Whisper of Death RPG
Sitemize hoş geldiniz.
Lütfen giriş yapınız ya da üye olunuz.

WoD Yönetimi.



 
AnasayfaKapıSSSKullanıcı GruplarıKayıt OlGiriş yap

Paylaş | 
 

 Forbidden Interview

Önceki başlık Sonraki başlık Aşağa gitmek 
YazarMesaj
Katja Heinrich
Ravenclaw V. Sınıf Öğrencisi
Ravenclaw V. Sınıf Öğrencisi
avatar

Lakap : Kat
Rp Sevgilisi : Marvel kahramanları. Bir de Rhys diye biri varmış... Havalı altın çocuk. Hıh.
Mesaj Sayısı : 93
Kayıt tarihi : 08/09/11

MesajKonu: Forbidden Interview   Cuma Eyl. 09, 2011 10:34 pm

Liona Ambrosius & Valentyn Vavřinec

* * *
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Katja Heinrich
Ravenclaw V. Sınıf Öğrencisi
Ravenclaw V. Sınıf Öğrencisi
avatar

Lakap : Kat
Rp Sevgilisi : Marvel kahramanları. Bir de Rhys diye biri varmış... Havalı altın çocuk. Hıh.
Mesaj Sayısı : 93
Kayıt tarihi : 08/09/11

MesajKonu: Geri: Forbidden Interview   Cuma Eyl. 09, 2011 11:15 pm

    Büyük ağaçların, gizemli seslerin, her tarafı kaplayan sisin arkasında girilmesi yasaklanmış olan ormanda büyüleyici bir karanlık yayılırken, ormanın girişindeki bir ağaca sırtını dayamış, gözlerini yummuş ve kendi düşünceleriyle boğuşan genç kız buraya neden geldiğini sordu kendi kendine. Buna kendinin dahi cevabı yoktu, her şey birdenbire olmuştu. Üzerindeki üniformayı çıkartmış, görülmemek için gece siyahı bir elbise giyerek neredeyse boş olan ortak salondan kolaylıkla çıkmıştı. Kuleden kendisini kurtardığında ise kendisini ormanın girişindeki ulu ağaç olarak nitelendirdikleri çınar ağacının altında bulmuştu. Yasak ormanın dibinde, büyük bir ironiyle kendisini güvende hissettiği yerde.

    O an, zaten hayatının büyük bir ironiyle geçtiğini fark etti genç kız. Bir Ravenclaw'dı, zekiydi, zekası onu yönetirdi. Ancak hiçbir zaman çalışkan biri olamazdı, diğerlerinden farklıydı. Karanlık onun ta kendisiydi, fakat yalnız başına karanlık bile çekici gelmezdi. Birçok arkadaşı vardı, insanları severdi, yine de hep içinde bir şeyler, sana ihtiyacım var diyeceği birisi eksikti. Kim olduğunu bile bilmeden deli gibi ihtiyacı olduğu birileri.

    Hayatın gazabından bıkmış olan Liona, ayağa kalkarak yüzünü dipsiz bir şekilde uzanıp giden ormana dikti. Bir yandan deli gibi ister, diğer yandan ise gitmemek için kalbi deli gibi atarken, hevesi ağır bastı. Daha önce defalarca girdiği ormana, bu sefer içinde bir endişe ile daldı. Ayakları altında bakımsız otları çiğneyerek, kulağına çalınan seslerden korkmamaya çalıştı. Göğüs kafesini zorlayan kalbine söz geçiremese de, dakikalarca nereye gittiğinin farkında olmadan yürüdü ve yürüdü... Ta ki, artık nerede olduğunu bile bilemeyene kadar.

    Elinde tuttuğu asa ile etrafını aydınlatarak çevresine bakındı. Geri dönüş yolunu bilmesi gerekirdi, o geçtiği bir yolu asla unutmazdı. Oysa düşünceleriyle savaşmaktan nereden gitti, hangi köşeden döndü, hiçbirine dikkat etmemişti. Bu gerçekle yüzleştiğinde vücudunu bir titreme alıverdi. Ne yapacağını bilmeden bu ormanın en ücra köşelerinden birinde yapayalnızdı. Biliyordu, bağırsa tehlikenin göbek adı olan yaratıklardan birinden başka hiç kimse gelmeyecekti. Kimse sesini duymayacaktı... Sabah olmadan buradan çıkmayacaktı.

    Hayatının böyle sönüp gideceği gerçeğiyle yüreği burkuldu. Asasından çıkardığı ışığı söndürerek, bir ağacın dibine çöktü. Kaderine böyle son vereceğinin şerefine ağlamak istedi. Gözlerinden bir damla bile süzülmezken, derin bir nefes aldı. Pes edemezdi, etmemeliydi... Diz kapaklarına baskı yaparak ayağa fırladı, deli gibi koşturmaya başladı. Tökezleyene kadar deli gibi koştuktan sonra, yere yapışmanın verdiği acıyla inledi. Dizlerini göğüslerine çekip inlediği sırada, kulağına tıpkı kendisi gibi acı çekildiği belli olan bir ses geldi. Kendisinden daha içten, daha acılı. Bunun bir yaratıktan çok bir insana ait olduğunu anladığında burada yalnız olmadığı gerçeğiyle yüzleşti. İçini bir anlık saran mutluluk duygusuyla incinmiş ayağını zorlamamak için sürünerek kendisini sırtından güç alabileceği bir yere çekti. Ses o kadar yakından geliyordu ki, nefesini tuttu.

    Acının bir insanı bu kadar paralama düşüncesiyle bile midesi bulanırken, içindeki konuşma duygusuna daha fazla hakim olamadı. Başına neler geleceğini bilemeden. "Orada biri var mı?" diye mırıldandı. Sesi kendisine bile yabancı geldiği sırada, ormanı derin bir sessizlik kavradı.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Valentyn Vavřinec

avatar

Lakap : Vale.
Rp Sevgilisi : Liona Ambrosius.
Mesaj Sayısı : 66
Kayıt tarihi : 22/08/11

Özel
Rp Puanı:
97/100  (97/100)

MesajKonu: Geri: Forbidden Interview   Ptsi Eyl. 12, 2011 2:14 am


      Dolunayın ışığıyla derisine hüküm güden acı öylesine dayanılmaz bir hale gelmişti ki, 28 gündür yüzünü göremediği Liona’ya koşarcasına gittiği o gece dolunayın olduğunu unutmuştu. Heyhat, okula yaklaşmışken öylesine bir acı kaplamıştı ki göğsünü, sancılar içerisinde yere yıkılışı pek zaman almadı. Bağırıyordu, birilerinin onu duymasından korkmamacasına bağırıyor ve üzerine düştüğü toprağı deli gibi eşeliyordu. Sanki nabzı gözlerinde atıyor, kalbi her kan pompalayışında görüş alanı zonkluyordu. Okuldan uzaklaşman için kendini zorladı, ancak kalkamıyorken bile bunu yapmak öylesine zordu ki, birkaç emekleme adımından öteye geçememişti. Bulutlar ayın önünden çekilip bütün ışığını sergilemesine izin verdiği an Valentyn’in derisinin bazı parçaları etrafa saçıldı ve simsiyah tüyleri öylesine korkunç bir hızla salındı ki çimler üzerine, garip bir hışırtı etrafı kaplamıştı. O an itibariyle keskinleşen kokular, görüntüler ve duyular onun bilincini yerinden almış götürmüştü. Et ve kan vardı sadece aklında. Bunu hiç sevmezdi ancak yaşayabilmesi için et yemesi gerekiyordu. Günlük yaşamında da eti oldukça fazla yerdi. Ne kadar yerse yesin, dolunay zamanında dönüştüğü şey onun için 3 yıllık bir spora bedeldi. Ormanda koştu, birkaç hayvan ve ölmek üzere olan ev cinlerinden birini yedi. Karışıktı her yer. Saatler saatleri, Valentyn güzel kokulu hayvanları kovaladı bütün ormanda. Çoğunu yedi. Pislik bir şekilde, umarsızca yedi. Tekrar eski haline dönüştüğünde midesi korkunç ağrıyor olacaktı.

      Sabahın ilk ışıkları yasak ormanın ücra köşelerini bölge bölge aydınlatırken sis hala etrafa hakimdi. Ay kaybolduğunda ulumaları acı dolu çığlıklara dönüştü. İnsan olurken deli gibi acı çekerdi. Yerde kıvrandı, kolları biçimli insan kollarına henüz dönüşmediğinden pençeler savruluyor ve onu yaralıyordu. "Orada biri var mı?" dedi bir ses. Öylesine ürkmüştü ki Valentyn, ellerini kalkmak için kullandı. Kolları yerindeydi, evet orada gayet kaslı bir şekilde omuzlarına bağlıydı. Tam o an yere kapaklandı tekrar. Sesi tanıyordu. "Liona! Gelme." dedi büyük bir ısrarla. O kız elbette ki gelecekti, kendisine bir şeyin yapmaması söylendiğinde mutlaka yapardı.




enee ne kısa.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Katja Heinrich
Ravenclaw V. Sınıf Öğrencisi
Ravenclaw V. Sınıf Öğrencisi
avatar

Lakap : Kat
Rp Sevgilisi : Marvel kahramanları. Bir de Rhys diye biri varmış... Havalı altın çocuk. Hıh.
Mesaj Sayısı : 93
Kayıt tarihi : 08/09/11

MesajKonu: Geri: Forbidden Interview   Ptsi Eyl. 12, 2011 2:40 am

    Saniyeler bitmek bilmezken, neredeyse bir dakikanın ardından oldukça tanıdık ve genç kızın hasret kaldığı ses büyük bir hiddet içerisinde "Liona! Gelme," diye haykırdı. O an yerde dizinin acısıyla kavranan genç kız için her şey durdu. Suratını görmek için her şeyini verebileceği Valentyn'in acı dolu haykırışı dengesini alt üst ederken dehşet içerisinde ayağa kalktı. Biraz sendelese dahi var gücüyle sesin geldiği yere doğru ilerlemeye başladı. Ayaklarının onu götürmesine karşın beyni hala olayları kavramakta zorlanırken, yerde her tarafı kanlar içerisinde boylu boyunca uzanan genç adamı görünce boğazından yükselen inlemeye hakim olamadı.

    Titremeye başlayan ayaklarıyla onun yanına çöktü Liona. Belli ki onun varlığından rahatsız olan Valentyn arkasını dönmeye çabalasa da buna izin vermedi. Eliyle genç adamın yüzünü kavrayıp yutkundu. Onu özlemişti, günlerce onu düşünmüştü. Hem de bir hiç uğruna, belki onu umursamayan bu genç adam için kafasını patlatmıştı. Şimdiyse onun hemen yanı başındaydı, o yerde kan revan içerisindeyken. Bu saatte neden buradaydı, ona ne olmuştu bilemiyordu. Başına gelmiş olan ihtimallerin hepsi birbirinden korkunçtu ki, Liona düşünmemeyi tercih ederek genç adamın elini kavradı. "Valentyn.. bu- bunu sana kim yaptı?" dedi, ona bunu yapanı parçalayıp öldürme düşüncesiyle. Aklından öyle dehşet fikirler geçiriyordu ki, birdenbire gerçeği fark ettiğinde genç adamın sıkıca kavradığı elini bıraktı.

    Liona, her ne kadar diğer binadaşları gibi çalışkan biri olmasa da, zekası bir duyduğunu bir daha unutmayacak kadar kuvvetliydi. Ve adından emin olduğu kadar, dün gece dolunay olduğundan da. Düşünce dünyası o an birbirine girdiğinde ne yapacağını bilemeden genç adama baktı. Anlamıştı. Liona'nın anladığını biliyordu... Genç kızın kendisinden nefret edeceğini düşündüğünden olsa gerek ayağa kalkmaya çalıştı. Oysa o kadar güçsüz durumdaydı ki başaramadı. Aklından geçen düşüncelere lanet okuyan genç kız, onu bu halde görmeye dayanamayarak kalbinin sesini dinledi. Eliyle saçını okşarken, çatallı çıkan sesiyle mırıldandı. "Her şey geçecek." Sözleri ne kadar doğruydu bilemiyordu ama her şey geçmeliydi. Genç adamın iyi olduğunu görmeye ihtiyacı vardı Liona'nın.
Sayfa başına dön Aşağa gitmek
Kullanıcı profilini gör
Sponsored content




MesajKonu: Geri: Forbidden Interview   

Sayfa başına dön Aşağa gitmek
 
Forbidden Interview
Önceki başlık Sonraki başlık Sayfa başına dön 
1 sayfadaki 1 sayfası

Bu forumun müsaadesi var:Bu forumdaki mesajlara cevap veremezsiniz
Whisper of Death RPG :: H O G W A R T S :: Okul Arazisi :: Yasak Orman-
Buraya geçin: