Whisper of Death RPG
Sitemize hoş geldiniz.
Lütfen giriş yapınız ya da üye olunuz.

WoD Yönetimi.



 
AnasayfaKapıSSSKullanıcı GruplarıKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 paradoks

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Adela Majcherczyk

avatar

Lakap : çekçekçekçek.
Rp Sevgilisi : Terkedildi.
Mesaj Sayısı : 58
Kayıt tarihi : 25/08/11

Özel
Rp Puanı:
100/100  (100/100)

MesajKonu: paradoks   Cuma Mart 16, 2012 10:57 am


Adela Majcherczyk / Krystof Bartoloměj
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Adela Majcherczyk

avatar

Lakap : çekçekçekçek.
Rp Sevgilisi : Terkedildi.
Mesaj Sayısı : 58
Kayıt tarihi : 25/08/11

Özel
Rp Puanı:
100/100  (100/100)

MesajKonu: Geri: paradoks   Cuma Mart 16, 2012 11:28 am

    Dokunuşların her biri tenini yakarken buna daha önce kaç gece boyunca hazırlandığını düşündü genç kız. Saat kulesindeki o anlardan sonra kaç kez Krystof'la birlikte sevişmelerin eşiklerinden dönmüşlerdi bilmiyordu. Defalarca kez koridorda karşılaştıklarında hemen ıssız bir merdiven köşesine çekilip birbirlerine dokunuyorlardı. Adela'nın gözleri önünde 2 gün önce Sihirli Yaratıkların Bakımı dersi için yasak ormana girmelerinin ardından bir ağacın dibinde ayak üzeri tenlerine temasları geldi. Krystof, Adela'yı öylesine sağlam kucağına almıştı ki, elleri kalçalarında dolanmasına rağmen bir an bire genç kız Krystof'un bedenine olan yapışıklığından bir şey kaybetmiyordu. Adela genç adamın kucağından indi ve onu yatağa itip Krystof'un üzerindeki tişörtü parçalarcasına çıkardı. Kaslarına dokunan parmaklarının soğukluğuyla irkilen genç çocuğu hissettiğinde bütün morali bozulurcasına geriye çekildi. Bütün anın güzelliği, hayalin bitişiyle aniden sigara külleri gibi dağılarak farklı yerlere uçuştu.

    Geçmişi tekrar tekrar yaşayıp gözleri önüne getirmekten nefret ettiğini anımsadı Adela, sigara dumanını dışarıya verirken. Gözlerini kollarındaki derin, kabuk tutmuş kesiklerin üzerinde gezdirirken yüzüne düşen bir tutam saçı çevirip topladığı dağınık topuzuna sıkıştırdı. Sigaranın dumanı gözüne kaçmasın diye bir gözünü sıkmış, yarım yamalak görüyordu. Krystof ile dışarıda vakit geçirdikleri gün geldikleri parkta, oturdukları bankta, o gün oturduğu yerde oturmuştu Adela. Bankın üzerinde, bir önceki gelişinde Krystof'un olduğu yerde duran içki şişesine baktı. Gözleri, şişenin hemen yanındaki gümüş kabzalı bıçağı gördü. Uzun zamandır onu yanında taşıyordu. Ucunda kurumuş kan damlaları, paslanıp her an bir hastalığa yol açabilecekmişe benzeyen rengiyle eski bir parça olduğu belliydi. Adela, sigarasının külü koluna düştüğünde sağlam bir küfür salladı. Tırnakları ile kabukları oymaya çalışırken esen rüzgarın getirdiği lilyum kokusuyla bir an duraksadı. Krystof'un onu doyasıya öptüğü an aldığı kokunun aynısıydı. Buraya bir önceki gelişinden sonra hayatında değişen şeylerin hiç biri iyi değildi. Yavaş yavaş kendini öne eğdi. Krystof'u düşündüğünde karnına giren ağrının şiddeti gittikçe artıyordu. Belki sebebi çok fazla alkol içmesinden ve yemek yememesindendi. Sahi, en son yemeğini kaç gün önce yediğini unuttu Adela birden bire. Elinde sürekli vodka ve bira vardı. Hogwarts'ın tatil oluşunu bu yüzden seviyordu. Yavaş yavaş ellerini karnından çekerken dudakları arasındaki sigarayı yere fırlattı. Soğumaya başlayan havalara karşın üzerindeki nar ekşisi rengindeki elbise onu çok fazla üşütüyordu. Ancak sürekli sarhoş olduğundan kendini Londra'dan başka bir ülkeye cisimlendiremediğini günler önce fark etmişti. Parkın hemen karşısındaki kafenin kapısında duran müzik kutusundan yükselen şarkı onu öylesine zor bir duruma düşürmüştü ki, gözlerinin dolduğunu fark etti. Gümüş kabzayı tuttu ve klipse basıp bıçağın bir yay gibi fırlamasını sağladı. Tırtıklı ucunu yaralarla dolu kolundaki temiz yerlerden birine yasladı ve gözlerini sıkıp var gücüyle bıçağı indiriverdi. Kanamasını durdurabildiği için, yeri geldiğinde ölene kadar kanamasını bekliyor, sonra kendisini iyileştiriyordu. Geniş pembe yaradan akmaya başlayan taze kanın şiddetiyle birlikte acı da hissedilir bir derecede olduğunda Adela kendisini iyileştirdi. Vodkasından son yudumunu alıp kenardaki sigara tablasından bir sigara çekiverdi. Kolunun büyük yerini kaplamış kan lekesini aynı renkteki elbisesiyle temizlemeye çalıştı beceriksizce. Sonra sigarasını yakıp yavaşça soluklandı. Ne zamandır Krystof'u görmediğini düşündü ancak gün hesabı çoktan şaşmıştı. Hangi yılda olduğunu bile zaman zaman unutuyordu. Sanki zaman geçiyor, Adela ya zamanın gerisinde, ya da çok çok gerisinde kalıyordu. Yaklaşık 1 haftadır giydiği topuklu, yaz ayakkabısı ayaklarını acıttığından tek bir hareketle ikisini birden çıkardı. Ayakları, toprağın üstünde yavaş yavaş dinlenirken birden bire huzuru buldu Adela. Gözlerini sımsıkı kapatıp Krystof'un kendisine attığı hınzır bakışları anımsamaya çalıştı. Yüzünde oluşan tebessüm, belki de uzun zaman sonra ilk kez gülüşüydü.




En son Adela Majcherczyk tarafından Ptsi Mart 19, 2012 8:18 am tarihinde değiştirildi, toplamda 1 kere değiştirildi
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Krystof Bartoloměj

avatar

Lakap : Krys
Rp Sevgilisi : avice whittle
Mesaj Sayısı : 191
Kayıt tarihi : 25/08/11

Özel
Rp Puanı:
99/100  (99/100)

MesajKonu: Geri: paradoks   Ptsi Mart 19, 2012 7:04 am

    'İyi olacağını söylesem de, hala senin hayatını sonlandırmak istediğini duyuyorum. Şimdi yeniden deneriz. Belki her şeyi değiştiririz. Çok geç değil. Hiçbir zaman çok geç değil.' Genç adamın zihninde dönüp dolanan kelimeler adeta şakaklarına baskı yaparken amaçsızca yürüyordu. Attığı her adım, aklına gelen her anı, aldığı her aptal nefes... Her şey o kadar zordu ki. Krystelle'ın söylediklerini düşündü. Cümleler adeta yüreğine saplanmış, canını acıtmıştı. Ona ne demek istediğini sorduğunda omuz silkmiş, yalnızca şarkı sözü olduğunu söylemişti. Aptal bir iki şarkı sözü hepsi bu, diye düşündü. Hiçbir şey geçmişi geri getirmezdi, hele keşkeler. Keşke... Ne çok keşkesi vardı oysa Krystof'un. İçine attığı keşkeleri, dile getirdiği keşkeleri, kendi kendine dahi itiraf etmeye korktuğu keşkeleri. Krystelle bunları biliyordu, geleli yalnızca iki gün olmasına karşın, Krystof'u kendisinden daha iyi tanıyordu.

    Ayağının ucundaki bir taşa var gücüyle vuran Krys, taşın ileriye doğru yuvarlanmasını izledi. Su yeşili gözleri taşla birlikte hareket ederken çoğu şeyin bu kadar çabuk uzaklaşabileceğini düşündü. Birden aklında eskilerden bir anı canlandı. Masum bir Hufflepuff kızını koridorda sıkıştırıp onunla eğlendiği bir anıydı, alt tarafı. Hayır, hiç de alt tarafı değildi. O kız kalpsiz denen bu adamı hala acılar içerisinde bırakan kızın aynısıydı, o ürkek bir ceylan gibi kaçan ancak yeri geldiğinde aslan kesilen kızın aynısıydı. O bakmaya doyamadığı Adela'dan başkası değildi. Krystof'un kişiliği belliydi. Gönül eğlendirdiği kızlar hiçbir zaman onun için önemli olmamıştı. Nasıl oluyor da yatağına dahi girmemiş bir kızı kafasına bu kadar takabiliyordu? Onu terk etmişti Krys. Başladığı işi yarım bırakmış, onun yatağa dağılmış altın sarısı saçlarını hayal etmekten vazgeçmiş, ondan kaçmıştı. Hayatı boyunca korkularının üzerine giden Krystof Bartoloměj bu defa yenilmişti.

    Gözlerini taştan ayırarak yavaşça kaldırdı. Yorulmuştu. Kaç saattir yürüdüğünün farkında bile değildi. Londra'nın içerisinde, herhangi bir yerdeydi. Etrafına bakındı, tanıdık bir şeyler görmeyi bekledi. Birkaç anlamsız bina, bir iki bank... Ve... Lanet olsun, diye mırıldandı genç adam. Adımları birden hızlanırken artık gözleri açıkken dahi hayal görmeye başladığı için kendisine küfürler yağdırdı. Durması ve ters yönde ilerlemesi gerektiğini biliyordu ancak ayaklarını durduramıyordu. Kendisini koşarken bulduğunda her adımda görüntüsü daha da netleşiyordu. Önce kızın yüzündeki buruk gülümsemeyi fark etti. Ne çok özlemişti oysa. Ardından gözyaşları çarptı adamın gözüne. Yanında duran içki şişesi. Kanayan kolları... Yanına vardığında artık bunun bir hayal olmadığını biliyordu. İnsanların etrafta olması umurunda dahi değildi. Şaşkınlık içerisinde ne yaptığını bilmeden onu kucaklayarak, kanayan kollarına müdahale etti. Kızın bir şeyler mırıldandığını duydu ancak anlayamadı. Onu göğsüne sıkıca bastırırken "Adela," dedi ve derin bir nefes aldı. "Sen kendine ne yaptın?"
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Adela Majcherczyk

avatar

Lakap : çekçekçekçek.
Rp Sevgilisi : Terkedildi.
Mesaj Sayısı : 58
Kayıt tarihi : 25/08/11

Özel
Rp Puanı:
100/100  (100/100)

MesajKonu: Geri: paradoks   Ptsi Mart 19, 2012 8:15 am

    Parkın etrafından duyulan birtakım mırıltılar zihninde yankılanan müzik sesine hoş bir hava katıyordu. Tebessümüne karışan göz yaşları yanaklarından aşağıya süzülürken bedeni şiddetli bir tutuşla sarsılıverdi. Parmakları arasından kayıp yere düşen bıçak için küfür ettiği sırada kulağı eşsiz, içini gıcıklayan bir tınının esaretinde karıncalandı. "Adela," dedi kalbini deli gibi çarptıran ses. Ardından hiç ama hiç unutmadığı şekilde uzun uzadıya tatlı bir nefes aldı sesin sahibi şefkatle. "Sen kendine ne yaptın?" derken Adela genç adamın göğsüne bastırılmış bir vaziyette mutluluğunu yaşıyordu. Ne kadar mutlu olduğuna pay biçemezken Adela ellerini yavaşça genç adamın ensesinde ve saçlarında gezdirdi. Hala hatırladığı gibi, ne bir eksiği ne de bir fazlası vardı. Başını ağır ağır geriye çekerken ne yapması gerektiğini bilemiyordu. Ona ilk defa dokunuyormuş gibi bir suçluluk vardı içinde. Tecrübesizliğinden değildi, bir erkeğin neresine dokunup neresine dokunmaması gerektiğini Krystof'tan yeterince öğrenmişti. Aniden erkeğinin ondan sadece masumiyetini götürmediğini anladı Adela. Krystof'la birlikte olduğu her saniye, onu o yapan şeylerden parçalarını kaybediyordu. Çevresindeki herkesin dediği gibi olduğunu fark etti Adela. Krystof'un kendisine iyi geldiğini düşünürken, her adımda daha fazla çuvallıyordu. Krystof'un çenesinde ve saçlarında dolaştırdığı elleri yavaş yavaş ritmini kaybedip genç adamın göğsüne düştü. Gözlerinde olduğuna emin olduğu neşenin yok oluşuyla birlikte derin bir nefes verdi. Krystof ilk konuştukları gün olabileceklerin sinyalini vermemiş miydi? "Bir Slytherin'e yapmaman gereken bir şeyi yaptın, Adela." derken ileride olabilitesi muhtemel kötü şeylerden, oyunlardan bahsetmiş olmalıydı Krystof. Büyük bir tongaya getirildiğini düşündü Adela o an. Ancak düşüncesinden daha o anda vazgeçiverdi.

    Düşündükleri aptalcaydı. Nasıl da Krystof'un kendisine bilinçli bir şekilde zarar vereceğine inanıyordu ki Adela. Genç adamın sadık bir sevgili olup etrafında pervane gibi dönmesini bekleyemezdi. Krystof bunu kendisi söylemişti. Adela'nın istediğini ona veremezdi, ancak deneyecekti. İlk denemeleri sürecinde kendisine mükemmel aşk sözcükleri fısıldayan adamla, karşısındaki adamı karşılaştırdı Adela istemeden. Çok farklı olduğunu biliyordu, gözlerindeki bakış, kaşlarının gergin hali, sımsıkı bastırılan dudakları. Genç kız bütün bu tantanaya katlanamadan yavaşça gözlerini sildi. Sarhoşluğunu belli etmemek için fazla hareket etmiyordu. Parmaklarını tekrar genç adamın çenesine çıkardı ve ağlamamak için kendisini oldukça kasarak gözlerinin içine baktı. Yeşil gözlerini ne kadar özlediğini anlar anlamaz gözyaşlarını tutamadı ve hıçkırıklarıyla ağlamaya başladı. Genç adamı kendisine çekerek sarıldı. Boynunun çukuruna gömdüğü başını asla kaldırmak istemiyordu. Eğer başını kaldırırsa Krystof'un yok olup gideceğinden, aslında hayal görüyor olacağından korkuyordu. Sımsıcak tenini ve dokunuşlarını asla hissetmemiş olmaktan korkuyordu. Krystof o an yanında değilse, Adela daha fazla dayanamayacağını fark etti. Yavaş yavaş başını geri çekti ve alnını adamın yanağına yaslayıp derin bir nefes aldı kokusunu içine çekerek. "Tanrı eğer beni hala dinliyorsa," diye mırıldandı yavaşça. "...tek isteğim şuan gerçekten burada, benimle olman." Göz yaşları düşerken ellerini adamın boynuna sımsıkı sardı. Eğer bu bir rüyaysa, tadını sonuna kadar çıkarmak istiyordu. "Sen olmadan yaşayamıyorum Krystof, sen elimi bıraktığında tökezlemeye ve yalpalanıp etrafa çarpmaya başlıyorum..."

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Krystof Bartoloměj

avatar

Lakap : Krys
Rp Sevgilisi : avice whittle
Mesaj Sayısı : 191
Kayıt tarihi : 25/08/11

Özel
Rp Puanı:
99/100  (99/100)

MesajKonu: Geri: paradoks   Ptsi Mart 19, 2012 9:17 pm

    Ensesine değen soğuk ellerle ürperdi Krystof, en az kendi kalbi kadar soğuktu bu eller. Bir zamanlar eli eline değdiğinde ateşler saçan, suratında gülücüklerle kendisini bir tarihi esermiş gibi izleyen kız gitmişti. Buz gibiydi şimdi her şeyiyle. Elleri genç adamın suratını keşfe çıkarken genç adam gözlerini kapatıp kızın kokusunu içine çekti. Kendine has büyüleyici kokusu hala aynıydı, içkinin tiksindirici kokusuyla karışmış dahi olsa hala Adela idi. Tüm masumlukları kendisiyle birlikte ölmüştü belki, belki de her şey geride kalmıştı. Umurunda bile değildi genç adamın. Onu göğsünde hissetmenin ne demek olduğunu unutmuştu. Onun nefes alışlarını dinlemenin, sanki her an kırılabilecekmiş gibi olan bu kızı korumanın ne olduğunu hatırlamakta zorlanıyordu. Gözlerini açmak istemiyordu genç adam. Onun Adela'sı zayıftı belki, ancak hiçbir zaman yenilmiş olmamıştı. Kendince her zaman güçlü durmaya çalışmıştı. Şimdi ise... Şimdi ise, yıkık döküktü. “Bu gece mahçup ve üzgün bir Adela olacağım." demişti bir keresinde ona. Ve genç adam ona usulca yaklaşarak, değişmemesini söylemişti. Ama değişmişti işte. Tüm suçlu ise kendisinden başkası değildi.

    Adela'nın narin başı Krystof'un göğsünün hemen yukarısındaki adeta kız için yaratılmış çukura yerleşirken Krystof donakalmış gibi onu süzdü. Artık kemikleri dahi sayılacak şekilde zayıftı. Üzerindeki çıtkırıldımlık gitmiş, aksine rüzgarla dahi kırılabilecek duruma gelmişti. Ah Adela, diye düşündü Krystof. Tüm sorumlusu ben miyim? Genç kız adamın zihninde dönüp duran soruları bilmeksizin başını adamın başına dayadı. Alınları birbirlerine değerken eskiden yaptıkları neşeli şeyleri hatırladı, ikisi birlikteyken bir ruh buluyordu Krystof. Onsuz asla sahip olamadığı bir ruh. "Tanrı eğer beni hala dinliyorsa, tek isteğim şuan gerçekten burada, benimle olman." Zorla çıkan tek bir cümlenin ardından hıçkırıklara yenildi genç kız. Gözlerinden yaşlar yeniden sonu gelmeyecekmiş gibi akmaya başlarken kızın sesi git gide uzaklardan geliyordu sanki. "Sen olmadan yaşayamıyorum Krystof, sen elimi bıraktığında tökezlemeye ve yalpalanıp etrafa çarpmaya başlıyorum..." Sessizlik. Derin, koca bir sessizlik çöktü Londra'da adamın neresi dahi olmadığı bir yere. Sanki herkes susmuştu. Adela'nın düzensiz kalp atışlarını hissedebiliyor, ağlarken aldığı nefesleri duyabiliyordu. Peki ya, kendisi?

    O her daim karanlığın içerisinde yaşamış bir insana ışığı göstermek gibiydi. Kör edici ama bir o kadar güzel. Krystof alışık değildi onun aydınlığına, hiç alışamamıştı. Ama onu bir kez gördükten sonra... Hep onu aramamış mıydı? Uzun uzadıya olan gecelerde her gün kolunda adlarını dahi hatırlamadığı bedenler kıvranırken gözlerini açtığında hep Adela'yı görmeyi beklememiş miydi? Kendisini hazır hissedene kadar bekledi. Ne diyeceği konusunda hiçbir fikri yoktu, dudakları çaresizlikle aralandığında sesi hiç olmadığı kadar zayıf ve titrek çıkıyordu. "Buradayım, seninle, sana bıraktığım tüm acının ortasında... Gitmek istemedim hiç. Farkında değildin belki ama Adela, seninleyken güçsüzleşiyorum. Duygu nedir hiç bilmedim ben, hiç tatmadım aşkı. Hiç bağlanmadım..." Derin bir nefes aldı. Kelimeler dışarı çıkmak için boğazında diziliyordu. Devam etmeye gücü kalmamış olsa da devam etti. Onun için. "Senden korktum. Beni acınacak bir adam haline getirmenden korktum. Yokluğunda ne kadar acınacak hale düşeceğimi düşünemedim. Ne kadar kaybolacağımı, ne kadar öleceğimi bilmiyordum. Ah Adela, başını kaldır ve bana ne yaptığına bak." Sesindeki otoritenin tınısı kızın kafasını kaldırmasına yol açtığında, yaşarmış gözlerle ona baktı Krys. Bir ilkti. Hayatında ilk kez gözleri dolmuştu. Gözlerini kapatıp açtığında onları yeniden içine gömse dahi, onun artık bildiğini biliyordu. Ona ne kadar ihtiyacı olduğunu...

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Adela Majcherczyk

avatar

Lakap : çekçekçekçek.
Rp Sevgilisi : Terkedildi.
Mesaj Sayısı : 58
Kayıt tarihi : 25/08/11

Özel
Rp Puanı:
100/100  (100/100)

MesajKonu: Geri: paradoks   Ptsi Mart 19, 2012 10:01 pm

    Hıçkırıklarını tutamaz hale geldiğinde kendini saldı Adela. Öylesine içli ve sarsılarak ağlıyordu ki, onu kucağında tutan adamın taşımakta zorluk çekmesi bile normaldi. Londra, korkutucu bir tenhalığın eşiğinde dolanırken Adela, erkeğinin kalp atışlarını özlediğini anladı. Tam kaburgasının yanında onun kalbini hissedebiliyordu. Bir şeyler söylemesini istedi. Ne olursa olsun, eğer gerçekse konuşmalıydı Krystof. O adamın kendisini ne kadar güçsüzleştirdiğini anlar anlamaz kızın canı bir daha yandı. Kolundaki kurumaya çalışan kanların bir kısmı adamın ceketine doğru süzülüyordu. "Buradayım, seninle, sana bıraktığım tüm acının ortasında... Gitmek istemedim hiç. Farkında değildin belki ama Adela, seninleyken güçsüzleşiyorum. Duygu nedir hiç bilmedim ben, hiç tatmadım aşkı. Hiç bağlanmadım..." dedi adam usulca, Adela'nın daha önce hiç ama hiç duymadığı bir ses tonuyla birlikte. Krystof'ta acı çekiyor olabilir miydi sahiden? Onu umarsızca kara gölün yanında bırakıp gittikten sonra erkeğinin de kalbi acımış mıydı? Gözü karaya bürünmüş Krystof, yıkıcı sözlerini sarfederken aslında Adela'yı gerçekten seviyor olabilir miydi? Düşüncelerinin ortasında adam devam etti. "Senden korktum. Beni acınacak bir adam haline getirmenden korktum. Yokluğunda ne kadar acınacak hale düşeceğimi düşünemedim. Ne kadar kaybolacağımı, ne kadar öleceğimi bilmiyordum. Ah Adela, başını kaldır ve bana ne yaptığına bak." Erkeğinin sesi otoriter, kızgın bir hal aldığında başını kaldırması gerektiğini anladı Adela. Öyle ki, bir an başını kontrol edemeyeceğini bile düşündü.

    Ürkek gözlerini ona çevirirken çökmüş göz altları ilk defa dikkatini çekti. Adela kendisinden nefret etti erkeğine yaptıkları ve yapmış olduğu her şey için. Adela Krystof'a acı çektiriyordu. Hem de sadece severek. Sevginin ne kadar ölümcül olabileceği hakkında daha önceleri hiçbir fikri olmayan Adela, birdenbire 16 yaşındaki bir kız için çok fazla şey öğrenmişti. Kendisinde ölümcül bir sevgiyi barındıramayacağını da öğrenmişti. Çoğu zaman sinsi bakışlarıyla kalbini tekleten yeşil gözler şimdi ona dolu dolu bakıyordu. Ona bunu yaptığı için o an orada ölmek istedi Adela. Hem güzel bir ölüm olurdu. Sevdiği erkeğin kollarında, huzurla, kavuşmuşken. Ama bencillik de yapamazdı, eğer orada ölürse Krystof'un çekeceği acıları düşünür düşünmez bu tezinden vazgeçti. Erkeğinin onu kucağından indirmesi için hareketlendi ve çıplak ayakları üzerinde yere bastı. Elleri yanında sanki hiç ona bağlı değilmiş gibi sallanıyordu. Gözlerini siliverdi bir çırpıda. Onu öpmek istiyordu ancak ağzı fazlasıyla alkol ve sigara koktuğundan bunu yapmadı.

    Krystof ustaca gözyaşlarını geriye itiverdi. Belki de tek sorunları Krystof'un asla ortaya çıkmasına izin vermediği duygularından başka bir şey değildi. "Hayır," diyiverdi genç kız varolan bütün gücüyle çıkışarak. Ancak sesi cılız bir mırıltıdan fazla çıkmamıştı. Sarhoş olduğunda, kendini fazla kontrol edemiyordu. "...sen hiç güçsüzleşmedin, sevgilim. Eğer güçsüzleşseydin senin yanında olduğumda, sen elimden tuttuğunda ya da bana sarıldığında o kudretli huzuru hissetmezdim." Gözlerini sıktı ve yaşların düşüşüyle genç kız derin bir nefes alıp gözlerini Krystof'a çevirdi tekrardan. "Ama aksine, ben senin yanındayken o lanet olası sapıklardan ya da sürtüklerden tamamen korunuyormuş gibi hissediyordum. Üvey babamdan bile..." derken boğazına bir yumru oturuverdi. Krystof, üvey babası tarafından Adela'nın uğradığı şeyleri biliyordu. Yediği dayakları, kendisine edilen hakaretleri ya da amansız yere uğradığı tacizleri. Ve söylediklerinin hepsi doğruydu. Krystof'un kolları arasında olduğu zamanlarda Adela, hiçbir yerde bulamadığı huzuru buluyordu. Krystof'un yanlarında sabitlediği ellerini çekti ve ona sarılıp alnını göğsüne yasladı. Aralarında boy farkının tek huzur veren noktası, Adela'nın dilediği kadar başını onun göğsüne yaslayabilmesiydi. Ve o an Krystof'un kendisini belki de gerçekten seviyor olabileceğini anladı. Bu pis alkol ve sigar kokuları içindeyken bile erkeği ona sıkıca sarılabiliyordu. Ağzını toparlayabilmeyi denedi Adela. Sarhoşça mırıldandı. "Ve ben... Sanırım çok kötü kokuyorum. "

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Krystof Bartoloměj

avatar

Lakap : Krys
Rp Sevgilisi : avice whittle
Mesaj Sayısı : 191
Kayıt tarihi : 25/08/11

Özel
Rp Puanı:
99/100  (99/100)

MesajKonu: Geri: paradoks   Ptsi Mart 19, 2012 10:42 pm

    Kendisini öylesine kaybolmuş hissediyordu ki genç adam, Adela kucağından inmeye yeltenene kadar ona yalnızca baktı. Baktıkça içine pişmanlık doldu, hatalar yerleşti yüreğinin en amansız köşelerine. Baktıkça onu sevmek istedi, hiç bırakmamak üzere. Baktıkça... Ona ait olduğunu düşündü. Onu başka birinin kollarında, başka biriyle yan yana düşünemiyordu. Sanki Adela Krystof için doğmuş gibiydi, ironik bir şekilde kendisinden başka herkesin onu incitebileceğini düşünüyordu. En çok inciten kendisi değilmiş gibi. Kız karşısında Krys'e göre kısa olan boyuyla dikilirken onun çökmüşlüğü Krystof'u incitiyordu. Bu hali ona, ayrılmak istediği söylediği zamanı hatırlatıyordu. Bir ay önceydi, her şey yolundaydı. Adela o zamanlar neşe doluydu, gözlerindeki parıltılar böyle acı dolu değildi. Karagölün ortasındaydılar, genç adam dakikalarca onu süzmüş ve ardından karşısında aynen bu şekilde dikilerek "Buraya kadar," demişti. "Daha fazla sevgili oyunu oynamak istemiyorum. Bu bana göre değil Adela, bunu biliyorsun. Ben kızlarla oynarım, onların istediği kişi olmam. Farklı olmadığını bilmelisin." Ardından onun ne tepki verdiğini görmeden, ne dediğini duyamadan cisimlenip gitmişti. Var olmadığı iddia edilen yüreğinin bir parçasını orada bırakarak, hiçliğe karışmıştı.

    "Hayır. Sen hiç güçsüzleşmedin, sevgilim. Eğer güçsüzleşseydin senin yanında olduğumda, sen elimden tuttuğunda ya da bana sarıldığında o kudretli huzuru hissetmezdim." Adela'nın sesiyle kendisine geldi genç adam. Onun cümlelerine inanmak için yanıp tutuşuyordu. Ona huzuru vermekti sanki yaşama amacı. Kızın gözlerinden yaşlar yavaşça süzülürken Krystof'a nefes almak dahi zor geliyordu. Buradan gitmek istiyordu. Ondan, kendisinden, herkesten kaçmak. Ancak bunu bir kez denemişti ve sonuç yıkık dökükler ile dolu, parçalanmış iki kalpten başka bir şey olmamıştı. Kısa bir sessizlik olurken, Adela gücünü toparlayarak devam etti. "Ama aksine, ben senin yanındayken o lanet olası sapıklardan ya da sürtüklerden tamamen korunuyormuş gibi hissediyordum. Üvey babamdan bile..." Önce dediklerini idrak edemedi, ona yanında olduğu sürece güvende olduğunu söyleyecekti ki durdu. İşin içinde bir şeyler vardı, adamın bilmediği kötü bir şeyler. Vücudu baştan aşağı gerildi, eli adeta yumruk şeklinde gelirken kızı sarsmak, ne olduğunu sormak istedi. İçinde yanmaya başlayan ateş ruhunu sardı. Ancak Adela buna izin vermedi. Başını adamın göğsüne dayayarak ona huzuru sundu. Kollarıyla onu sarmaladı Krystof. Şimdilik içine attı sorularını. "Ve ben... Sanırım çok kötü kokuyorum." Ve kız yeniden neşeli benliğinden bir parça sunarken bir kahkaha patlattı Krystof.

    Onun bu pişmanlıklarla dolu ama Krystof'u yalnızca güldüren düşüncelerini özlediğini fark etti Krys. Kızın göğsünden ayırıp alnına bir öpücük kondurdu. "Fazlasıyla kötü kokuyorsun Pikachu. Seni ellerimle yıkamam gerekebilir!" Çapkın gülümseyişlerinden biriyle ona gülümsedi. Eli elini arayıp bulduğunda kanlarla dolmuş bileklerini süzdü kızın. Karnına tekme yemiş gibi nefessiz kesildi bir an. Suratındaki tüm gülümseyiş eriyip gitmiş, gözlerinin içerisinde acı yerleşmişti. "Ama her şeyden önce senden bir söz istiyorum," diye fısıldadı kızın kulağına. Kız cevap olarak elini sıktığında okşayıcı, yumuşak bir ses tonuyla devam etti. "Ben olmasam dahi güçlü duracaksın Adela. Kendine zarar vermek yok. Kendini incitmek yok. Bana çabalayacağına dair söz ver. Söz ver sevgilim..."
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Adela Majcherczyk

avatar

Lakap : çekçekçekçek.
Rp Sevgilisi : Terkedildi.
Mesaj Sayısı : 58
Kayıt tarihi : 25/08/11

Özel
Rp Puanı:
100/100  (100/100)

MesajKonu: Geri: paradoks   Salı Mart 20, 2012 8:39 am

    Alkol ve sigara kokusu kendisine hiç mi hiç kokmuyordu ancak erkeğinin bu kokuyu aldığından emindi. Yorgun bir biçimde Adela'nın başını yasladığı göğsünden kaldırdı Krystof ve alnına bir öpücük konduruverdi bütün özlemiyle, şevkiyle. "Fazlasıyla kötü kokuyorsun Pikachu. Seni ellerimle yıkamam gerekebilir!" Yüzündeki o tedirgin eden bakışın ardından kendisine öyle bakılmasını bile özlediğini anladı genç kız. Erkeğinin elleri yavaşça bileğinde kaydığında yaralarına değen yerler fazlasıyla acıdı. Bunu anlayan Krystof başını eğdi ve kanın tamamiyle kuruduğu koluna çevirdi gözlerini. Adela bundan kaçınmak istercesini yüzünü ekşitti ve bileğini çekti. Erkeği onun elini yakaladı ve kulağına doğru eğilip "Ama her şeyden önce senden bir söz istiyorum," diye fısıldadı Adela'nın kulağına. Konuşup anı bozmamak için yavaşça elini sıkmakla yeltendi Adela. Krystof'un nefesi kulağından ensesine doğru kayarken içindeki tuhaf his, genç kıza bunların bir rüya olduğunu fısıldıyordu. Gerçek olamayacak kadar berbat başlayan bir günün, gerçek olamayacak kadar güzel bir biçimde ilerleyebileceğine inanamıyordu Adela. Ancak Krystof gerçekti ve tam karşısındaydı. Krystof nazik ses tonuyla devam etti. "Ben olmasam dahi güçlü duracaksın Adela. Kendine zarar vermek yok. Kendini incitmek yok. Bana çabalayacağına dair söz ver. Söz ver sevgilim..." Krystof konuşmayı bırakır bırakmaz gülmemek için kendini zor tuttu. Hem korkuyor, hem de delicesine gülmek istiyordu. Kendini daha fazla tutamadı ve Krystof'un elleri arasından kurtulup kendini geriye atarak kahkahalar attı.

    "Bu hiçbir zaman yanında olmanın garantisini vermiyorum demenin başka bir yoluysa, inan bana karagölün kenarında söylediklerinden sonra bu nazik cümleler işe yaramaz." derken kesik kelimeleri arasında kahkahalar atıvermişti. Elleriyle saçlarını hareketlendirdi ve Krystof'a ciddi bir biçimde bakarken damarlarında dolaşan kanı tutamayıp daha fazla kahkaha atmaya başladı. "O söylediğin vicdansızca, adi, beş para etmez sözlerin ardından bile seni unutamadıysam, sevmekten vazgeçmediysem... Bu ucuz palavralar asla işe yaramaz." diyiverdi bütün öfkesiyle. Ardından gözlerindeki gülümsemenin getirisi kırışıklıklar kızgınlığın gerginliğine dönüştü ve Adela hızlı adımlarla Krystof'un göğsüne bir yumruk patlattı. "Senden bazen öylesine nefret ediyorum ki, senin gibi birini sevdiğim için kendimi baykuş kulesinden aşağıya atmak istiyorum. Ancak," derken sustu ve banktaki viski şişesinden büyük bir yudum aldı. "...ancak kendime geldiğimde, seni sevmek için bir nedene gerek olmadığını anlayıp seni sevmeye devam ediyorum. Ne kadar kazmanın teki de olsan, yine de beni gerçek anlamda sevebilecek tek erkek sensin. Bunun da farkında olduğun için bence bu burnu kalkıklığın. Ama olsun, sen bu halde bile yeterince iyisin." dedi ve soluk soluğa dinlendi. Sarhoşken çok konuşurdu ve bu huyunu sevmiyordu. Yavaşça adama yaklaştı ve göğsüne sokuldu. "Sessiz ve sıcak suyun olduğu bir yerlere gidelim. Bir yatak da fena olmaz. Çok yorgunum ve büyü yapamıyorum."


OUT; pardone gulüm çok saçma ve kısa oldu, sınav stresi.

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Krystof Bartoloměj

avatar

Lakap : Krys
Rp Sevgilisi : avice whittle
Mesaj Sayısı : 191
Kayıt tarihi : 25/08/11

Özel
Rp Puanı:
99/100  (99/100)

MesajKonu: Geri: paradoks   Perş. Mart 22, 2012 5:48 am

    Kulağına çalınan kahkaha irkilmesine sebep oldu genç adamın. Adela için çok yabancı, hiç de ona benzemeyen bir kahkahaydı bu. Tıpkı peşi sıra gelen sözler gibi. "Bu hiçbir zaman yanında olmanın garantisini vermiyorum demenin başka bir yoluysa, inan bana karagölün kenarında söylediklerinden sonra bu nazik cümleler işe yaramaz." Git gide sesi yükselirken gülüşündeki yabani ton Krystof'un içini yakıyordu. Bu kahkahayı çok duymuştu. Evet bu tarzı biliyordu. Bu kendisiydi. Ve Adela git gide ona benziyordu. "O söylediğin vicdansızca, adi, beş para etmez sözlerin ardından bile seni unutamadıysam, sevmekten vazgeçmediysem... Bu ucuz palavralar asla işe yaramaz." Kız güçsüz haliyle Krys'in göğsünü yumruklamaya başladığında olduğu yerde kaldı Krystof. Dokunduğu yerleri hissetmiyordu bile genç adam, kız o kadar güçsüzdü ki attığı yumrukların yumruğa benzer yanı yoktu. Onu tutmak ve durdurmak istedi Krystof. Ancak Adela hiç susmayacakmış gibi devam ediyordu. "Senden bazen öylesine nefret ediyorum ki, senin gibi birini sevdiğim için kendimi baykuş kulesinden aşağıya atmak istiyorum. Ancak, ancak kendime geldiğimde, seni sevmek için bir nedene gerek olmadığını anlayıp seni sevmeye devam ediyorum. Ne kadar kazmanın teki de olsan, yine de beni gerçek anlamda sevebilecek tek erkek sensin. Bunun da farkında olduğun için bence bu burnu kalkıklığın. Ama olsun, sen bu halde bile yeterince iyisin." dedi kız. Ve sonra hiçbir şey olmamış gibi onun kollarına girdi. "Sessiz ve sıcak suyun olduğu bir yerlere gidelim. Bir yatak da fena olmaz. Çok yorgunum ve büyü yapamıyorum."

    Genç adamın canını yakmıştı Adela'nın sözleri. Nasıl biri olduğunu biliyordu. Daha önce çok duymuştu böyle beylik lafları. Kızlar ona aşık olmuş, aşklarını kendilerine yedirememiş, sövmüş, sövmüş ve yine sövmüşlerdi. Elbette ki acımış, üzülmüştü Krystof ancak hiçbir zaman canını yakamamıştı denilenler. İnsanlar onun kim olduğunu, ne yapacağını bilirlerdi. Her günlerini bir gün Krys'in gideceğini bilerek geçirirlerdi. Adela da bunu en başından biliyordu. Ona söylemişti, onun için deneyeceğinden bahsetmişti. Ama bunu başarabileceğinin garantisini vermemişti. Suçluydu, belki sapına kadar suçluydu ama... Bir kaçış yolu arıyordu. Bu acımasız hiçbir şey yapamama duygusu onu yiyip bitiriyordu. Derin bir nefes aldı. Kız kendisine sarılırken ona vebalıymış gibi bakmaya başladığını fark etti. Kendine gel, dedi içindeki bir ses. Görmüyor musun, o yıkılmış, zayıf bir kız. Ve sen onu seviyorsun. İşte itiraf ediyordu kendi kendisine. Onu seviyordu, bunu kabullenmesi niye bu kadar zordu? Kimseyi sevmediği koca bir yalandı Krys'in. İkizini her şeyden çok severdi. Dostlarını. Erkekleri, kızları. Birçoğu için elinden geleni ardına koymazdı. Neden konu aşka gelince kaçıyordu? "Seni bırakmayacağım Adela," dedi saatler gibi geçen sessizliğin arkasından. "Duyuyor musun beni? Ne kadar boktan, ne kadar adi bir insan olduğumu biliyorum. Sana söylediklerim... Her gün, her dakika, her lanet olası saniye beni öldürmedi mi zannediyorsun? Yapma. Sen gördün. Kalbimi yalnızca sen gördün. Ve senin orada içimi aydınlattığını biliyorsun." Kızın saçlarını okşayarak suratını kapatan buklelerini yüzünden çekti. "Gidelim sevgilim. Tutun bana. Güven. Elini bırakmayacağım."



Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
 
paradoks
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Whisper of Death RPG :: Ü L K E L E R :: Londra-
Buraya geçin: