Whisper of Death RPG
Sitemize hoş geldiniz.
Lütfen giriş yapınız ya da üye olunuz.

WoD Yönetimi.



 
AnasayfaKapıSSSKullanıcı GruplarıKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 Châtillon, Euterpe.

Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Euterpe Châtillon

avatar

Lakap : Persephone ama peri kızı da var. Aşkım diyebiliyor sadece.
Rp Sevgilisi : LC'ye çok aşık lakin kavuşamıyor.
Mesaj Sayısı : 953
Kayıt tarihi : 25/03/12

Özel
Rp Puanı:
100/100  (100/100)

MesajKonu: Châtillon, Euterpe.   Ptsi Ağus. 13, 2012 7:49 am

~:
 
    - Aslında şımarık, bazen kibirli ve genellikle lider ruhludur. Ancak zekası, sessizliği ve yetenekleri buna baskındır. Genel olarak sessiz takılır, tabi siz onun yakınıysanız. Büyüklerine saygılı davranır her zaman. Bunu Fransa'da küçükken gördüğü eğitime bağlıyor. Eğlencelidir, insanları kolay kolay ezmez. Laneti yüzünden değişken olabilmektedir. Eğer iyi zamanına denk gelirseniz şanslı gününüzdesiniz. Müzik onun her şeyidir.
    - Karanlık ve kuralcı.
    - Buyurunuz.


      Kumral cadının üzerine geçirdiği kırmızı palto ve başına taktığı bol örgü şapka yeni modanın habercisi gibiydi. Bu tarz haberlerle pek ilgilenmese de üzerine yakışan şeyi biliyor üstüne üstlük iyi taşıyordu. Parıldayan karamel rengi gözlerini bir anlığına kudretli güneşe çevirince gözlerini kıstı ve ardından yan bakışlarıyla kuzenini süzdü. Genç büyücünün üzerinde bulunan siyah ceket ona farklı bir hava katarken adeta siyah saçları annesinin kuzguni saçlarının güzelliğini hatırlatıyordu. Elini çabuklukla hayallerinden kendini koparmak istercesine salladı ve dudaklarını bükerek melodik sesini yansıttı dışarı. ‘‘Victor, sana çabuk olmanı kaçıncı kere söylemem lazım?’’ Ne ince ne de kalın olan ses tonu, insanların ona hayran bir biçimde bakmasını sağlarken mahcup bir şekilde gülümsemekle yetindi. Bir Slytherin olan genç cadı, adeta binasını yansıtmıyor tavırlarıyla bir kuzgunu andırıyordu. Kuzeni ile her zaman konuştuğu tek konu buydu belki de. Ters binalara düşmüş olmaları. Victor, Ravenclaw iken bir Slytherin olmalıydı. Onun da damarlarında dolaşan Salazar kanı vardı sonuçta. Euterpe ise onlara oranla melezdi. Bir Slytherin baba ve Ravenclaw mezunu annenin kızıydı. Bu sorunu her ne kadar dert etmese bile hayatından mutluydu, annesine benzemeyi tercih etse bile. Sonuçta kadın ünlü bir müzisyendi ve kutsal yetenek anneden kıza geçmişti. Her ne kadar Châtillon’lar kabul etmese bile. Pür dikkat kesilirken gözlerini devirdi kuzenine. ‘‘Centilmenlik yapalım dedik ancak yine de laf işitiyoruz. Ah kuzen sana yinede bayılıyorum.’’ Dolgun kırmızı dudaklarından çıkan tatlı kahkaha iki kuzeni neşelendirirken bir süre sonra büyük bir kapının önünde durdular. Eski bina tanrıçanın hoşuna giderken kuzenine aldırış etmeden içeri girdi. Biliyordu, kuzeninin kendisini takip etmeyeceğini. Çünkü genç adamın günlerdir çenesini çekiyordu. ‘Bir piton alacağım. Yok, yok! Timsah var mıdır sence Euterpe? Kobra da olabilir.’ Hala hatırladıkça yüzünde bir tebessüm oluşuyor adeta günleri renkleniyordu. Ayağına giydiği kahverengi babetleri her adımında eskimiş tahtalar sayesinde ses çıkartsa da aldırış etmiyordu. Sadece Bay Ollivander’ın nerede olduğunu merak ediyordu. Parıltılı bakışları raflar arasında gelip giderken sakince beklemeye çalıştı.

      Aniden karşısına çıkan yaşlı adam ile birlikte korksa da tebessüm etti. Yaşlı insanları her zaman sevmişti. Ara sıra büyükannesini ziyaret eder ve onun eski hikâyelerini dinlerdi. Annesinden kendisine geçen bu tarih tutkusu kızı gülümsetirken, dükkân sahibinin karşısında reverans yaparak konuştu. ‘‘Bonjour M. Ollivander!’’ Ardından başını kaldırırken tebessüm etmiş ve adamın doğruca yüzüne bakmıştı. Annesinin anlattıklarına göre Bay Ollivander’in hala aynı olduğuna kanaat getirmişti tanrıça. Efsunlu bakışlarını raflara dikerek konuşmasını sürdürdü. ‘‘Ben asamı almaya gelmiştim, Bay Ollivander.’’ Adam bir süre gözlerini kısmış ardından kıza karşılık vermişti. ‘‘Sizi tanıyorum Bayan Châtillon. Amélia Cynnton’ın kızı öyle değil mi? Ah hala hatırlıyorum. Yirmi beş santim, gül bitkisinden, özü ünicorn kuyruk kılıdır. Aynı ona benziyorsunuz.’’ Kızın tebessümü büyürken gözleri de yaşlanmıştı. Belki de sadece binasına ayak uyduramamasının sebebi annesine olan bağlılığıydı. Kadının kaybolduğunu hatırladıkça sanki yüreği cayır cayır yanıyordu cehennem ateşinde. Gözlerini yerden adama çevirirken kafasını salladı narince. ‘‘Onu hatırlamanıza sevindim Bay Ollivander. Eminim o da sevinirdi.’’ Adamın kendisini garipsediğini adı gibi biliyordu. Nasıl olurda bir Slytherin, Ravenclaw gibi davranabilirdi ki? Belki laneti yüzündendi. Lafın ne kadar klişe olduğunu bilse de hatırladı. Seçmen Şapka en doğruyu bilir, asla hata yapmaz. Kendisine verilen asaya bakarken dalmış olmasına aldırış etmedi ve detaylıca işlenmiş olan asayı uzun parmaklarıyla kavradı narince. Cam vazoya doğru savuracaktı ki, Bay Ollivander’a baktı. Memnun bakışları altında tebessüm ederken savurdu asasını. Ancak kırılma sesiyle neredeyse şoka uğramıştı. Korkarcasına asayı adama uzatmış ardından kendisine verilecek olan yeni asayı beklemeye başlamıştı. Birkaç denemenin ardından en son asasını eline alarak gözlerini kapattı. İçine dolan huzur ve ferahlığı bir kenara bırakarak asa kutularına doğru savurdu. Kutulardan biri havalandı ardından tekrar yerine yerleşti. Tebessümü dudaklarına yayılırken Bay Ollivander’in açıklamasına kulak kesildi. Asasının özelliklerini dikkatlice dinlerken ona gözü gibi bakacağına söz verdi. İlk defa kendini bu kadar iyi ve mutlu hissediyordu. ‘‘Her şey için teşekkürler Bay Ollivander. Sizinle tanışmak benim için büyük bir onurdu efendim.’’ Reveransını yaptıktan sonra teyzesinin yanına gittiğinde öğrendiği muggle selamlamasını tekrarlayarak dükkândan çıktı. Şimdi sırada kitapçı vardı. Asasıyla beraber uygulayacağı büyüler kitabını alacak ve ardından evcil hayvanlar dükkânına uğrayacaktı.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Garrick Ollivander

avatar

Lakap : -
Rp Sevgilisi : Gönül ister Madam Malkin.
Mesaj Sayısı : 86
Kayıt tarihi : 16/02/11

Özel
Rp Puanı:
97/100  (97/100)

MesajKonu: Geri: Châtillon, Euterpe.   Çarş. Ağus. 22, 2012 8:17 am

    Öğleden sonra olmasına rağmen sanki halen günün en sıcak anıymış gibi nemli hava Diagon Alley'i terk etmemişti. Yaşlı Ollivander, sıcağa veya neme aldırmadan halen ilk günkü hevesle asaları bilmem kaçıncı kez düzene sokuyordu. Şüphesiz ki hepsinin yerini ezberlemişti artık ve hepsinin karakterini olmayan çocuklarının karakteri gibi bellemişti. Asalar, içinden çıkılmaz ve belki de dünyadaki en eğlenceli bilimdi onun için. Bazen yalnızca birkaç santim kısa bir asa kendisiyle aynı özden oluşan bir diğerine karşı oldukça terslik gösterebiliyordu, bazense tamamen farklı maddelerden yapılmış iki asa birbirini bütünlüyordu.Bu düşüncenin ardından kendisini pek de uzak olmayan iki ismi düşünürken buldu, Acestes ve Amelia. Acestes son derece kararlı bir yapıdaki meşe ağacına sahipti, Amelia ise narin gülün esnek dalına. Ancak bu iki asa ve tabi ki asalarla uyum içinde karaktere sahip bu iki insan alışılmadık bir uyuma sahipti. "Hayret verici", diye düşündü yaşlı adam. "ve iştah açıcı." O yaşlarda bir adamın düşünce tarzını sorgulamak tabi ki bize düşmez.

    Derken dükkanın tahta zemininden gelen gıcırtılarla elindeki son kutuyu da bırakarak hızla tezgaha geçti, öyle ki genç bayan bu ani çıkıştan irkilmişe benziyordu. Oysa deminki düşüncelerinin ardından karşısında Euterpe Châtillon'u görünce hayrete düşen kendisi olmuştu. Gülümsedi ve heyecanla kibar kızın annesine ne kadar da benzediğine dair birkaç laf etti, hatta öyle umuyordu ki bu benzerlik asaya da yansıyacaktı. Derhal koşarak bir asa çıkardı. Yine gül dalından yapılma ince bir asaydı bu içerisinde de kuğu tüyü vardı. Lakin ilk deneme büyük bir yanılgıyla sonuçlanınca Garrick sakin bir edayla ikincisini getirdi. Alışılagelmedik bir Slytherin ve umduğu kadar kolay olmayan bir asa seçimi... Üç ve dörtden sonra artık ne vermesi gerektiğine dair kesin bir karar kıldı ve alçak raflardan birinde duran kadife kaplı kırmızı kutuyu genç kıza sundu. Hem onun hem de yakışıklı kuzeninin ilgiyle bu sonuncuya baktıklarını sezebiliyordu. Kız uzun ve orta kalınlıktaki, çevresinde kıvrılı bir dal varmış gibi görünen kreme kaçan asayı eline aldı ve ondan beklenen şekilde nazikçe salladı. Asanın neşeli benimseme ışıltılarıyla bir Ollivander'ın da yüzünde hoş bir gülücük belirdi. "23 santim, meşe ağacı, unicorn yele kılı, oldukça da sağlam bir asadır." Kız saygılı ve hoş bir şekilde selam verip oradan ayrılırken Olllivander'ın düşünceleri kızı anlamlandırmaya çalışıyordu: yele kılı ona daima neşe dolu özgür bir hava verecektir ama meşe daima ayaklarının yere bastığı hatırlatacaktır. Lakin bu iki zıt durum onun tamamen kurallara ve mantığa bağlı kalmasını engeller. Kim bilir, belki de genç kızın kendisini Ravenclaw'dan ayıran özelliği budur, içinde harekete geçmeyi bekleyen sessiz bir lider vardır?

    Derken olayları her zamanki gibi akışına bırakmayı tercih etti, her zaman olduğu gibi ömrü yettiğince bu tezlerinin doğru çıkacağını zaten izleyecekti. Kırılan şeyleri bir asa hamlesiyle toparlarken kendi kendine mırıldandı; acaba Çatlak Kazan'da milk-shake satıyorlar mıydı?
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
 
Châtillon, Euterpe.
Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Whisper of Death RPG :: B Ü Y Ü L Ü B Ö L G E L E R :: Diagon Yolu :: Ollivander's Asa Dükkanı-
Buraya geçin: