Whisper of Death RPG
Sitemize hoş geldiniz.
Lütfen giriş yapınız ya da üye olunuz.

WoD Yönetimi.



 
AnasayfaKapıSSSKullanıcı GruplarıKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 Hogwarts in the monsters.

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
X. Arybdis

avatar

Lakap : X.
Rp Sevgilisi : Yalnız. Korkutuyor bu koca oğlan insanları. Yalnız, çok yalnız...
Mesaj Sayısı : 66
Kayıt tarihi : 24/08/12

Özel
Rp Puanı:
100/100  (100/100)

MesajKonu: Hogwarts in the monsters.   C.tesi Ağus. 25, 2012 12:11 am


Primadonna / Yancy B.


En son Primadonna tarafından Paz Ağus. 26, 2012 8:41 am tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
X. Arybdis

avatar

Lakap : X.
Rp Sevgilisi : Yalnız. Korkutuyor bu koca oğlan insanları. Yalnız, çok yalnız...
Mesaj Sayısı : 66
Kayıt tarihi : 24/08/12

Özel
Rp Puanı:
100/100  (100/100)

MesajKonu: Geri: Hogwarts in the monsters.   C.tesi Ağus. 25, 2012 1:19 am

    Ortak salonun penceresinden süzülen ışıklar kızıl saçlarının rengini daha da cırtlak bir hale getiriyordu. Gözleri her zamankinden parlak, saçları her zamankinden çok daha özgürdü. Doğal kıvrımlar halinde duran saçları oradan oraya yürüdükçe ahenkle dans ediyordu. Aynı babana benziyorsun diyordu görenler. Turuncu bir kafa, parlak gözler, çılgın bakışlar, müzikle bütünlük. Ama nedense her zaman babası ile arasındaki bağı inkar etmişti. Onun o neşeli tavırları, eğlenme arzusu. Benzerlik tip ile alakalı bir şey değildi. Madonna her ne kadar ağır başlı ve konuşmayı sevmeyen bir yapıya sahipse, babası bir o kadar eğlenceyi seven, neşeli bir yapıya sahipti. Duyguları yoktu onun, eğlenmezdi, düşünmezdi, konuşmazdı… Ortak salonda bir o yana, bir bu yana yürürken gözlerini yere devirmiş halının desenini inceliyordu. “Bebek.” Bir kıkırtı duydu genç kız. Arkaya doğru döndü, karşısında eli belinde dikilen, suratında piçlik derecesinde bir gülümseme ile duran Erasmus’u gördü. Kafasını indirdi. Sinirlerinin bir yay gibi gerildiğini hissedebiliyordu. “Ne diyorsun, Châtillon?!” Genç adam soyadını duyduğu anda parladı. “Böyle yapınca daha tatlı oluyorsun.” Genç adamı duymamak için kulaklarını bir şarkıyla tıkadı. Erasmus’un gittiğini duyunca etrafa bakındı. Ortak salonun çıplaklığından faydalanarak kendini yumuşak koltuğun şefkatine bıraktı…

    Uyandığında başı çatlama derecesinde ağrıyordu. Hala karanlıktı. Ay tüm ihtişamı ile parlıyordu. Pürüzsüz suratını Ravenclaw ortak salonuna döndürmüştü. Dolunayın güzelliği ile irkildi içi. Sonra cübbesini üzerinden çıkardı ve sadece eteği ve gömleği kalmıştı. Kravatını gevşetti ve gömleğin bir düğmesini açtı. Cübbeyi yastıkların arasına sıkıştırarak ortak salondan çıktı. Usulca gölgeye dönüştü. Oradan oraya duvarların üzerinde süzülürken, bahçeye çıktı. Tekrar insan formuna bürünürken gecenin içine karıştı. Sadece kızıl saçları belli olurken Yasak Orman’ın ayağına kadar geldi. İçeri girdiğinde tekrar gölge forumuna bürünerek ses çıkarmadı. İlerledi, ilerledi ve ilerledi… Biraz ileride bir gölge daha fark etti. Oradan oraya süzülen. İnsan forumuna büründü. Yere inen bir çıtırtı duydu ve arkasına döndü. Kızıl saçları, aptal bakışları ve gülen yüzüyle babası karşısında duruyordu. Gözlerini devirerek babasına baktı. “Burada ne için var senin?!” Babası hafiften dudaklarını büzdü. Babasının o neşeli sesini duymamak için hemen ekledi. “Yani burada ne halt yiyorsun, baba?” Baba, kısmını bastırarak söylemişti. Babasının hala surat ifadesi değişmemişti. Genç kız omuzlarını indirdi. ”Tamam, tamam. Acaba sorabilir miyim, burada ne yapıyorsun babacığım?” Karşısındaki 40 yaşındaki adam gülümsedi ve kıza doğru yürümeye başladı. Eğlence başlıyor, diye düşündüğüne hiç şüphe yoktu…
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Boneventura Ambrosi

avatar

Lakap : Bone, Ventura.
Rp Sevgilisi : O, bu, şu. Ne fark eder ki?
Mesaj Sayısı : 36
Kayıt tarihi : 24/08/12

Özel
Rp Puanı:
100/100  (100/100)

MesajKonu: Geri: Hogwarts in the monsters.   Paz Ağus. 26, 2012 9:18 am

    Gülümsemesi suratından asla silinmeyen Xealsia, azametli adımarla Hogwarts'ın içinde dolaşıyordu. Adımları bir gölge kadar sessiz ve karanlıktı. Ay ışığının ılık nefesini ensesinde hissettiğinde kasvetli duvarlara bir bakış attı. Ay tüm güzelliği ile yukarıda parlıyordu. Zaten bu hayatta sevdiği tek şey ay ışığı, annesi ve kızıydı. Sözde kızı desek daha doğru olacaktı. Bir baba-kızın insan forumlarına büründükleri için gizli görevlerde bunu kullandıkları bir Xealsia vardı. O kadar alşmıştı ki, o bücüre; kendine baba dertiyordu. Kızda kardeşlerinden birini kırmamak için ona baba diyordu. Bu oyun her zaman yüzünü güldürmüştü adamın. Bazen ikisi konuşacak bir şey bulamasalar bile eğleniyorlardı. Tabii genç Xealsia'nın kendinden nefret ettiğini biliyordu Yancy. Karanlığın şefkatine bıraktı kendini. Gölge olup oradan oraya süzüldü. Eğlendi bir süre. Kahkaları koridorda yankılanırken kasvetli duvarların, eski ve kokuşmuş havasına baktı. Öğrenci olsa delirebileceğini düşünerek böyle bir görevi asla istemeyeceğini kafasının bir kenarına yazdı. Nasıl olupta bu genç kızın bu görevi canı gönülden istediğine anlam veremiyordu.

    Yıldızlar, gecenin şehveti ile tutuşurken kendinden geçmeye başladı Xealsia. Biraz insan formuna bürünmeye karar verdiğinde karşıda duvardan duvara süzülen bir gölge gördü. Onu takip etmeye başladı. Hangi kardeşi Hogwarts'ta geziniyor olabilirdi ki? Ah tabii ya, kim olacaktı. Haylaz, minik Madonna. Yavaşça takip etmeye başladı Xealsia'yı. O kadar yavaş gidiyordu ki Xealsia, Yancy biraz hızlandı ve Yasak Orman'a dalış yaptı. Uslca ağaçların arasında, ışık vuran yerlerde oradan oraya dolaşmaya başladı. İnsan formuna bürünen Madonna'yı izledi. Ardından yere hızlı bir iniş yaptı ve arkasında dudru genç kızın. Genç kız döndüğünde ona doğru yürümeye başladı. "Burada ne işin var senin?" Hafiften dudaklarını büzdü Xealsia. Kız ile oyun oynamak hoşuna gidiyordu. "Yani burada ne halt yiyorsun, baba?" Baba kısmı bir yılanın tıslaması gibi çıkmıştı. Adam hala surat ifadesini değiştirmemişti. "Tamam, tamam. Acaba sorabilir miyim, burada ne yapıyorsun babacığım?" Eğlence başlıyor diye düşündü adam sonra kızına döndü. "Ah sevgili Madonna. Ben sana böyle mi öğrettim hayatım? Ah hayır hayır. İnsanlara karşı kibar olmalısın bebeğim." Duraksadı ve bir parmak mesafe kalana kadar yaklaştı Xealsia. "Yoksa insanlar tarafından dışlanırsın." Genç kızın ukala bakışlarından yukarı doğru çıktığında kızgınlıktan yay gibi gerilmiş kaşlarını görebiliyordun. Güzelliğinin nefesi kestiğini düşündü genç adam.

    Gözüne kestirdiği bir kütüğün üzerine kuruldu ve böcekleri incelemeye başladı. Kırmızı saçlara baktı. Kendi kızıl saçlarını düşündü. Benziyorlardı gerçekten. Ama bu engel değildi. Kafasını toparladı ve onun kardeşi olduğunu düşündü. "Ah Madonna. Ve okul yönetmeliğini aşıyorsun hayatım! Okuldan çıkıyorsun." Kıkırdadı. Genç kızın iyice sinir olduğunu rahatlıkla görebiliyordu. Gözlerine kaydı gözleri. Parlaklığın içine işlediğini hissetti. Bu gece çok uzun olacaktı!
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Sponsored content




MesajKonu: Geri: Hogwarts in the monsters.   

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
Hogwarts in the monsters.
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Whisper of Death RPG :: H O G W A R T S :: Okul Arazisi :: Yasak Orman-
Buraya geçin: