hani. O Loki’ydi, tanri askina. Evde kendisini bekleyen bir cocugu ve duzenli bir isi olabilirdi... Fakat gelin gorun ki boyle seyler Loki’yi sikiyordu. Malum, bir kez kaos tanrisi oldugunuzda hep kaos tanrisiydiniz.
    Bugun ise gorevi birilerinin agzina etmek degildi, cani bunu istemiyordu. Daha sakin bir moddaydi ve evdeki devasa kitap raflarindaki butun ilginc kitaplari okuduguna kanaat getirmisti. Yeni bir kitap bulup bir kafede sakince oturmak gibi gayet masum planlari vardi.
    Kalin bir muggle tarihi kitabina bakiyordu,muggle tarihi o kadar ilgincti ki. Oldukca kanli ve entrika dolu, tam Loki’nin tarzi. Hali hazirda fazlasiyla iyi bir tarih bilgisi olmasina ragmen evinde olmayan bir kitaptan her zaman yeni seyler ogrenebilirdi, ustelik bu kitap oldukca kaliteli gozukuyordu. Her zamanki ifadesiz yuzuyle kitabi karistirirken omzundaki bir elle- irkilmedi, en azindan disaridan. Onun yerine elin sahibine ters bir bakis atti. Ama- hey, dur. Bu fazlasiyla guzel bir kadindi. Hani, gercek hayatta pek gormediginiz turden. Eger halusinasyon gormekle alakali bir gecmisi olsaydi Loki kizin varligindan oldukca suphelenecekti, o derece. Gozlerini kisti. Neredeyse kendini romantik komedi filminin icinde sanacakti, simdi ne olacakti acaba, kiz bir kac manali laflarla Loki’nin kalbinde bir seylere dokunacak ve gidip bir kahve icmeye falan mi karar vereceklerdi? Ah, muggle kulturu Loki’nin beyninin bir kismini ele gecirmisti, tamam tamam.
    Loki ic diyalogu cosarken dis Loki sadece kaslarini kaldirdi. Kadinda cozemedigi tuhaf bir sey vardi, yuzu ve genel giyinistarzi klasik bir guzellik ornegi olmasina ragmen… Hmm. Inner Loki omuz silkti, gercek Loki de hic zorlanmadan (kilometreler uzunlugunda bacaklari olan bir adamdi ve sikayeti yoktu) kitabi aldi- ama bir dakika. Bir dakika bir dakika bir dakika. Kitabin adini… ve daha da onemlisi, hissettigi eli kesinlikle hayal etmemisti.
    Ensesine dokulen saclarini hareket ettirecek kadar keskin bir hareketle basini cevirirken gozleri aninda kisilip zehirli bakislar atmaya baslamisti bile. Kizin fazlasiyla kendisininkine benzer gulusu bile durumu kurtaramazdi artik, sevimliyse sevimli, bu kiz ya bir ajandi ya da deliydi. Ya da ikisi de.
    Loki, epik gozlem yetenekleri sagolsun etrafta ters bir hareket yaparsa gorebilecek insanlar olacagini bildiginden ince bir hesap yaparak kizla diger birkac kisinin arasina girip gorus acilarini engelledi. Cizgiromani kizin cenesine oldukca tehditkar sayilabilecek bir tavirla dayadi, her turlu nesneyle adam oldurmenin en az on yolunu bilen tiplerdendi Loki. Kiz henuz bundan haberdar degildi belki ama her an olabilirdi. Kizin suratini gozlerine bakmak icin kaldirirken ifadesi ne kadar soguksa, arkasinda kalan insanlarin duymasi icin o kadar kibar cikti sesi. “Buyrun bayan, istediginiz kitap.” Ve tabii, esas soruyu sesini bir tek kizin duyabilecegi kadar kisip tislarcasina tehlikeli bir sesle sordu. “Simdi bir sakincasi yoksa ne yapmaya calistigini ogrenebilir miyim?”
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Nils Wójcik

avatar

Lakap : ox-fordçu ._.
Rp Sevgilisi : loki'nin sağ kolu...
Mesaj Sayısı : 240
Kayıt tarihi : 23/08/12

Özel
Rp Puanı:
100/100  (100/100)

MesajKonu: Geri: Such a heavenly way to die    Ptsi Eyl. 03, 2012 3:18 am

    Mavi gözleri kocaman kocaman olmuş zorla yukarı kaldırılan başına rağmen adamla göz teması kurmamak için bin takla atıyordu. Resmen ödü kopmuştu ve kıvırıp kaçmak için bin bir türlü şey düşünüyordu. Belki bir iki adım geriye gider ve şu aradaki mesafeyi açarsa daha çok rahatlayabilirdi. Ayağını kaldırıp yarım adım kadar uzaklaşırken son bir gayret adama dikti bakışlarını. Arkadan bakınca o kadar da korkunç durmuyordu- ah tabii muhteşem bir takım, bilimsel muggle kitapları, çevrenizde pek göremeyeceğiniz türden çevik bir beden ve eğitimli duruş... Dövünmek için geçti tabii dedektife falan mı çatmıştı acaba? Her neyse, insanların arasından ayrıldığı vakit cebindeki asayla bu korkunç kelimesine yeni bir anlam getirecek adamı bir daha görmemek üzere tüyebilecekti. Aralarındaki gerilimi es geçtiğinde yüzüne daha dikkatli odaklanmıştı da ah, gerçekten ne yakışıklıydı! Kibar sesine rağmen yılan gibi tıslayan adamın garip bir vaziyette tuttuğu kitabı tuttu. Alt tarafı kalçasına dokunmuştu ne var yani kız arkadaşı hiç mi yapmıyordu? Yavaşça çekip almak istediyse de adam bırakmamakta, dahası sanki boynuna kocaman bir bıçak yaslamış gibi hissettirmesinden kurtulamıyordu. Bu kadar baskı altında daha önce hiç kalmamıştı, o kadar değişik bir durumdu ki okulda 'dehşet verici' diye tanımlanan profesörlerden hiçbiri bu adamın yanından geçemezdi. Yaptığı işlerdeki bilinçti asıl korkunç olanı. Bakışları telaşla hafiften titremeye başladı. Dudağına oturan yaramaz gülümseme kurbanların o bilindik, telaşına dönüşmüştü. "Şey... Kötü bir niyetim yoktu; yani hırsızlık gibi bir şey değil..." Adam Nils'in amacını anlamayacak kadar ciddi ve önemli birisi olmalıydı ki yüzü gittikçe sabırsız bir hal alıyordu ve tek kaşı açıklamasını emredercesine dikilirken yüzü yaklaşıyordu. "Dokundum sadece, ufff taciz işte..." Yaptığı şeyden acayip derecede utanıyordu şimdi. Suratı kıpkırmızı kesilmişti ve utandırıldığı içinde biraz hararetli bir hale bürünmüştü. Çenesinden bir türlü çekemediği kitabın altına saklanmak istiyordu şimdi. "Özür dilerim, bir anda oldu..." Son cümlesini düşününce cidden gülesi gelmişti şu haline. Nasıl olmuştu da bir anda elini o adamın kalçasına uzatacak kadar şaşkın olmuştu? Alt dudağını bükerek bu sefer son cesaretiyle adama baktı, sevimli, pişman ve masumca. Ne yaparsa yapsın gözlerindeki şeytanlığı gizleyemiyordu ama, ahmakça bir gösteriydi kuşkusuz fakat her anına değerdi... "Ama itiraf edeyim, gayet hoştu." Ufak bir cilveyle gülüp hafifçe dil çıkardı.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Loki Laufeyson

avatar

Lakap : Luke Liesmith, Serrure
Rp Sevgilisi : monogamy is too mainstream
Mesaj Sayısı : 202
Kayıt tarihi : 23/08/12

Özel
Rp Puanı:
98/100  (98/100)

MesajKonu: Geri: Such a heavenly way to die    Ptsi Eyl. 03, 2012 8:37 am

    Eger Loki pismanlik duyabilen biri olsaydi suan kotu hissederdi. Hos, pismanlik duyabilen biri olsaydi muhtemelen suan agir depresyonda olurdu ama, sansina, degildi. Birilerine kotu hissettirmekle hicbir sorunu yoktu. Yine de kizin durumu ic acici degildi zira yalan ustasi olarak Loki onun dogruyu soyledigini anlayabiliyordu. Kiz ozur dileyince kitabi ayni hizli hareketlerle –cunku zaten korkmus birini daha da korkutmanin en iyi yolu gereksiz derecede ani hareketler yapmakti- kizin eline tusturdu. Ic cekmemek icin kendini zor tutuyordu Loki. Kendini suclamaya meyilli bir insan olmadigindan asiri tepki gosterdigini falan dusunmuyordu. Ama tacizci bir kizin fazlasiyla atarli bir adama ustunde adi olan bir kitabi aldirmasi cidden uzucu bir tesaduftu. Yani, kiz icin.
    Sonunda bosu bosuna korkutma yeteneklerini harcamamaya karar verip dislerini gostererek siritti. Korkutucu olmayi hedeflemiyordu ama old habits die hard. “O zaman bir dahakine rizasini aldigin birine dokunmani oneririm.” dedi ciddiyetsiz, hafif bir sesle. Bu cumle rahatlikla birilerini altina ettirecek bir tonlamayla soylenebilirdi ama Loki buna cidden gerek duymamisyi, kiz tehdit degildi, tehditmis gibi davranmaya da gerek yoktu. Her gorevinde milletin agzina etmekle yeterince zaman geciriyordu zaten, bir de gunluk hayatta buna ugrasmaya gerek yoktu. Bu yuzden ogudunu verirken ‘bak-iyi-yanim-kedi-gibidir’ mesaji verircesine kizin basini patpatladi. Her zaman psikopati oynamak yorucuydu ve Loki tam anlamiyla da oyle bir insan degildi simdi. Tamam kiz muthis guzel falandi ama Loki’nin abazalik gunleri geride kalmisti. Cidden. Bosuna kimseye asilmiyordu artik, insanlarla pozitif iliskiler kurmayi sevmeyen bir adamdi, ne yapsaydi yani.
    Kizin ifadesinin degismesi bir surprizdi. Vay canina, Hogwarts’taki zamanlarinda tanidigi Gryffindor’lulardan beri bu kadar piskin bir insanla karsilasmamisti. Bir anlik saskinliginin yuzune yansimasini engellemedi, ardindan da siritmasi nispeten yumusak bir guluse donustu. Slytherin’den mezun olabilirdi ama Gryffindorlu dusmani olmaya ugrasmamisti hic. “Yureklisin..” Kizin seviyesine gelmek icin hafifce egilip kaslarini kaldirdi. her acidan dostca olmasi gereken ama Loki’nin yuzunde pek oyle durmayan bir sekilde gulumsedi. “Ne hos.”
    Tekrar dikilip dizeltilmeye zerre ihtiyac duymadan ceketini duzelttikten sonra kibar kibar gulumseyip kizin ellerindeki kitaba yumusakca fiske atti. “Adim Loki. Bu tepkimi mazur gosterir umarim. Tanimadigin biri sana ustunde isminin oldugu bir kitabi aldirip taciz edince insan biraz supheleniyor.”
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Nils Wójcik

avatar

Lakap : ox-fordçu ._.
Rp Sevgilisi : loki'nin sağ kolu...
Mesaj Sayısı : 240
Kayıt tarihi : 23/08/12

Özel
Rp Puanı:
100/100  (100/100)

MesajKonu: Geri: Such a heavenly way to die    Ptsi Eyl. 03, 2012 11:33 pm

    Şaşkınca büyüyen gözleri adamın her bir hareketini takip eder hale gelmişti. İngiltere'de karşınıza ne türden bir insan çıkacağını her an tahmin edemezdiniz elbetteki. Bu yüzden her an tetikteydi de; tıpkı köşeye sıkışmış bir hayvan gibi. Fakat itiraf etmeliydi ki, bu adamın dedektif falan olmasındansa kötü bir adam olmasını tercih ederdi. Her zaman böylesine denk gelemezdiniz. Daha önceki anılarından hatırladığına bakılırsa kötü adamlar, iyi adamlardan daha iyiydi. Ani bir hareketle kitap eline tutuşturulduğunda şaşkınca bir kaç saniyelik kalakalmıştı. Çoktan kulağına yapışıp kendisini polise falan götürmesini umduğu ciddi ve korkunç beyefendi şimdi otuz iki diş sırıtıyor muydu? Önce elindeki kitaba baktı, sonra başını kaldırıp adama... Tamam, sakinleşmek için bundan daha iyi bir zamanlama olamazdı; adam biraz daha üstüne gelse herhalde şu an kaçmaya çalışıyor olurdu ki farketmişti de onu hem daha çok sinirlendirirdi hem de başarısız bir girişim olurdu. Şu bacak boyuna da bakar mısınız?
    O sırada adam ağzını açıp, söylediği cümleyi işitince büyük ölçüde rahatlamıştı. Onu neden bu kadar rahatsız ettiğini bilmiyordu şimdi ama taciz girişiminden farklı bir huylanma olduğunu sezmişti nedense. Neyse neydi, bu sarfettiği sözler belki gayet sıradandı ama Nils'i şımartmaya ve yaramaz bakışlarının tekrar su yüzüne çıkmasına yetmişti. Başına değen parmaklarla ilk hafiften kasıldı ama ne yapmaya çalıştığını anlayınca rahatladı. Aşağıdan muzurca yabancıyı izliyordu, mesajı almıştı ve gayet memnun görünüyordu. Korkusu geçirildiğine ve hatta sevildiğine göre kaldığı yerden devam edebilirdi. Zaten iyi bir malzemenin vaktini azarla harcaması gerçekten üzücü bir girişimdi, böyle eli başının üstündeyken de gayet güzel efor sarfedebiliyordu.
    Tepkilerinin onu şaşırtması hoşuna gitmişti. On beş saniye öncesinde insanları korkudan öldürmek dışında bir yetisinin olmadığını düşünmeye başlamıştı. Ah, şuna da bakın, şaşırınca ne ilginç görünüyordu. Gülümsediğinde aldığı halden korkması gerekirdi ama ilgi çekici bulmuştu. Herhalde biraz önce verilen mesajdan dolayıydı. Yürekli olup olmadığını bilmiyordu ama aileden gelen hafif bir çatlaklıkları olduğunu farketmişti çoğu kişi. Adam yavaşça çömeldiğinde ise geriye kaçması gerekirken yüzünü iyice ona yaklaştırdı. Yakın mesafeden rahatsız olmazdı, yeterince şımardığı da göz önüne alınırsa, eh... "Rızan olursa eğer, sana tekrar dokunabilir miyim?" Gülümsemesi iyice genişledi. Garip bir şekilde şaibeli bir hal aldı. Amacının sadece dokunmak mı yoksa onu kışkırtmak mı olduğuna karar vermesini güçleştirmek istiyordu. Hem de tepkisini çok merak etmişti.
    Adam tekrar doğrulup uzaklaştığında sarı kafasını kitaba indirdi. Adamın yarım yamalak özründen kişiliğine dair az bir şey kapmıştı sanki. İsminin Loki olduğunu duyunca hadi canım dercesine bir ifade çöktü yüzüne. İlk dalga geçtiğini sanmıştı ama cümle tamamlandığında ona da hak vermişti. Fakat bu kadar sert bir tepkiye neden lüzum duyduğunu bir türlü isimlendiremiyordu. Şaşkınlıktan kocaman kocaman açılmış mavi gözlerini güç bela kıstı, hafifçe güldü ve kitaba baktı. "Ben de Nils. Tamam tamam kıvranma, isminin Loki demek. Bu seni daha da mazur gösterir, yani kafamı koparmadığına şükrediyorum şu an..." Alt dudağını bükerek ilk korkutuğu anları muhteşem bir şekilde taklit etti. "Zaten farketmiştim süper güçlerini çalmak için daha baştan çıkarıcı bir yöntem denemeliydim... Birinden falan kaçmıyorsun ya, Loki?" Bu aşırı tepkinin sebebini merak etmişti, etmemesi gerektiğini bile bile sordu üstelik.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Loki Laufeyson

avatar

Lakap : Luke Liesmith, Serrure
Rp Sevgilisi : monogamy is too mainstream
Mesaj Sayısı : 202
Kayıt tarihi : 23/08/12

Özel
Rp Puanı:
98/100  (98/100)

MesajKonu: Geri: Such a heavenly way to die    Salı Eyl. 04, 2012 7:27 am

    Ne dusunecegini tam olarak bilmiyordu, her gun bu tur insanlarla karsilasmiyordu ne de olsa. Loki’nin insanlarla genel etkilesimi ya manipule etmek ya da savasmakti, konusmaktan hicbir cikari olmayacagi belli tacizci bir kiza nasil davranmasi gerektigi hakkinda ise pek bir fikri yoktu. Adi ustunde, cikari olmayacakti bu iletisimden, direkt kizin yanindan defolup gidebilirdi de. Yine de bu gun rutinini kirmak icin disari cikmisti ve bu kiz da rutininin gayet disindaydi. Eglenebilirdi.
    Zaten kronik bir yalanci olarak asla dogru bir sey söylemeden medeni bir konusmayi yuruturdu yurutmesine ama kabul etmeliydi ki bu durumun pek medeni bir yani yoktu.
    Kızın rahatladığını görünce mutlu mu olsa endişelense mi bilemedi, malum, karşısındaki insan rahatken pek sağlıklı şeyler yapıyora benzemiyordu. Böyle tacizleri yapan biri eğer erkek olsaydı şimdiye hapisteydi, cidden.
    Ve tahmin ettiği gibi… Gelen soru hiç de normal degildi. Loki gülermiş gibi burnundan nefes verdi ve daha önce böyle tiplerle hiç karşılaşmayan biri olarak gözlerini devirmemek için kendini zor tuttu. Onun yerine kızın istediği kitabı alırken yerine bıraktığı kendi tarih kitabına uzanırken kıza yan yan baktı. ‘‘Pek on sekiz yaşını geçmiş durmuyorsun desem kırılmazsın değil mi?’’ dedi kırılması umurundaymış gibi. Tabii şöyle bir şey de vardı ki ona olan sert davranışlarından sonra kızın bir şeyden şüphelenmemesi için bir süre normal vatandaş rolü yapmalıydı. ‘‘Neden gidip kendi yaşına yakın erkekleri taciz etmiyorsun hm? Bahse girerim onlar buna daha müsaittir. Malum, ergenlık denen şey.’’ dedi kitabı raftan çıkardıktan sonra. Tam bir öğüt veren anlayışlı yetişkin rolü yapıyordu işte, daha ne olsaydı yani?
    Ama bazen içten içe sinirlenmemek zordu. Çünkü –kıvranmak mı? Loki Laufeyson kıvranmazdı! Bunu kanıtlamak için kız kafa koparma laflarını ettiginde Loki kendini tutmaya uğraşmayıp ona anlık bir ‘şükremelisin-de-zaten’ bakışı attı. Yine de en azından kızın ismini öğrenmişti. Nils. Nicholas. Iskandinav ismi…. İlginç.
    Bir dakika- aynı zamanda erkek ismiydi Nils.
    ‘‘Lakabın mı Nils, yoksa sadece insanları şaşırtmaktan hoşlanan biri misin?’’ dedi sonunda üstündeki tuhaflığı çözebildiği Nils’e, keyifle sırıtarak. Kendini büyük bir gizem çözmüş, aydınlanmış hissediyordu neredeyse, kendini aldatma/kandırma ustası saysa da fazla ciddi olmadıkça böyle şaşırtmalar da onu fazlasıyla eğlendiriyordu. Üstelik tek bir cinsiyete uymama olayına da metamorfmagusluğu sağolsun pek yabancı sayılmazdı, sooo...
    İçten içe başka şeyler düşündüğünü zerre belli etmeyen gözlerini elindeki kitaba çevirdi. Kı- pardon, Nils yine konuşuyordu, ne hoş. Onu dinlemez gibi gözüküp dinlerken uzun parmaklarını kaliteli kapakta gezdiriyordu Loki –benimsin kitap. Duyduğu soruyla birlikte dikkatini Nils’e verdi, hafife almış olabileceği geldi aklına. Ya da sadece fazla aksiyon filmi izlemişti, bilemiyordu. ‘‘Sence birinden kaçsam ortalıkta yabancılara gerçek ismimi söyleyerek mi dolaşırdım?’’ dedi rahatça gülümseyerek. Görevlerinde kullanmak üzere Ingiltere ve Fransa için iki ayrı sahte kimliği bulunduğunu ve bu yuzden gercek adını kullanmanın en guvenlisi oldugunu Nils’in bilmesine gerek yoktu tabii.

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Nils Wójcik

avatar

Lakap : ox-fordçu ._.
Rp Sevgilisi : loki'nin sağ kolu...
Mesaj Sayısı : 240
Kayıt tarihi : 23/08/12

Özel
Rp Puanı:
100/100  (100/100)

MesajKonu: Geri: Such a heavenly way to die    Salı Eyl. 04, 2012 8:59 am

    Karşısındaki adamın az önce ilgilendiği kitaba kayan ilgisini farkettiğinde biraz huzursuzlanmıştı. Dikkatini çekmek için o kadar uğraşmışken yavaştan yavaştan tüymeyi mi planlıyordu? Uh, ne üzücü. Büyük bir vurgun yaptığını düşünüyordu oysaki. Yarım adım atarak adamın karşısına geçti çok ufak bir hareketle çaktırmadan. Bu tarz insanları ölesiye seviyordu. Tepkileri, hayatları, ilgi alanları hep ilginç olurdu ve mutlaka güzel bir hikayesi vardı. Birazcıkta ilginçti tabii; güzel poposunu, kusursuz fiziğini ve yakışıklı yüzünü saymazsa. Ne kadar zeki ve dikkatli olsa da Nils'i tanımadığı için henüz kurnaz planlarını sezememişti ve bu yüzden de attığı çoğu yemi yutuyordu. "Mmm, on yediyim. Çevrendekilerin çoğu gibi. Okulumun on gün sonra açılacağını varsayınca da..." Neden kırılmalıydı ki? Çaktırmadan zekasına mı hakaret ediliyordu yoksa? Yavaşça durulup, düşündü. Hogwarts'ın açılmasına az bir gün kala -normalde okullardan bir hafta geç açılıyordu ama bu detayı ağzından kaçırdığını farkettiğinde bozuntuya vermedi-, hoş bir adama azıcık iltifat -iltifat?- etmişti. Tamam, baya askıntı olduğunu fark ediyordu şu an. Özellikle adamın bir an önce toz olma isteğini hissettiğinde. Çabucak vazgeçmeli miydi? Şu an için değil...
    Kendi yaşıtlarını bir an hatırlayınca yüzü buruştu. Duruşundan, dudaklarının aldığı tiksinme ifadesine kadar çoğu şey Loki'ye onlar hakkındaki düşüncelerine dair belki ipuçları verebilirdi. "O ergenlik denen şey... Hatırladığından daha da itici. Galiba ben de bir ergen oluyorum şu esnada, huh." Sesi sonlara doğru kısılıp, duyulmaz bir hal aldı. Fakat gözlerini adamdan ayırmamış, o bilinçsizce etmiş gibi duran lafının Loki üzerindeki etki-tepki olayını gözlemliyordu. Ahhh, demek o kadar iddialıydı? Tehditteki ustladığına bakılırsa da yalan söylemiyordu. Cheshire kedisi gibi sırıttı sadece bu bakışa karşılık. Onu huylandırmak hoşuna gitmeye başlamıştı. Yetenekleri ve gizemleri nelerdi merak ediyordu. İştahı açılmıştı sanki ve şimdi sıkılıp gitmesinden ölesiye korkuyordu. "İnsanlar harikulade canlılar, hepsinin bir olaya verdiği tepki farklı farklı mesela. Bir kahve ısmarlayıp, saçma sapan sorular sorarak onları tanımak hoşuma gitmiyor." Dudağını sağa doğru çekerek durdu biraz. Loki gibi istese kendisi de sıradan insanlar gibi davranabilirdi ama vakit kaybı olarak görüyordu bu işi. Kendisini bir kalıba sıkıştırmak, insanlara onu tanıtmak vesaire. Bir gün isterse erkekti, bir gün dişi, bir gün bilge, bir gün deli. Anlamasını yalvaran bakışlarla baktı adama. İhtimal bile vermiyordu tabii, az biraz sezinlediklerine göre anlayacak en son insandı belki de.
    "İsmim Nils." Dişlerini göstererek güldü. Bu soruyu hem bekliyordu, hem beklemiyordu. Nils şaibe yaratmaya müsait bir isimdi ama karşısındaki adamı şöyle bir gözden geçirince yutmasının imkansız olduğunu da biliyordu. "Ne görmek istiyorlarsa onu buluyorlar sadece. Bazısı kadın, bazısı erkek... Eh, ama şimdi bir erkek tarafından taciz edildiğini de öğrendin. Pek hoş olmasa gerek?" Burnunu kırıştırıp başını yana yatırdı. Adam sırıtıyordu ama belli olmazdı da. Yani güzel burnuna yumruk yemek falan istemiyordu. Daha önce bunu denediğinde büyücü olmasa baya bir şiddete maruz kalacağını hatırlayınca ürperiverdi.
    Kitapla ilgilenmeye yeniden dönen adama daha ne maymunluk yapabilirdi, düşündü düşündü. Yanaklarını yavaşça şişirmiş ayağının ucundaki gri renk mermerin şeritlerini takip ediyordu. Suçlularla olan münasebeti o kadar fazlaydı ki adam duysa şaşardı. Hiçbirini de arayıp bulmamıştı. Tıpkı şu an bir tanesini daha bulduğunu bilmediği gibi bir anda çatıvermişti. Öğrendiği bir kaç numara vardı tabii, kapmak o kadar zor olmazdı zaten. Elindeki çizgiromanı adama gösterirken işaret parmağı ihtişamla yazılmış 'Loki' yazısının üstünde duruyordu. Hayır, şaşkın adam sakın onu Loki ile kıyasladığını düşünme. Sırıtması kurnazca bir ifadeye büründü. "O da doğru tabii ama bence en başarılı adamların yüzlerce isme ihtiyacı yoktur. Oh, tabii bence. Bu arada isim hafızam baya zayıftır, söylemiş miydim?" Asrın yalanıydı herhalde bu.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Loki Laufeyson

avatar

Lakap : Luke Liesmith, Serrure
Rp Sevgilisi : monogamy is too mainstream
Mesaj Sayısı : 202
Kayıt tarihi : 23/08/12

Özel
Rp Puanı:
98/100  (98/100)

MesajKonu: Geri: Such a heavenly way to die    Cuma Eyl. 07, 2012 10:08 am

    Loki icinden siritti. Bazen zeki olmak o kadar isine yariyordu ki. “Okullar daha erken baslamiyor muydu?” dedi supheyle, normal bir saskinligin kendi yuzunde fazla masum duracagini bildiginden yuzune daha cok seni-yalanci-seni der gibi bir ifade oturtarak. Mantikli icsesi cocugun buyucu oldugunu soyluyordu ve Loki’nin icindeki sesler cogu zaman onlari iplemese de hakli cikarlardi. “Demek bir Hogwartslisin. Gryffindor’da oldugunu tahmin ediyorum?” diye pat diye girdi konuya. Loki tereddut insani degildi nihayetinde, zaten ancak buyuculer bu kadar dikkatsiz ve cesur olabilirdi.
    Loki ‘yeap’ der gibi basini salladi. “Bu da…” Elini kizin genel gorunusunu gostermek istemiscesine asagi yukari salladi “Senin sonrasinda bikacagin bir evre olabilir. Tum hayatini cinsiyetsiz gorunup tacizcilik yaparak geciremezsin.” Ilgisiz gorunumunu birakip butun dikkatini iste-simdi-piclik-yapacagim moda girerek cocuga verdi. “Ortayasli bir adam oldugunda kimsenin bu guzel kadin sahnesini yiyecegini sanmiyorum.”
    Aslinda cocuk Loki’nin ondan beklemedigi kadar manali konusuyordu simdi. Hm. Loki onun sadece farklilik yapmak isteyen deli cesaretli bir ergen oldugunu dusunmustu ama dusundugunden daha derin bir insan olabilirdi karsisindaki bu tacizci genc. Ilginc. “Anormal kabul edilse de hosuna giden seyi yapacaksin yani.” Iyi yonunden bakarsa, en azindan kahve esligindeki romantik komedi sohbetini gecebilirlerdi. Bunun yerine tepkileri merak verici diye taciz edilecek olmasi o kadar da guzel bir teselli olmasa da… “Illa insanlara dokununca verdikleri tepkileri mi gormek istiyorsun?” dedi kaslarindan birini kaldirip, ah-seni-bilgisiz-genc-cekirge bakisi atarak. “Sikici kahve muhabbeti dedigin sey bile, okumasini bilene karsisindaki hakkinda muthis bilgiler verebilir.” Cocuga fazlasiyla masum bir gulumseme atti, boyle bir cumleden sonra gulumsemesinin tam tersi etkisi yaratma olasiligi onun sucu degildi sonucta. Nils’le konusurken fazla bir sey gizleme geregi duymamisti, zira o sadece bir ogrenciydi ve anlasilan Loki normal davrandikca ortami hareketlendirmek icin tacize kalkisacakti… “Ve bazi durumda en iyi secenek o oluyor. Goze batmamak...” Bir parmagini kaldirdi ders verecekmis gibi. “…Gorundugunden onemli bir sey olabilir.”
    Loki cocuk tekrar konusunca dudaklarini buktu. Hmm. Ne dese uygun olacakti ki simdi? Ben inanilmaz heteroseksuel bir adamimdir onumu alamadilar diye basindan savabilirdi belki ama… Buna gerek olmadigini ve Nils’in her turlu kafasina eseni yapacagini tahmin ediyordu.
    Cocugun cift anlamli cumlelerine basini arkaya atip gulmekte cekinmedi, zekiydi Nils, tamam, anlasiliyordu, peki. “Tabii ki. Gercek hayat Hollywood degil.” Siritti. "Bunu aklimda tutarim." Bu muhabbetin devaminda tum meslek sirlarini anlatacakmis gibi hissettiginden dudaklarinda belli belirsiz bir kivrilmayla kendi elindeki ve Nilsteki kitaplara bakti. ‘May I?’ diyen kibar ingiliz beyefendisi ifadesiyle Nils’in elindeki kitabi aldi. Cocugun kendisini takip edeceginden emin, arkasina bakmadan elinde tuttugu kitaplari satin almak uzere yurumeye basladi.

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Nils Wójcik

avatar

Lakap : ox-fordçu ._.
Rp Sevgilisi : loki'nin sağ kolu...
Mesaj Sayısı : 240
Kayıt tarihi : 23/08/12

Özel
Rp Puanı:
100/100  (100/100)

MesajKonu: Geri: Such a heavenly way to die    C.tesi Eyl. 08, 2012 8:12 am

    Beklenmeyen her işin başını çektiğini varsayınca şu an Nils'in güzel yüzüne çöken şaşkınlık ifadesi gayet sıradışıydı. Kaşları büyük bir hayretle havaya kalkmıştı ve açık kalan ağzını kapatmak üzere hiçbir harekete girişemiyordu da. "Oh, evet öyleydi..." Kısık bir sesle onayladı. Bak bu iş hoşuna gitmemişti şimdi, itiraf etmeliydi. Çünkü karşısındakinin muggle olmasını özellikle istemişti. Asası olduğu sürece yaptığı hiçbir aşırılığın bedelini ödemek zorunda kalmazdı. Bir sersemletme büyüsü atması bu iki metrelik adamı tavşana çevirebilecekken onunda savunmaya geçebileceği fikri canını sıkmıştı. Nihayet biçimli dudaklarını birbirine kapatıp bekledi. Adam muhteşem Sherlock yeteneklerini kullanarak binasına kadar tahmin etmişti. Ne harika. Gözlerini devirirken sıkıntılı bir nefes verdi. "Tebrikler Mr. Holmes! Ayakkabılarımdaki toza bakarak sabah nerede olduğumu da tahmin edecek misiniz?" Başını onaylayarak sallayan adama ifadesiz bir suratla baktı. Giysilerini işaret eden parmağı meraklı mavi gözleriyle takip etti. Şimdi de yargılanıyor muydu? Bak sen. Omzunu silkti. Yaşlanma fikrinden tiksiniyordu ama Nils dış görünüşünden sadece memnundu, güzelliğine falan tapan biri değildi. Londra'nın ortasında Dorian Gray'i bulduğunu mu sanıyordu bu adam? "Ne tavsiye edersiniz Bay Loki?" Sonraki cümlesiyle ise şaşkın suratına bir başka cinlik çeşidi oturdu. Daha muzurca ve kışkırtıcı. "Oh o zaman daha çok var. O gün geldiğinde ben de bilimsel bir kitap alıp, ciddi görünerek şansımı deneyebilirim. Baksana, bu daha çok işe yarıyor." Yavaşça kıkırdayarak adamın elindeki kitaba vurdu. Yaşlanma fikrinden korktuğunu gizlemezdi ama bu çok bilmiş adamın hadsizliğine boyun da eğecek değildi. Ayrıca şimdi bu saldırışta neydi ki? Kıçını ufak bir çocuğa kaptırdı diye çaktırmadan sinirlenmişti de, Nils'i incitmeye mi çalışıyordu. Hah!
    Dudaklarını özenle büzerek biraz düşünüyormuş gibi yaptı. Ama parlayan gözlerinden bile fikrinin ne olduğu anlaşılabilirdi. "Elbette. Kimsenin canını sıkmadığım sürece bir zararını görmedim. Çok alındıysan beni polise götürebilirsin" Yaramazca güldü. Polis'e verilirse nasıl tüyeceğini bile şimdiden hayal edebiliyordu. Şu normallik ve anormallik olayına kafası basmadığı varsayılırsa... Normal insan olmak aslında daha tehlikeliydi. Yani, en pis katiller onlar arasından çıkardı mesela. Bir sosyopat aslında normal bir insan olarak değerlendirilirdi yani. Eh, anormallik güzeldi!
    Taciz üzerine duyduğu şeyle ilgili yavaşça güldü, elini ağzının üstüne örtüp. "Hayır hayır, bak tüm yazı insanların orasına burasına dokunarak geçirmedim. O ufak bir oyunun kısmı, sadece şurada oturmuş bir şeyler içerken... aklıma geliverdi. Sıkılıyordum." Alt dudağını büktü. Aslında adama teşekkür etmeliydi, yuvarlak poposu ve garip tavırları tüm can sıkıntısını almıştı. Adamın masumlaştırmaya çalıştığı gülümsemesini ilgiyle izlerken biraz düşünüyormuş gibi durup başını yana yatırdı. Adamın tahmin ettiği bilgilere bakılırsa büyücüler arasından yüksek rütbeli birine çatmış olabilirdi. Bakanlıktandı belki, şu esrar işleriyle uğraşanlar. Gizemli tipler. Ah! Ne güzel, ne güzel. Hep onlardan biriyle konuşmak isterdi ama işte şans. Yüzüne masum, tatlı bir ifade oturdu. "O kadar nitelikli olduğumu sanmıyorum, Loki."
    Parmağını yazının üzerinden çekerken adamın kahkahasını izliyordu. Bu kadar hoşuna gitmesine sevinmişti. Genelde insanlar ters köşe vuruşundan hoşlanmazdı. Tabii en neşeli görünmeye çalışanların gizledikleri hazinelerini saymazsak... Çok merak ediyordu ama umduğu gibi bir şey çıkmayabilirdi de. Bu yüzden gülümsedi. "Hollywood'u sevmem zaten." Elinde tutmaktan artık bıktığı kitaplara uzanan eli gördüğünde mutlu olmuştu. Taşımaktan zavallı kolları bitap düşmüştü. Kibar cümlesine karşılık hafifçe dizlerini kırıp kibarca gülümsedi. Kendisine bir şeyler alınması hoşuna gidiyordu. Hikayesi olan eşyaları kullanmak çok güzeldi. Belki kendisi de adama bir şey vermeliydi. Biraz önceki bilimsel zıvırlar rafına baktı ama herhangi bir şey seçmek için bir saate gerek duyabilirdi. Fakat Loki'nin yürümeye başlamasıyla vazgeçti ve sadece peşine takıldı. Ufak bir kedi gibi. Kitapçıdan içeri girdiklerinde radarına giren tatlı vitrinine baktı. Adam alma işlemleriyle meşgulken kafasında oluşan ufak menüye karşı koymaya çalışıyordu. Ah, şimdi bir de sigara yakabilse ne mutlu olurdu. "Kitaplar için teşekkür ederim. Vaktin varsa bir şeyler yiyebiliriz. Kekleri güzel, macaronlar da. Çayları benimki kadar şahane sayılmaz ama... Ne dersin?" Etrafta tarama yapan gözlerini adama çevirdi. Hediye aldığı için mutlu görünüyordu ama tabii altta kalmama olayını da önemsediğinden reddetse bile herhalde bir şey almadan gitmesine izin vermezdi.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Loki Laufeyson

avatar

Lakap : Luke Liesmith, Serrure
Rp Sevgilisi : monogamy is too mainstream
Mesaj Sayısı : 202
Kayıt tarihi : 23/08/12

Özel
Rp Puanı:
98/100  (98/100)

MesajKonu: Geri: Such a heavenly way to die    Ptsi Eyl. 10, 2012 10:21 pm

    Birilerini sasirtmayi seviyordu, ehehehee... Yine de bu konuda cocugu ezmeyecekti cunku bir, bu kisiligini kibar olarak olusturmustu, lutfen. Loki Laufeyson rol geregi Isvec’ten gelmesine ragmen Ingiltere bakanligina bagliligi tam olan sadik ve yetenekli bir buyucuydu. Iki, buyuculerin ‘ah karsimdaki ne de olsa bir muggle’ diye davranma egoistliklerinin kendisinde de olmadigini soyleyemezdi. Kimde yoktu ki? Cogu buyucu muggle’lari adamdan bile saymiyordu, en azindan Loki arada onlarla adam gibi mucadele etmeye tenezzul ediyordu. Bu mugglelara yaptigi bir iyilikti, evet. “Ah lutfen, soyadim Laufeyson.” soyadi hakkinda bile kompleksli olma isini Loki’ye birakin.
    Yine otuz iki dis siritti. Elinde degildi, cesur insanlar hostu, abartmadiklari ve fazla aptal olmadiklari surece. “Niye gereksiz bilgilerle kendimi oyalayayim ki?” Zekasini her bir halta kullanacak kadar obsesif degildi henuz, tesekkurler.
    “Ah pardon,”, dedi kelimeyi ozurden cok baglac gibi kullanarak. “Bu rol degildi. Muggle tarihi gercekten ilginc, safkansan detaylarini pek duymamissindir ama bir okumani oneririm.” Epik rol yetenekleriyle elini kalbine goturup inanilmaz kirilgan bir bakis atti cocuga. “Acayip darildim. Benim gibi masum bir adama bunu yapmamaliydin. Namusum kirlenmisken bu halde yasamaya nasil devam ederim bilmiyorum. Cezani cekmelisin.” Hemen ardindan butun bipolarligiyla basini arkaya tip ‘ehehe’ledi. “Muggle polisine mi gotureyim gercekten?” dedi ‘o kadar gerizekali mi duruyorum’ diyen bir bakis atarak. “Bakanlik daha uygun olurdu bence. Sucsuz muggle’lari taciz edip tehlikeye girdiginde de buyunun gizlenme kanununu pencereden disariya atan biri olarak... orta seviyede bir ceza alabilirdin.” Yalan degildi, Loki'nin buyucu hukugu hakkinda ortalamanin ustunde bir bilgisi vardi (bakanlikta calisiyordu, lutfen) ve manipulasyon manyakligi sagolsun her davranisi suclara uyarlamakta da oldukca basariliydi. Bazen sirf eglencesine gayet masum birilerini azkabana kilitleyesi geliyordu ama hayir, henuz gereksiz yere boyle bir sey yapmamisti.
    “Anliyorum.” dedi yorumsuz bir sesle. Sikilmak insana garip seyler yaptirabilirdi, bir yerleri bombalamak gibi. Loki biliyordu. Nitelik konusuna ‘ben de sanmiyorum’ diye ekleyecekti ama bosuna kabalik yapmadi, gostermelik kisiligini bozmaya ne gerek vardi simdi.
    Kitaplari aldiginda Nils’inkini ona uzatip kisacik bir sure icin teklifi degerlendirdi.* “Pekala.” dedi yine cocugun onayini almaya ugrasmadan disardaki masalara ilerlerken. Malum, Nils nikotin bagimlilarinin butun ozelliklerini gosteriyordu ama Loki Sherlock Holmes yetenekleriyle daha fazla hava atacak kadar aptal degildi.

*:
 
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Nils Wójcik

avatar

Lakap : ox-fordçu ._.
Rp Sevgilisi : loki'nin sağ kolu...
Mesaj Sayısı : 240
Kayıt tarihi : 23/08/12

Özel
Rp Puanı:
100/100  (100/100)

MesajKonu: Geri: Such a heavenly way to die    Çarş. Eyl. 12, 2012 8:26 am

    "Peki... Bay Laufeyson." Dudaklarının kenarı yavaşça kıvrıldı, gülümseyerek eski masasının olduğu yere baktı kafenin içinden. Adamda henüz çözemediği bir gariplik olduğunu biliyordu. Garip biri olarak bunu ilk göz göze geldikleri anda farketmişti zaten. Soyadını duyunca ailesini merak etmişti az çok. Kuzeylilerin çoğuyla akrabaydı. Geçen yaz sonu katıldığı davette yeni yeni insanlarla tanışmıştı. Şu an merak ediyordu, belki yakın bir soyağacına da sahip bile olabilirlerdi. Sonra derin bir nefes aldı, bu yaz vermek zorunda olduğu muggle işi ödevlerini hatırlayınca sevinse mi, üzülse mi bilememişti. "Evet, okuyorum hala. Muhteşem Yaz Tatili İşlerimden bir kaçı... Okumasam neden hakkında yorum yapayım?" Dudaklarını ileri doğru büktü. Muggle Tarihi dersini bu yüzden almaya gerek bile duymamıştı çünkü ailesi sağolsun o kadar karmaşıktı ki safkan olmasına karşın muggle çocukları kadar iyi bir kültür dersi alıyordu. Patavatsız aile üyelerinden biri Nils'in piyano çalmasını isteyince mesela bu sıkı eğitime şükretmişlerdi, ya da annesi yarı Fransız bir Yahudi olunca ve ailede kabul görmesi yirmi yılı alınca Fransa Tarihine dair şap diye sorulan soruları başarıyla yanıtlaması da hayatlarını kurtarmıştı. Bütün yaz boyunca insanların orasını burasını elleyerek dolanmak da bir alternatifti ama seçme şansı yoktu işte, ne kötü. Ne olursa olsun, farketmişti ki Muggle'ları, Büyücülerden daha çok seviyordu. Ne yapmak istedikleri daha anlaşılırdı nihayetinde.
    Adamın elini takip etti, sonra yüzüne kondurduğu ifadeyi. Yavaşça gülerek ayaklarının ucunda kalkıp adamın yüzüne yaklaştı. Biçimli parmaklarını adamın güzel çenesine yerleştirip rahatsız etmeyecek şekilde okşadı. "Ceza almaya alışkınım bay Laufeyson, derdinize çare bulmak için elimden geleni yaparım, hiç üzülmeyin." Gözlerini anlayışlı bir anne şefkatiyle kırparken, suratında yaramaz ifadeyi örtmeye gerek görmüyordu bile. Loki'nin bu temaslardan şikayetçi olmaya hakkı yoktu Nils'e göre. Zaten amacı belli olan bir çocuğun karşısında böyle kırıtıp durursa daha ağır bir taciz yiyebilme tehlikesi her an vardı. Sonra kaldığı pozisyonu bozmadan başını yana yatırıp onun masum ifadesini taklit etti. Alt dudağını ısırmış bakanlığa gitse başına ne geleceğine dair fikir yürütmeye çalışıyordu. Büyüyü tehlikeye atmamıştı ama bu zararsız gibi görünen uyarının aslı astarı var mı bilmek isterdi doğrusu. "Tehlikeli bir şey yapmadım ki, ama illa ceza almamdan taraftarsan... Pekala!" Gülerek elini geriye çekti. Acaba gerçekten bakanlıktan mıydı? Dikkatle adamı baştan ayağa süzdü. Aksinin olmasını beklemiyordu şu an ama über soğuk ifadesine ve gülüşündeki korkunç seksapele bakılırsa kötü adam portresine daha çok uyuyordu. Hah, zaten ne farkederdi ki, küçük bir çocuk olmasına karşın bakanlık içinde ya da Hogwarts'da ne dalavereler duymuştu. Bir kısmına bulaşmıştı bile.
    Bir şeyler yeme konusundaki onayı aldığına göre onun masaya ilerlemesini fırsat bilerek eski yerine koşup eşyalarını toparladı. Aldığı bir ton kitabı zorlanarak yeni masaya getirdiğinde suratı zorlanmaktan kıpkırmızı olmuştu. Çantayı yavaşça masanın altına iteklerken olabildiğince az dikkat çekmeye çalışıyordu çünkü beş on dakika sonra etraftaki mugglelar gitmeye başlayınca o kitapları ufak bir büyüyle kütüphanesine yollamayı istiyordu. Şık koltuklardan birini çekerek adamın yanına oturdu. Aslına bakılırsa böyle çekici insanlarla pek sık işi olmadığından hafiften heyecanlandığını da hissediyordu. Tamam taciz etmek, laf atmak falan kolaydı da birebir iletişimde çok yabancıydı. Hatta koltuğa oturduğunda kendisini yadırgamıştı. Loki'yi çaktırmadan izleyerek hareketlerini iyice öğrenmek için gözlem yapıyordu. Sonunda ağzını açıp konuşmaya karar verdi. "Muggle tarihi dışında neler yapıyorsun Loki? Ne iş yaptığını merak etmeye başladım." Saçlarını sol omzundan aşağı salarak yerlere kadar uzanan siyah eteğin bir parçasını düzeltti. Başlarına dikilen garson sevecen bir çocuğa benziyordu. Geniş gülümsemesiyle kibarlık yaparak ikisini selamladı ve hemen masayı düzenledi. "Ben limonlu cheesecake ve bol sütlü, şekersiz kahve alacağım. Ayrıca ayrı bir tabakta macaron, karışık renkte olsun ve iki kişilik." Genç adama listeden bir kaç şey gösterdikten sonra başını onaylarcasına yukarı aşağı salladı. "Güzel bir seçim bayan. Siz ne alırsınız bayım?"
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
 
Such a heavenly way to die
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Whisper of Death RPG :: Ü L K E L E R :: Londra-
Buraya geçin: