Whisper of Death RPG
Sitemize hoş geldiniz.
Lütfen giriş yapınız ya da üye olunuz.

WoD Yönetimi.



 
AnasayfaKapıSSSKullanıcı GruplarıKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 I buy what I want

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Loki Laufeyson

avatar

Lakap : Luke Liesmith, Serrure
Rp Sevgilisi : monogamy is too mainstream
Mesaj Sayısı : 202
Kayıt tarihi : 23/08/12

Özel
Rp Puanı:
98/100  (98/100)

MesajKonu: I buy what I want   Cuma Ağus. 24, 2012 1:24 am


Bu da meta hali



    Fazla uzun boylu ve zayif bir adamdir, ifadeleri yuzunden cogu zaman urkutucu gorunebilen acik mavi gozleri, cikik elmacik kemikleri ve keskin yuz hatlari vardir. Metamorfmagus’tur, normal gorunusu siyah, duz olan saclari her zamanki psikopat ruh haline gore biraz daha iyi hissederse acik kahverengi ve dalgali, cok iyi hissederse de –oldukca ender- sapsari ve kivir kivir olur. Gozleri de ruh hali aniden degisirse yesil olabiliyor. Ama genelde metamofmagus ozelligini goruntusunu tamamen degistirmek icin degil direct kadin haline gecmek icin kullanir, bu halinde belirgin gorunus ozelliklerini korur ve genel olarak tek farki kadin olmasidir diyebiliriz. Genelde sesi kibardir ama kizdiginda korkunclasir. Metamorfmagus halinde ise surekli soguk ve yabani tavirlari vardir.

    Yalanlar. Uyumsuzluk.
    My Plague - Slipknot
    Aslinda direkt loki playlistim var benim the prodigy sarkilariyla falan dolu. poison, smack my bitch up falan. Ama iste. NEDEN BI TANE SECMEK ZORUNDAYIIIZ



+++
    Diagon yoluna zar zor varan Loki, on bes yasindaydi hayatinin en guzel zamanlarini yasiyor sayilmazdi. Fazlasiyla basarili ve zengin bir Seherbaz olan babasinin onu bebekken duello yaptigi olum yiyenlerden caldigini ogrenmisti ve, eh, hayatinin en mutluluk verici kesifi sayilmazdi bu. Ozellikle soz konusu seherbaz baba cocuklugundan beri masal niyetine soz konusu olum yiyenlerin nasil canavar bir soy oldugunu anlatiyorsa.
    Tabii Odin, babasi, bunu keyfinden yapmamisti. Loki’yi bir tur… Deney konusu gibi goruyordu anlasilan. Istisnasiz karanlik bir aileden gelen bir cocugun bile Odin’in sevgi sacan evinde buyuyunce aydinlik tarafta olacagini saniyordu. Loki’ye gore yalan soyleyen cocugun agzini cincucelere diktirmek oldukca aci verici, ve durust olmak gerekirse fazlasiyla intikam atesi yakan bir eylemdi. Odin’in terbiye verme anlayisi sevgi dolu olmaktan oldukca uzakti. Agzinin cevresindeki uc sene onceden kalma izlere dokundu. Dikkatli bakmadikca gozukmuyorlardi ama hayati boyunca da gecmeyeceklerdi.
    Bu biraz hayal kirikligi yaratiyordu, gercekten. Bildigin herseyin yalan oldugunu ogrenmek falan- ergenlik gercekten kisiligin bicimlendigi zamansa, Loki ciddi ciddi boka batmisti. Ve simdi, soz konusu aileyle daha fazla yasayamayacagindan emin sekilde Hogwarts’a gelmek uzere Durmstrang’den ayrilmisti. Ne kadar dislanacagi falan umrunda degildi, kendi ailesinden cok olmayacagina emindi.
    Odin Loki evden ayrilirken cikan mukemmel bir kavga sirasinda asasini kirmayi da unutmamisti tabii. Buradan ayriliyorsan hicbir yere gidemezsin. Loki’nin yeteneklerini hafife aliyordu anlasilan, hos, Loki o an pek de iyi hissetmediginden metamorfmaguslugu sagolsun buyu yapmakta oldukca zorlaniyordu zaten. Bu yine de yol ustundeki bir buyucunun asasini calmasina engel olmamisti. Soz konusu buyucunun ensesine bayilsin diye yaninda bulunan fazla sayidaki bicaklarindan birini firlatmisti ama, eh, iyilesirdi herhalde canim. Aman. Odin onun asasiz bir sey yapamayacagini saniyordu ve bu Loki’yi oyle bir kucumsuyordu ki komik bile degildi.
    Asayi caldiktan sonra ne olur ne olmaz kiz formuna girip yoluna devam etmisti ve Diagon yolunca yururken, bir an karanlik bir koseye gecip tekrar orjinal formuna dondu. Kendine asa almaya gidiyordu, muhim bir seydi bu, pekala gercek formunda da alabilirdi. Cuppelerin unisex olmasi guzel bir seydi vesselam. Eline inanilmaz derecede yabanci gelen asayla yuzundeki cizikleri bir illuzyon buyusuyla sakladi. Odin’in hobilerinden biri kizdiginda gardiyanlari Loki’nin uzerine salmakti ve son kavgada oldukca kizmisti, evet. Loki kiyafetlerin ardinda kalan morluklara bir sey yapmadi. Eger yapabilseydi iyilestirirdi ama onun ustaligi illuzyon buyuleriydi ve- Aaa evet, Hogwarts ogrencileri okul disinda buyu yapamiyordu. Ama, eh. Henuz Hogwarts ogrencisi degildi.
    Cebindeki Gregorovich yapimi kirik asasina ozlem dolu sekilde dokunup elindeki uyumsuz asayi karanlik sokaga firlatti. Ona ihtiyaci kalmayacakti biraz sonra. Diger cebinde, Ingiltere’ye vardiginda baska bir buyucuden asirdigi galleonlar vardi ve bir asa parasi ettiklerini umuyordu Loki. Ingiltere’nin fiyatlari hakkinda pek bir fiyati yoktu, gercekte, dillerini zar zor konusuyordu daha.
    Dukkana girdiginde calan zil Loki’nin yorgunlugundan kaynaklanan bas agrisina vurulan bir cekic gibiydi. Harika.

    Bir an kimsenin gorunmedigi dukkana bakip ne yapacagini bilemeyerek yutkundu. Kucuk olmasina ragmen oldukca yuksek bir yerdi ve kutularla dolu raflar disinda bir de calisma masasi gorebiliyordu. Uzgunlugunu yuzune yansitmayarak kirik asasini calisma masasinin ustune koydu adini hatirlayamadigi asaciyi beklerken.
    Yukardan duydugu bir sesle kedi gibi kulaklari dikilirken yasli adamin gorunmesiyle pek sasirmamisti. Loki’yi sasirtmak zor bir seydi nihayetinde.
    “Ah, merhaba bay…” Loki saliselik bir aralikta dukkanin adina goz atti. “Ollivander.” dedi klasik Iskandinav aksanli Ingilizcesiyle. “Ben Loki Odinson.” Artik kendi soyadini soylemek bile agzinda kotu bir tad birakiyordu. Her neyse, okuldan mezun olunca gidip gercek babasini oldurup onun soyadini aldiginda soyadini zaferle soyleyebilecekti. Ama simdilik, Laufeyson sadece zihnindeki uzun vadeli bir planin adiydi.
    Muhtemelen Ingilteredekilerin Iskandinavyadaki soylu aileler hakkinda bilgisi yoktu, bu biraz rahatlaticiydi.
    “Merhaba Bay Odinson.” dedi Ollivander kibarca, her zaman yaptigi gibi anne-babanin asasi konusunda bir yorum eklemeyerek. Bu ailenin hassas bir konu oldugunu hissetmis olmasindan miydi, yoksa Gregorovichin sattigi asalari umursamamasindan miydi Loki bilemiyordu.
    “Durmstrang’dan Hogwarts’a transfer oluyorum.” dedi Loki neseli veya kibar olmaya ugrasmayarak. Bunun icin fazla yorgundu ve iyi davranmaktan bir cikari olacagi bir durumda da degildi. “Kazayla asam kirildi. Gregorovich yapimiydi.”
    “Ne yazik.” diye yorum yapti Ollivander raflardan birkac asa cikarirken. Masaya koydugu kutulara ifadesizce bakan Loki robot gibi bir tanesini acip basit bir illuzyon yapmayi denedi. Masanin ustundeki mumlardan birini kadehe donusturmeyi denerken mum hafifce isildadi o kadar. Diger birkac asada da ayni caba sadece biraz daha olumlu sonuc verdi. Loki tum sabirsizligiyle burnundan bikkinca nefes verirken eline aldigi asaysa… Hostu. Hissettigi duygu nehuzur ne sicaklik ne de mutluluktu, sadece yayilan buz gibi gucluluk duygusu, tatmin ve Loki’nin icinde hep bulunan o yok etme icgudusunu korukleyen bir seyler. guzel. Loki kararli gozler ve kibar hareketlerle asasini muma dogrulttu. Mumlardan biri kivranip isildayarak beyaz, parlayan pullu bir yilana donustu, hayvan masada zarifce surunurken Loki’nin bir bilek hareketiyle can verdi ve basi masaya degdigi an mum haline geri dondu. Loki elindeki uzun ince asaya takdir eder sekilde bakip Ollivander’a dondu. Kustah ama hevesli bir tavirla dislerini gostererek siritip beklentiyle kaslarindan birini kaldirdi. “Bunu istiyorum.”
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Garrick Ollivander

avatar

Lakap : -
Rp Sevgilisi : Gönül ister Madam Malkin.
Mesaj Sayısı : 86
Kayıt tarihi : 16/02/11

Özel
Rp Puanı:
97/100  (97/100)

MesajKonu: Geri: I buy what I want   C.tesi Eyl. 08, 2012 6:00 am

ah,:
 

    Dükkanı toparlamak zaman almadı. Aynı yıkmanın da almadığı gibi.. Bir 1996 gecesi, ölüm yiyenlerce sefil bir şekilde kaçırılmasının ardından gelen 1999'un bu neşeli günlerinde bir iki yıl önceki hüzün yoktu artık yaşlı adamın yüzünde. Aynı, 1991'de, ilk gördüğünde de, düşündüğü gibi sağ kalan çocuk onu ve nicelerini kurtarmıştı. Bunda biraz kendi etkisi olduğunu da biliyordu ama yine de müteşekkirdi yaşlı adam, huzurluydu..

    Madam Malkin'le sabah altı civarı içtikleri çaydan kalma, çaydanlığı sonunda söndürdü. Yaşına göre fazla kafein? Daha önce de dediğim gibi şifacılar umurunda değildi yaşlı adamın. Üst raflarda çıkmış bir kutu ilişti gözüne. Açıktaki, kullanmayı en sevdiği, asalardan birini eline alıp merdiveni çağırdı ve ilgilenmek üzere yaşından beklenmeyecek çevik hareketlerle yukarı çıktı.

    Bir süre sonra çalan zille on dört- on beş yaşlarında görünen siyah saçlı ve soğuk duruşlu bir oğlanın yanındaydı, oğlan haliyle, aldığı nefesle bile umursamaz ve sıkkın bir hal sergiliyordu, yaşlı adam bundan hoşlanmadıysa da müşterilere sıcak kanlı davranmak kanında vardı. Odinson. Bu soyadını hayatı boyunca fazla olmasa da işitmişti ve bir yerlerde önemli kimseler olduklarını duymuştu. Lakin şuan, Londra'da bu pek de umursadığı bir ayrıntı değildi yaşlı adamın. Oğlan Gregoroviç yapımı asasının kazara kırıldığından bahsederken de içten içe göz devirmek istedi ancak "Ne yazık." demekle yetindi. Gregoroviç. O herifi de hayatı boyunca sevmemişti, ne yalan söylesin.

    Başarısız denemeler, yılanlaşan mumlar ve ölen yılanlar.. Derken doğru asayı buldular. "Tek boynuz tozu, 32 cm, esnek olmasa bile kırılması zordur, sonuç olarak Balsa ağacın'dan, evlat. O dünyanın en sağlam ağacıdır." uzun ince asayı eline aldı ve eklemeden edemedi "Adı, Kral'ın Nefreti. Oldukça eski bir asadır, büyük babam uzak diyarlara yaptığı bir geziden sonra yapıp, ona bu adı vermişti, nedenini asla açıklamadı." deyip hiçbir şey olmamış gibi asayı pakete koyup, ücreti aldı. Vay canına saat iki olmuş!
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
 
I buy what I want
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Whisper of Death RPG :: B Ü Y Ü L Ü B Ö L G E L E R :: Diagon Yolu :: Ollivander's Asa Dükkanı-
Buraya geçin: